|
“ZEKİ”CE AMA ETİK OLMAYAN BİR YOL! 
Efendim DSP Genel Başkanı Sayın “Zeki” Sezer-isme dikkat lütfen- Türkiye’yi krizden çıkaracak formülü buldu.
Nedir o formül: Başbakan Ak Parti hakkında açılan kapatma davasının selameti açısından istifa etmeli.
“Zeki” insanın hali başka!
Memleket günlerdir “yahu nasıl etsek de demokrasiyi zaafa uğratmadan şu badireyi atlatsak” diye kendini paralaya dursun “Zeki” Bey, eşi benzeri bulunmaz projeyi tek kuruş almadan hibe etti nitekim.
TBMM’de bir basın toplantısı tertip eden “Zeki” Bey “parti kapatılmasına karşıyım” diye başlamış söze. Ama Ak Parti’nin parti kapatmayı engelleyen yasa değişikliği hazırlığına da acayip kızmış. Sezer “Böyle bir girişim hukuka ve hukukun üstünlüğüne sivil bir darbe girişimidir. Bunu da içimize sindirmemiz mümkün değil” demiş.
“Zekice fikrini ise sona saklamış:
“Anayasa değişikliğini düşünmek bir tarafa, demokratik ülkelerde olması gerektiği gibi, Sayın Başbakan'dan, 'Benim hakkımda bir dava açılmış, bu süreç devam ediyor. Davanın sağlıklı gelişmesi açısından hükümeti, davanın konusu olmayan bir arkadaşıma bırakıyorum. Başbakanlığı ona bırakıyorum' demesi beklenirdi.
İsmiyle müsemma olmak böyle bir şey olsa gerek!
DSP Genel Başkanı’nın “zeki” bir öneriyle probleme el atması takdire şayan, ama küçük bir itirazım var.
Başbakan kim olacak? Ak Parti Genel Merkezi’nin çaycısı uygun mudur Sayın Başkan?
Malum Yargıtay Başsavcısı’nın açtığı davada 71 kişiye siyasi yasak isteniyor.
Zeki Sezer laikçi kesimin alkışlarına mazhar olduğu konuşmasını “etik” davranış dersi vererek bitiriyor.
Başbakan hakkında dokunulmazlık fezlekeleri var. Bu nedenle bile o süreçler tamamlanana kadar, fezlekenin gereği süreçlerin önü açılıp ona göre bir hükümet yapılanmasına imkan vermeliydi Sayın Başbakan. Etik açıdan yeni bir hükümet, bu süreçte doğru olur.''
Siyasetçi dediğin böylesi günler için lazım ağalar. Görün örnek alın!
Eminim, Sezer’in bu ali fikirle “cuntacı” “laikçi” cenahtan aldığı puanlara hayıflanıyordur Baykal, Şener ve Cindoruk!
Aslında bu biraz da Başbakan’ın kabahati!
Kötü alıştırdı “darbeci” kesimi. Önce Başbakanlığı sonra Cumhurbaşkanlığı’nı bıraktı Abdullah Gül’e sırf “kaos” çıkmasın diye.
“Alışmış kudurmuştan beterdir”
Başbakan Erdoğan ile ilgili suçlama “yolsuzluk” ya da “uçkur” ile ilgili olsa pek tabii bu öneri saygıyla karşılanır. “Git aklan gel” denilebilir. Ama gazete kupürlerinden derleme iddianame ile açılan davada “keske alaka” kalıyor, yeni başbakan, yeni hükümet talebi.
Şöyle der Anadolu insanı “Duymuş ama ruh getirmemiş.” Yani bir konuda yarım yamalak bir şeyler biliyor, ama sapla samanı birbirine karıştırıyor.
Dikkat istirham ediyorum. Açıklama içinde “etik” geçen bir cümleyle bitiyor. Yanlış mı okudum diye kendimi çimdikleyip tekrar kontrol ettim. Baktım ki kapatma davası kadar gerçek!
Etik ve Zeki Bey!
O zaman birkaç sorum olacak.
Başkanı olduğunuz parti meclise nasıl girdi Sayın “Zeki” Bey? Barajı aşmış mıydınız?
Aşmamış mıydınız, hay Allah! Nasıl girmiştiniz Meclise peki?
Lütfen istirham ederim, ben cevap vereyim.
Hülle yapmıştınız. Yüzde 10 barajını ve dolayısıyla hukuku çaktırmadan delmiştiniz. CHP listelerinden meclise şöyle bir güzel kapağı atıvermiştiniz.
Harfiyen böyle olmuştu.
“Zekice” ama “etik” olmayan bir yoldu galiba Zeki Bey ne dersiniz?
29.Mart.2008 12:20:40 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [1 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
dadaşkurt 30.Mart.2008 05:41:27 |
|
|
 |
|
|
zekinin fikri mi?
bence o fikri ona rahşan anası vermiştir.yoksa o izin vermeden ihtiyaç gidermeye gidemez.rahşan hanımın göbek adı ne?keşke zeki olsaymış.
|
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|