EN SON HABER: (09:06) ŞEVVAL AYININ HATIRLATTIKLARI...     EURO: 1,8460 - 1,8470    DOLAR: 1,3690 - 1,3700
 

ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!

Ekrem Dumanlı

Şekil olarak bazı benzerlikler kurulabilir 367 meselesiyle.

Her ne kadar AK Parti hakkında açılan parti kapatma davası 367 tartışmasına benzetilse de bu seferki durumun bir hayli farklı olduğu ortada.

Yine bir cuma gecesi bir bildiri yayımlanmış ve bu hamle, Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararı etkilemişti. En azından kamuoyu, Anayasa Mahkemesi'nin kararından üç gün önce yapılan Genelkurmay açıklamasının böyle bir etki oluşturduğunu düşünmüştü. Ve maalesef Anayasa Mahkemesi aldığı kararla ciddi bir siyasî krize neden olmuş; aynı zamanda yargıya duyulan güvene gölge düşürmüştü. Çünkü alınan karar halkın vicdanını tatmin etmemiş; dolayısıyla adalet ve hakkaniyet duygusunu zaafa uğratmıştı. Sokaktaki insan en basit ve kestirme yoldan şunu soruyordu: Daha önce dört cumhurbaşkanının seçiminde aranmayan bir şart şimdi niçin talep ediliyor? Keyfî bir muamele yapıldığını düşünen ve kararın hukukî değil, siyasî olduğuna inanan kitleler, sandığa gider gitmez yanlış gördüğü davranışı cezalandırdı. İlk defa da alınmamıştı bu tavır.

Kamu vicdanına uymuyor

AK Parti ile ilgili açılan kapatma davasına bir de bu gözle bakmak gerekiyor. Ortaya konulan tepkilere bakar mısınız? Daha bir adım öne çıkıp da "bu doğru bir karardır" diyen gür bir sadâ; daha açıkçası kamu vicdanında olumlu yankılamalar yapacak bir davudî ses duyulmadı. CHP saflarından yükselen utangaç bir iki cümleyi bir kenara bırakın; daha doğru-dürüst mahkeme talebini destekleyen makul ve makbul bir söyleme de rastlanmadı.

Manzara şudur: Yurtiçinde ve dışında herkes parti kapatma davasının yanlış olduğunda, bu durumun Türkiye'nin itibarını sarstığında, siyasete doğrudan müdahale yapıldığında müttefik. Halk da böyle düşünüyor. O yüzden sık sık 27 Nisan bildirisiyle, e-muhtıradan sonra Anayasa Mahkemesi'nin aldığı kararla paralellikler kuruluyor. Çünkü 367 tartışmasında ciddi bir 367 safı vardı. Onlar diyordu ki; "Anayasa'yı doğru okuyun; çünkü cumhurbaşkanı seçebilmek için zikredilen 367 rakamı karar yeter sayısı değil, toplantı yeter sayısıdır. Yani ilk oylamalar geçersizdir; çünkü 367 toplantı yeter rakamına ulaşılamamıştır." Teamüle uygun değildi bu tez; ancak yine de ciddi taraftar toplayabildi. Bir şekilde buna inanmış ya da inanmış gibi gözüken insanlar vardı en azından. Onlar televizyonlara çıkıyor "hiçbir cumhurbaşkanı seçiminde aranmayan bir şart"ın gerekliliğini savunuyordu. Halk tatmin de olmadı; memnun da kalmadı bu zoraki yorumlardan. Kamu vicdanını yaralayan bir adaletsizliğin, toplum düzenini bozacak bir eşitsizliğin söz konusu olduğuna inanıyordu insanlar.

Şimdi durum daha farklı. Halk, Türkiye'nin bir parti mezarlığına dönüştüğünü ve parti kapatmanın ne kadar büyük bir hata olduğunu biliyor. Kapatılan her partinin başka bir damar bularak yepyeni ve daha güçlü gelişini, sadece siyaset bilimciler değil, herkesin düşünmesi gerekiyor. Halkın genel hissiyatını iyi anlamak şart! Kapatılan her parti ile aslında kendisinin cezalandırıldığına inanıyor vatandaş. Düşünün AK Parti, 16 milyondan fazla oy almış ve son seçim sonuçları göstermiş ki; neredeyse "her iki insandan biri bu siyasî partiye rey vermiş". Bunu kapatmak, 16 milyon insanı ve onların oy kullanamayan yakınlarını bizzat cezalandırmaktır. Böyle bir durum adalet mekanizmasına duyulan saygı ve güveni sarsmaz mı? "Sarsarsa sarssın" denemez. Çünkü adalet mekanizması siyasetler üstü bir yapıdır ve sosyal barışın olmazsa olmaz unsurudur. O yüzden yargının kendini tartışılır hale getirmesi de o tartışmanın çok değişik vesilelerle sürüp gitmesi de sakıncalıdır, yanlıştır.

Bize özgü bürokratik demokrasi!

Mesele sadece AK Parti meselesi de değildir. Halihazırda DTP için de kapatma istemi gündemdedir. Parti kapatma davalarının sonu yok. Yarın bir başka parti için de benzer bir talepte bulunulabilir. Bu nedenle en doğru tespiti MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptı ve suçun şahsîliğine dikkat çekerek parti kapatmanın yanlış sonuçlar doğurduğunu söyledi ki son derece doğru bir tespittir. Keyfî ve siyasî gözüken her hamle sadece demokrasimizi tüketmiyor; aynı zamanda adalet duygusunu köreltiyor.

Türkiye'nin bu noktaya gelmesinde herkesin belli bir oranda kusuru olabilir. Hataları sıralayıp suçluluk psikolojisi oluşturmak kaosu artırır ve müspet bir analiz yapılmasına engel olur. Acı gerçek şudur: Bugünkü manzara Türkiye'ye yakışmıyor. Neredeyse Türk halkının yarısından oy almış bir parti, kapatılmak isteniyor. Daha önceki antidemokratik engelleme gayretlerine halkın nasıl tepki verdiğini cümle âlem biliyor. Buna aldırmadan yapılan zoraki yorumlarla yeni bir hava oluşturulamaz. Türk kamuoyu da tatmin olmuyor gerekçelerden, dünya kamuoyu da. Daha açıkçası, durduk yerde dünyaya rezil oluyoruz. Ve maalesef öyle bir görüntü veriliyor ki; bu ülkede aslında demokrasi yok. Daha doğrusu imaj şu: "Bürokrasinin istediği kadar ve müsaade ettiği ölçüde demokrasi var bu ülkede". Bu manzara Türkiye'mize yakışmıyor.

Basının da büyük vebali var bugünkü vahim manzarada. Yalan-yanlış haberler; hatta maksatlı bilgilerin bile iddianameye girmesi üzerine medyamızın oturup kara kara düşünmesi gerekiyor. Alelacele yazılmış haberler, yeterince araştırılmamış bilgiler, muhataplarına sorularak derinleştirilememiş ayrıntılar ve daha bilmem hangi gazetecilik ilkelerinin ihmaliyle ortaya çıkan hatalar... Ya bazı gazeteler yaptıkları işin bir arşiv özelliği taşıdığını bilmiyor veya başka bir maksat uğruna gözü bir şey görmüyor. Ben meslektaşlarımın siyasî düşüncelerini bir kenara iterek doğru bilgi, doğru analiz peşinde koştuğuna inanmak isterim. En iyimser yorumla şunu belirtmek zorundayım ki; Türkiye'nin bütün olağanüstü zaman dilimlerinde medyanın yanlış bilgilendirme vebali bulunuyor. Bugün de durum budur ve medya açısından üzücü ayrıntılar söz konusudur. Oysa şartlar değişmiştir. 60'li, 70'li, 80'li yıllarda bir habere ulaşmak, onu çapraz kontrollerden geçirmek ve muhatabınıza doğru bilgiyi iletmek daha zordu. Bugün ise durum bambaşka. Yanlış bir bilgi anında düzeltiliyor; çünkü hem habere ulaşmak daha kolay hem de haber kaynakları çok daha çeşitli ve zengin bir mecraya dönüşmüş durumda. Meslek sorumluluğu daha soğukkanlı olmayı, ortaya atılan bir iddianın tamamını araştırmayı şart koşuyor gazetecilere. Bu gerçeği umursamayanları zor günler bekliyor; çünkü teknoloji ve iletişim nedeniyle yalan habercilik çok daha zor hale gelecek.

Kriz çıkaran, altında kalır...

Türkiye, çetin ve meşakkatli bir dönemden daha geçiyor. Eminim bunu da atlatacak, bu zorlukları da yenecek. Demokrasiden başka bir çıkış yolu olmadığı da aşikâr. Buna rağmen Türkiye'nin kaybı büyük. Bu kadar yüksek bir oyla gelmiş, AB yolunda hiçbir siyasî oluşumun atamadığı adımları atmış bir partinin kapatılması isteniyor. "Devletin kurumları arasında kavga var" şeklinde anlaşılan tuhaf bir manzara sunuluyor, adalet mekanizması hakkında yurtiçinde ve yurtdışında yapılan eleştiriler bu yüzden çok güçlü bir rüzgâr oluşturuyor. Bu şartlarda kim geleceğine yatırım yapar bu ülkenin? Zaten zor bir sene yaşayan dünya ekonomisinin devasa dalgaları üzerinde Türkiye nasıl keyfine göre sörf yapabilir? Bu ülkenin siyasî istikrarsızlığa sürüklenmesinin bedelini herkes çok ağır öder. Bunu bilmeyen var mı?

Şimdi tam sağduyu zamanı. İdeolojik saplantılardan arınmak, öfke ve bencillikten sıyrılmak ve Türkiye'nin geleceğini düşünmek zorunda herkes. Siyasette halkın ödüllendirildiğini ancak halk cezalandırır. Bunun örnekleri çoktur. Bu nedenle herkesin daha soğukkanlı davranması, ülkeye zarar verecek maceralardan kaçınması şart! Anayasa Mahkemesi çok ağır bir sınavdan daha yeni geçti. Toplumdaki adalet duygusunun sarsılmasına bizzat şahit oldu. Acı tecrübeler kurumun hafızasında hâlâ sımsıcak. Öyle umuyorum ki hem adalet mekanizması, hem siyaset daha makul bir çerçeve bulacak kendine. Bazen böyle oluyor; sular bulanmadan durulmuyor maalesef. Bulanmanın derin bir girdaba dönüşmesini, herkesi içine çekmesini önlemek lazım; zira bu saatten sonra yaşanacak bir kriz ya da kaos, tarih boyunca affedilmeyecek bir vebalin taşınması anlamına geliyor. Verilen demeçler, atılan manşetler, kaleme alınan yazılar çözümün yollarını açmalı; kavganın derinleşmesine sebep olmamalı. Ne yazık ki acı olaylardan yeterince ders çıkar(a)mayan bir toplumuz. Aklıselim devreye girmeli, bugünkü nahoş manzara yeni bir fırsata dönüşmeli. Adalete duyulan güven de tazelenmeli, siyasete duyulan itimat da. Çünkü bu ülkenin adil yargıya da ihtiyacı var, çok sesli ve özgür siyasete de.


17.Mart.2008 07:56:42
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR
Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ?
Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR
Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK
Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO
Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI
Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM
Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR?
Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 


Demirel son sözü söyledi
Yabancı bankaların kredi kazığı
Üçlü istihbarata rağmen baskın gelmiş
Faturası 7 milyon EURO !
Küresel krizin Türkiye'ye faturası
6 komando tugayı, profesyonel oluyor
Ödenek şikayeti ne kadar doğru?
Çin restoranlarında melamin izleri bulundu
Eskişehir'de trafik kazası: 3 ölü
Dağlıca tartışılsa Aktütün’ü yaşamazdık
Metin Yıkar
BANA DOLARI SORUYORLAR
2002-2007 arası Dünya ekonomileri için lale devriydi.
Asım Yıldırım
GENELKURMAY 2. BAŞKANI DİYOR Kİ...
Bir yerlerde yanlış yapılıyor ama nerede?
Musa Savaş
CEBIT BİLİŞİM EURASİA FUARINA NASIL GİTMELİ?
Öncelikle biraz fuarın geçmişinden bahsetmek istiyorum.
ahmet-sahin
Ahmed Şahin
ŞEVVAL AYININ HATIRLATTIKLARI
Ramazan'dan sonra gelen Şevval ayı, bir kısım dinî olayların yaşandığı özel ve güzel bir aydır.
ali-bayramoglu
Ali Bayramoğlu
SARIKAMIŞ'TAN AKTÜTÜN'E…
Bir yazıda şehitlerin, hayatını kaybetmiş genç askerlerin önünde saygıyla ancak bu kadar eğilinir…
bulent-korucu
Bülent Korucu
PARA YOK, CAN VERELİM
Aktütün Karakolu'na yapılan saldırı yüreğimize ateş düşürdü.
cengiz-candar
Cengiz Çandar
BANA 'YENİ BİR ŞEY' SÖYLEYİN
Aktütün, Türkiye'nin "terörle mücadelesi"nde bir "dönüm noktası" olabilecek mi?
ekrem-dumanli
Ekrem Dumanlı
ASIL TUZAK BUDUR
Acımız büyük. 15 vatan evladı şehit edilmiş; nasıl yas tutmayasın.
fehmi-koru
Fehmi Koru
İŞİMİZ KOLAY DEĞİL
Demokrasiler zorlansalar da krizlere karşı tedbir alırlar.
mahir-kaynak
Mahir Kaynak
FARKLI BİR MODEL
Aktütün Karakolu’na yapılan menfur saldırı ve uğradığımız kayıpları değerlendirirken atıfta bulunduğumuz aktörlerin hepsi yerel.
mehmet-barlas
Mehmet Barlas
SATHI MÜDAFAA
Hedef alınan bir karakol değil ülkenin bütünlüğüdür
hasan-cemal
Hasan Cemal
YAZIK, TÜRKİYE’NİN MORALİ YİNE BOZULMAYA BAŞLADI!
Bilgisayarın başına oturuyorum. Omuzlarımda sanki bin ton yük.