|
BU ÇAĞRIYA KİM KULAK ASAR? 
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin en önemli 7 sivil örgütüyle medyanın önüne çıkarak “herkes bir adım geri atsın” dedi.
Bu çağrı ile ilgili tepkiler farklı noktalara çekildi. Kimine göre adresi bilinmeyen bir yere gitti. Kimine göre Hisarcıklıoğlu’nun fırsattan istifade Hükümet’in kaybettiği insiyatifi eline aldı. Bir başka kesimde bu çağrıdan sonra savaş baltaları gömülecek öngörüsünde bulundu.
Peki, bu çağrıya ilk cevabı kim verdi merak ediyor musunuz? Maalesef ekonomi verdi. Üstelik ekonomi bir değil birkaç adım geri giderek. İstikrarla ileri giden ekonominin, istikrarsızlıkla geri gitmesi kadar normal bir şey olamaz.
Peki, ekonomi tepkisini nasıl gösterdi? Dolar tırmandı, dünyadaki olumlu havaya rağmen Türkiye’de uzun zamandan beri ilk kez borsa içeriye kulak vererek düştü. Faiz yüzde 18’lerinde üstüne çıktı.
Sakın bu durumu kimsenin umursamadığını düşünmeyin. İnanın herkesin bir hesabı var.
Birileri için istenen bu değimliydi zaten? Ne diyordu arkasından ağlanası, büyük düşünür, gözaltına alındığı için hakkında yas tutulan duayen? Ekonomik kriz çıkması için bir şeyler yapmak lazım…
O bile bir anda şaşırarak istediğine kavuştu. Kapatma Davasına karşı gösterilen Ergenekon ve arkasından kendisinin de dahil edildiği 8 gözaltı “gökte ararken yerde bulduk” oluverdi. Bundan daha iyi darbe mi olur?
Şimdi birde parlamento içindeki siyasi manzaraya bakalım lütfen. AK Parti, öncelikle hakkında açılan kapatma davasından nasıl kurtulurumun derdinde. Yüzde 47 ile iktidara gelen bu partinin, Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerine yoğunlaşması, yapısal reformları bir an önce yapması ve yeni anayasa hazırlayarak Türkiye’nin önünü açmasının beklendiği şu günlerde.
AK Parti’ye şartlı destek veren MHP, Recep Tayyip Erdoğan’dan nasıl kurtulurumun hesaplarını yapıyor. Gazetelere de yansıdı, MHP diyor ki "Verin Erdoğan’ı alın AK Parti’yi". MHP’nin düşüncesi açıkça bu. Gelelim CHP ve Deniz Baykal’a. Onlar zaten halktan umudunu çoktan kesmiş. Hem Cumhurbaşkanı Gül, hem Başbakan Erdoğan ve ekibi hem de AK Parti gitsin, işte o zaman CHP ve Deniz Baykal gerçekten kendini çok daha rahat hissedecek. Devlet içindeki etkinliğini de yeniden istediği seviyeye getirmiş olacak. Ne gerek var ülkenin önünü açacak, iktidara alternatif olacak, yeni projeler üretmeye.
Yargı, yıllardır şüpheyle bakılan güvenirliliğini 367 kararı ile adeta belgeledi. Açılan kapatma davasına kimse bir hukuki gerekçe bulamıyor. Davayı, tarafsız (başta batı ülkeleri olmak üzere) herkes, yargının, siyasete bir darbesi olarak gördü. Ne komiktir ki, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın AKP için açtığı kapatma davasını eleştirenlere “hukuka müdahale ediliyor” diye bağıranlar, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıyı acımasızca eleştiriyor, hakkında soruşturma açılmasını istiyorlar.
Medya mı dediniz? Her gün görüyorsunuz zaten. Ergenekon’a adı karışan medya avazı çıktığı kadar bağırıyor. Önce Ergenekon’u yok saydılar. Kendilerine yaklaşıldığını hissedince olayı küçültmenin yollarını aradılar. O da tutmayınca operasyonu durdurma kudretine sahip olduklarına inandıkları iktidarı sıkıştırmaya çalışıyorlar. Son hamleyi hepiniz gördünüz. Ergenekon’u Şemdinli Davası’na dönüştürüp birkaç küçük piyonla kapanmasını sağlayacaklar. Tansiyonu sırf bu yüzden yükseltiyorlar. Sadece İktidar partisini değil, resmen ülkeyi sıkıştırıyorlar.
Pazarlık açıkça yapılıyor. “Ergenekon’dan vazgeç, kapatma davasında yapılacak anayasa değişikliğine göz yumalım”. İyi güzel de nasıl olacak? Savcılar davadan vaaz mı geçecekler? Ergenekon savcısı topladığımız deliller yetersiz mi diyecek? Veli Küçük ve vatansever arkadaşları “Türkiye sizinle gurur duyuyor” sloganları ile cezaevinden mi çıkarılacak? İçeri girmek için sırasını bekleyenlere Milli Piyango’dan size af mı çıktı denilecek?
Bu umumi manzara içinde başta reel sektör olmak üzere, 2008’e büyük umut bağlayan ekonominin bütün tarafları ne yapacaklarının şaşkınlığı içinde. Son bir yıldır öldüresiye eleştirdikleri İktidar Partisi’nin şu günlerden yara almadan çıkması için adeta dua ediyorlar. Biliyorlar ki, muhtemel bir kapatma kararı ile son yıllardaki bütün kazanımlarını tıpkı 2001 yılında olduğu gibi kaybedecekler. Herkes yatıp kalkıp dua etsin ki, 2001 yılında başlatılan makro ekonomik reformlar mevcut Hükümet’in kararlı tutumu sayesinde sulandırılmadan bugüne kadar getirildi. Yoksa, şu en sıkıntılı günler inan bu kadar az hasarla atlatılamazdı.
Ama önümüzdeki süreci düşününce daha atlatıp atlatmadığımızı da bilmiyoruz…
Şimdi iş gelecekle ilgili önemli öngörülerde bulunan ekonomistlere düşüyor. Ekonomi uzmanlarımız, kahvelerini yudumlayarak fincanlarının dibindeki telvelerle fal bakmaya başlasınlar. Bakalım yıllarca büyük uğraşılarla düzeltilen ekonomik göstergeler yeniden rayına kaç vakte kadar oturacak? Yatırımın temeli olarak gösterilen siyasi ve ekonomik istikrar hangi şartlarda yeniden sağlanabilecek? Dünyayı sallayan ekonomik dalga Türkiye’de yaşanan son günlerdeki belirsizlikle birleşince tusunami etkisi yapacak mı?
27.Mart.2008 16:32:28 |
|
|