|
TERÖRÜN EKMEĞİNE NE OLURSUNUZ YAĞ SÜRMEYELİM 
Cemreler düşmüştür peşi peşine… Önce havaya, sonra suya en sonda toprağa.
Kainat, bir bereketlenme kuşağına girmiştir…Toprak yeniden başak vermeye hazırlanmaktadır ve cansız toprak “kainatın mutasarrıfı” büyük sanatkarın” ol demesiyle bir kez daha hayat veren ürünler bahçesine dönmeye başlamıştır. Yani baharın kokusu toprağa sinmiş ve artık baharın gelişi yani “Nevruz”u bir bayram havasında kutlamanın vakti gelmiştir.
Dünyada da nevruz bir bayram olarak kutlanır. İnsanlar, şükürlerin dile getirir, eğlenceler ile yeniden yeşeren kainatın neşesine ortak olunur.
Candan kardeşler ülkesi Azerbaycan’da kutlamaları Devlet Başkanı İlham Aliyev’in bizzat katılım ile başladı ve tam 9 gün tatil ilan edildi. Etrafta ne bir polis ne bir gerginlik ne de ülkede bir huzursuzluğu çağrıştıran her hangi bir emare görülmedi. Zaten insanların da böyle bir kaygısı da yoktu.
Peki numunesi kendinden menkul vukuatlar ülkesi güzel yurdumuzda “Nevruz” nasıl karşılanıyor?
Aslında birçok ülkede olduğu ülkemizde de nevruz bayram gibi kutlanıyor. Ah bir de şu provokatörler olmasa.
Provokatörler işlerini yapıyor. Peki bu oyunları boşa çıkartmak, bu provokatörlerin ekmeğine yağ sürmemek hepimizin görevi değil mi?
Van ve Hakkari’de yaşatılmak istenen hadiseler ne kadar uyanık olmamız gerektiğini bir kez daha gösterdi. Van, Doğu’nun en büyük illerinden. Adrese dayalı nüfus sayımına göre Van’ın nüfusu 979 bin 671, merkez nüfusu ise 400 bine yaklaştı.
Van’da olay çıkaran kaç kişilik bir gruptu? Görüntülere bakılırsa çok fazla olmalıydı? Ama işin gerçeği bu değildi. Sayıları 100-200’ü geçmeyen eylemci bir grup yüzünden şehirdeki geriye kalan 979 bin insanı zan altında bırakmak doğru bir yaklaşım olmasa gerek. Bir şehri bu şekilde yansıtmak teröre bir nevi alet olmak değil mi? Nevruzu bir bayram olarak kutlayan vatandaşlarımıza amiyane tabiri ile ayıp olmuyor mu?
Boşuna dememişler insanın adı çıkacağına canı çıksın diye.Neyse…
Yıkmanın bu kadar kolay, yapmanın ne kadar zor olduğu herkesin malumu.
Olayın bir başka boyutu ise; topluluk psikolojisi ile bir araya topladıkları yığınları istedikleri gibi kullanan ve amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olan bölücü örgütün piyonları -ki bölücü örgütün de bir piyon olduğunu unutmamak lazım- şehirdeki yaptıklarını, ortaya koydukları vahşeti evimizin içinde izlemek zorunda mıydık? Bu tür haberleri verirken söylerken mangalda kül bırakmadığımız vatanseverlik duygularımız nerede kalıyor?
Olan olayı vermek bütün habercilerin görevi ama bunu yaparken çok dikkatli olmak gerekiyor.
Daha sonra görüntülerin dili, alanında uzman provokatörlerin yerde nasıl ölü numarası yaptıklarını ve daha sonra fotoğrafları çekildikten sonra nasıl ayaklanıp gittiklerini hepimize gösterdi.
Unutana ufak bir hatırlatma… Herkesin malumu ki 11 Eylül bütün dehşetiyle dünyanın gözü önüne getirildiği zaman bile ABD’nin imajını bozacak hiçbir görüntü ekranlara yansımamıştı.
Bu konuda hassas olunmalı ve dünyanın artık global bir köy hale geldiği unutulmamalı.
Türkiye en hassas dönemlerinden birini yaşıyor. Terörün beli bir kez daha kırılıyor inşallah bir kez daha doğrulamaz. O yüzden herkesin çok dikkatli olması lazım. Diyarbakır’ın , Van’ın, Hakkari’nin imajını korumakta en büyük görev bölge halkına düşüyor. En az onlar kadar bize düşen ise olaylara sağduyulu yaklaşmak ve memleketin hayrına tavır ortaya koymak olmalı.
Etrafı ateşten çemberlerle çevrili Türkiye, belki de son çemberi geçmek üzere … Belki de bu virajın sonrasında güzel yurdum, Muş ovası kadar düz, Van gölü kadar güzel , Ağrı Dağı kadar dik ve mağrur bir dönemi giriyor olmalı.
25.Mart.2008 16:51:44 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|