|
VİCDANLAR KANIYOR! 
Haberi bilgisayar ekranıma düşen son dakika uyarısıyla öğrendim. Tekrar tekrar okudum ama İnanamadım.
Bizim ev hep siyaset eksenli konuşmaların odağı olmuştur. Televizyon deyince aklıma Demirel’in Meclis kürsüsünden yaptığı konuşma gelir.
Yine miting deyince Annem ve Babamın henüz çocuk yaşlarda elimden tutup götürdüğü Demirel mitingini hatırlarım.
Ama hiç sevemedim siyaseti, hiç düşünmedim ve düşünmüyorum siyasetin içinde olmayı..
Ancak gelin görün ki siyasetle içli dışlı bir meslekle iştigalim. Yani her siyasi gelişmeyi her siyasi hareketlenmeyi yakından hem de çok yakından takip etmek durumundayım..
Sözü fazla uzatmadan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın AK Parti hakkında açmış olduğu kapatma davasına getireceğim..
Olayı ne siyaset, ne ekonomi, ne de hukuki açıdan değerlendireceğim. Sadece bir insan olarak, siyaseti sevememiş, siyasetle içli dışlı olmayı düşünmeyen biri olarak yazacağım.
Haberi bilgisayar ekranıma düşen son dakika uyarısıyla öğrendim. Tekrar tekrar okudum ama İnanamadım. Haberi verdiğim çalışma arkadaşlarımın da benden farkı yoktu. İlk tepkileri hadi canım oldu!
Oysa kapatma davasıyla ilgili dosyanın hazır tutulduğunu ve müsait bir zamanda davanın açılacağını biliyordum. Yine de ilk duyduğumda inanmak istemedim.
Nasıl böyle bir dava açılır? 71 kişi ne yapmıştı da başsavcı böyle bir dava açmıştı.?
Davayı hukukçular, siyasiler ve ekonomistler yorumluyor. Doğruluğunu/ yanlışlığını, haklılığını/haksızlığını ya da ekonomiye tesirleri anlatılıyor; anlatılacak.
Ama evdeki, sokaktaki sade vatandaşın vicdanı bu olayı kabullenemiyor. Olayı duyan dostlarım arkadaşlarım beni arayıp neler oluyor Ankara’da diye soru yağmuruna tuttular.
Hukuki bilgiden yoksun Türkiye’nin en ücra köşesindeki vatandaşta biliyor ne olduğunu, ama onların anlayamadığı sorguladığı şey farklıydı.
Vicdanları rahatsız olmuş, olanları kabullenemiyorlardı.
İnsanlar sinirli, insanlar tepkili, bir sağduyu sesi bekliyor.
O ses gecikmeden AK Parti yönetiminden geldi. İlk resmi açıklamada itidal çağrısı yapıldı. Bu çağrının daha net ve açığını üstelik daha bir gür sesle Başbakan Erdoğan dillendirdi.
Bu çağrıya kulak verilmeli ve sağduyulu davranılmalı.
Vatandaşlar bu süreci böyle geçirmeli. Ancak şunu belirtmek isterim. Kaybeden şahıslar ve partiler olmuyor. Hatay’daki Ayşe teyze, İstanbul’daki Mehmet amca kaybediyor. Demokrasimiz onarılması zor yaralar alıyor; Yani olan bu güzel ülkenin güzel insanına oluyor.
İnsanlar kendileri gibi düşünmeyenlere bu kadar mı tahammül edemez, onları hukuki alt yapısı böylesine eksik bir iddianameyle mi ademe mahkum etmeye çalışır?
Pes!
En iyi adalet terazi vicdan terazisidir. Ve Anadolu insanının vicdan terazisi o kadar hassas o kadar doğrudur ki eminim bu son olaya yerinde ve zamanında gerekli tepkiyi verecektir.
Çünkü onların vicdan terazisi milim sapmaz.!
16.Mart.2008 00:59:29 |
|
|