|
KÜÇÜK-BÜYÜK ERGENEKONLAR 
Ergenekon soruşturmasının genelde neyle ilgili olduğunu biliyoruz
Sabah erken saatlerde haberi Murat Yetkin'den aldım: İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu ve Doğu Perinçek Ergenekon soruşturması kapsamında başkalarıyla birlikte gözaltına alınmışlardı. Polis sabah 04.30'da evlere girmiş, arama yapmış, kendince bazı şeylere el koymuş, sonra da İlhan Selçuk'u, Doğu Perinçek'i, eski İstanbul Üniversitesi rektörlerinden Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nu emniyet müdürlüğüne götürmüştü.
Ergenekon soruşturmasının genelde neyle ilgili olduğunu biliyoruz, mevcut yayın yasakları ve hukuka saygımızdan ötürü pek çok şeyi de yazmıyoruz ama açıkçası İlhan Selçuk'un tam olarak hangi deliller uyarınca 'şüpheli' olduğunu bilmiyoruz.
Eğer savcı cesaretle işin sonuna kadar gidebilirse Ergenekon'un uzun yılların en önemli soruşturması olduğuna kuşkum yok ama yine de insanın içi cız ediyor elbette. 83 yaşındaki İlhan Selçuk'a daha 'şık' bir yöntem uygulanabilir, en azından sabah kendi kendine uyanması beklenebilirdi.
Ama maalesef bizim polisimizin ve savcılarımızın bütün 'şüpheli'lere muamelesi, onların suçlu olduğu varsayımıyla daha gözaltına alınma anından itibaren cezalandırılması şeklinde olduğu için, İlhan Selçuk da bu artık vazgeçilmesi gereken muameleden payını aldı.
* * *
Daha önce bu köşede Ergenekon'la ilgili çıkan yazılarımdan birinde, o sıralar sansasyona yol açan gözaltı ve tutuklama kararlarından hareketle, "Bu aslında Küçük Ergenekon, bir de bunun büyüğü var" demiştim.
Hâlâ da bunu demeye devam ediyorum. 'Büyük Ergenekon'a, esas beyin takımına, esas yürütme ekibine, esas tepedeki isimlere hâlâ ulaşmış değil soruşturma. Ulaşacak mı? Umarım. Ama soruşturmanın çok yavaş gittiğine, aradan neredeyse bir yıl geçmesine rağmen hâlâ dava açılmadığına, 'demokratik hukuk devletini koruma adına' yapılan soruşturmanın uzamasının hukuka zarar vermeye başladığına da dikkat çekmek isterim.
* * *
'Ergenekon' adlı devletin içinde gizlenmiş örgütün kökeni ve kuruluşu ne zamana dayanıyor bilmiyorum. Eldeki spekülatif 'bilgi' kırıntılarına göre bu örgüt, daha önce İtalya'da ortaya çıkarılan 'Gladio'nun Türkiye'deki adı, kuruluşu da 50'li yıllara kadar gidiyor.
Bu böyle midir, değil midir bilemeyeceğim ama şurası kesin: Türkiye, özellikle 2003'den itibaren çok zorlu bir süreçten geçiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidara gelmesi, bu partinin AB üyeliği yolunda hızlı adımlar atıp Milli Güvenlik Kurulu dahil bazı yapılarda reformlara girişmesi, hele hele Kıbrıs sorununu kökünden çözmek için zamanın BM Genel Sekreterinin adıyla anılan 'Annan Planı'nı kabule yönelmesinin ardından askeri darbe tehlikesi neredeyse elle tutulur hale geldi.
2004 yılında önce 'Sarıkız' sonra 'Ayışığı' kod adlarıyla darbe planları yapıldığı artık biliniyor. Bu darbeler yapılmadı veya yapılamadı. Ama AKP'yi demokrasi dışı yöntemlerle devirme arzusu sona ermedi. Ardından strateji değişti ve Türkiye'nin 27 Mayıs 1960 darbesi öncesindeki gibi bir ortama sokulması, en sonunda halkın askeri yönetime el koymaya davet edecek duruma gelmesi hedeflendi.
Geçen yıl bu vakitler Cumhuriyet mitingleriyle neredeyse o noktaya yaklaşıyorduk ama sonra gelen gece yarısı muhtırası ve Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararı imdada yetişti, seçime gidildi, AKP seçimi yüzde 47 ile alınca da suskunluk ve hayal kırıklığı dönemine girildi.
Tam bu aşamada da Ergenekon soruşturması, sürpriz şekilde Ümraniye'de bir evde bulunan bazı patlayıcılar sayesinde başladı. Bu adli soruşturma başlangıçta çok yavaş gidiyordu. Ama seçim sonrası kurulan hükümette Abdülkadir Aksu'nun değil de Beşir Atalay'ın İçişleri Bakanı olmasının işleri hızlandırdığı, polisin elindeki bilgileri savcılarla daha fazla paylaşır olduğu iddiasını temellendiren hızlı gelişmeler yaşandı.
Fakat ben yine de, savcının elinde 'Büyük Ergenekon'a ulaşmasını sağlayacak kadar bilgi olduğunu, şimdilik, sanmıyorum. Bu bilgiler ve belki de delillendirilebilecek bazı şeyler 'devlet'te birilerinde var ama herhalde bizim şimdi bilemediğimiz, göremediğimiz bazı sebeplerle veya bir büyük pazarlığın parçası olarak savcıya iletilmiyor, onun eli rahatlatılmıyor.
Ama dünden itibaren, İlhan Selçuk gibi bir simge ismin gözaltına alınmasıyla savcının soruşturması ilginç bir dönemece girdi ve eğer soruşturmada sona yaklaşılmadıysa korkarım Türkiye çok tehlikeli bir hesaplaşmaya doğru gidiyor.
Bir yana 'Büyük Ergenekon'u, bir yana da AKP hakkındaki kapatma davasını koyduğunuzda, ne demek istediğimi daha kolay anlayabilirsiniz.
22.Mart.2008 12:44:53 |
|
|