|
NEREDEN ÇIKTI BU UZLAŞMA ? 
Uzlaşma ya da sağduyu diye milletin karşısına çıkanlar önce bu soruların cevaplarını, toplumu tatmin edecek şekilde vermeli.
Ne kadar itiraz edilemez, ne kadar yapıcı, ne kadar iyi niyetli bir kelime değil mi ? Uzlaşma…
Kriz anlarında, işler içinden çıkılmaz hal aldığında, akl-ı selim gerektiğinde hep sağduyulu olmayı telkin ederiz.
Artık hiçbir şeye görünen yüzüyle bakamıyoruz. Yaşadıklarımız bizi bu hale getirdi. O hale geldik ki uzlaşmayı bile sorgular olduk.
Nereden çıktı şimdi bu uzlaşma kampanyası ?
Sağduyu çağrılarının muhatabı kim ?
Kim uzlaşacak, kim sağduyulu olacak ?
Sağduyulu olması gereken kim ?
Uzlaşılacak olan kim ?
Uzlaşma isteyen kim ?
Hangi konuda uzlaşılacak ?
Bu bir beyaz bayrak kaldırma atraksiyonu mu ?
Yoksa yeni bir planın parçası mı ?
Uzlaşma ya da sağduyu diye milletin karşısına çıkanlar önce bu soruların cevaplarını, toplumu tatmin edecek şekilde vermeli.
Türkiye Cumhuriyetini ele geçirmek için açıktan ve gizli onlarca yıldır sürdürülen bir örgütlü mücadelenin deşifre olduğunu çok net görüyoruz. Ergenekon terör örgütünün görünen kısmının görünmeyenin yanında devede kulak kaldığını sokaktaki çocuklar bile konuşuyor.
Türkiye; yöneticilerin dik duramaması sebebiyle Şemdinli’de elinden kaçırdığı fırsatı şimdi bir kez daha yakaladı. Ergenekon’un korkusuzca üzerine gidildiğinde çorap söküğü gibi arkası geleceğinden herkes emin. Ak Parti hakkında açılması istenen kapatma davasının Ergenekon ile ilgisi olmadığını düşünmek safdillik olur. Davanın ardından Ergenekon soruşturmasının hız kazandığını görmemek ve bunu beklememek de aynı şekilde. Çünkü her iki taraf için de durum ‘tamam ya da devam’ meselesi haline geldi.
Perinçek ve Alemdaroğlu’nun alınmaları İlhan Selçuk’un yanında arada kaynadı. Bütün mesele Cumhuriyet yazarı Selçuk’un, yurtdışı yasağı konularak serbest bırakılmasından sonra Başbakan’a yaptığı uzlaşma ve sağduyu çağrısında düğümleniyor. İlhan Selçuk sorguya dair magazinel bölümler dışında en yakınındakilere bile sır vermiyor. Ve çıkar çıkmaz ilk sözünün ‘uzlaşma’ olması ona içeride sağlam bir fotoğraf gösterildiği izlenimi veriyor. Açıkçası duayenden işareti alanların da ‘uzlaşma ve sağduyu’ çağrısına kalkışmaları hiç samimi gelmiyor. Nitekim başsavcının kapatma için Anayasa Mahkemesine başvurmasından bir gün sonra Tuskon’un Genel Kuruluna katılan TOBB Başkanının hiç yorum yapmayıp, şimdi uzlaşma heyetine öncülük etmesi ve “herkes bir adım geri atsın” demesi de anlamlı.
Eeee şimdi bu neyin uzlaşması ?
Siz Ergenekon’u askıya alın, karşı taraf da bir yolunu bulup davayı okus pokus yapsın mı denmek isteniyor ?
Uzlaşmayı kimin istediğine iyi bakmak lazım. Terör örgütüyle uzlaşma fikrini akıldan bile geçirmek bir ülkenin bağımsızlığına vurulabilecek en büyük darbedir.
Kapatılma özelde Ak Parti’nin genelde ülkenin istikrarını ilgilendiren bir mesele olabilir ama Ergenekon bu milletin meselesi artık. Görmüyor musunuz toplum gelişmeleri nasıl an be an takip ediyor. İnternet haber sitelerinin aldığı ‘tık’lar üçe beşe katlandı. Millet geri adım atılmadan kanını emen çetenin kökünün kazınmasını istiyor. Millet çocuklarının ve torunlarının, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu bir Türkiye’de yaşamaları için çetelerle, terör örgütleriyle uzlaşılmasını değil kökünün kazınmasını istiyor. Sonunda kapatılmak da olsa.
Bazı şeyleri yapmak cesaret ister, o cesareti gösterme fırsatı da insanın eline hayatta bir kere geçer. Türkiye’nin geleceği için millet şimdi bu cesareti bekliyor. Geri adım değil büyük adımlar bekliyor.
27.Mart.2008 09:32:22 |
|
|