|
TAYYİP ERDOĞAN’I NASIL BİR GÜNDEM BEKLİYOR?.. 
Demokrasi ve hukuku hiçe sayan kuşatmayı yarmak!
İçte ve dışta ekonomiyi, mali piyasaları ve siyaseti yakın takipte tutan iş dünyasındaki bazı dostlarla dün sohbet ederken ilk tepkilerini not ettim:
“Karanlık!”
“Çok bulanık!”
“Toz duman!”
Biri özetle şunları söyledi:
“Alın sosyal güvenlik reformunu... Sosyal güvenlik sisteminin yarattığı açık, yıllardan beri ekonominin sırtında büyümüş olan, ekonomik gelişmeyi de köstekleyen bir kamburdur. Ama reformcu adımlar atılmadığı için bu kara delik kapanmadı. Bu gidişle de anlaşılan kapkara hale gelecek. Hükümet eğer bu sorunu iki yıl önce gündemine almış olsa, reformu daha kolay başarabilirdi. İlkeli davranmadı. Bugün artık umutlu olmak için fazla bir neden yok. Çünkü zayıf, muktedir olmayan bir hükümet var karşımızda. Bu yüzden tavize çok daha açık hale geldi. Sendikalardan esen ters rüzgarlar karşısında, yelkenleri hemen suya indiriverdi.”
Muktedir olmayan hükümet!
Sohbetimizde bunun altı özellikle çizildi. Başının üzerinde bir kapatma davası Demokles’in Kılıcı gibi sallanan hükümetin iş yapabilirliği konusunda ciddi soru işaretlerininin doğduğunu belirten dost şöyle devam etti:
“Ekonomide hükümetin karnesi birkaç yıldır zaten iyi değildi. Kapatma davasıyla birlikte ortalık şimdi toz duman. Dış yatırımcının frene basması, ‘Dur bakalım!’ demesi çok normal. Bekleyecekler.”
İkinci dost şunları söyledi:
“Durum çok bulanık! Ekonomideki dış türbülanstan daha nasibimizi çok almadık. Dıştaki krizin derinliği henüz tam belli değil. Bize dalga dalga daha yansıyabilir. Bu bulanık ortamda dış yatırımcı frene basacak. Ne diye Türkiye’ye getireyim diyecek ki haksız değil. Böylesine bulanık bir ortamda parasını cebinde tutmayı tercih eder insanlar... Oysa, bizim cari açığımızı finanse edebilmemiz için özelleştirmeye devam etmemiz lazım. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını çekmemiz lazım. Nasıl olacak bu?..”
Üçüncü dost şöyle devam etti:
“Dediğim gibi önümüzü göremiyorum, çok karanlık. Ayrıca AKP krizleri çok kötü yönetiyor.”
Dün sabahki bu sohbetlerimden üç nokta ön plana çıktı denebilir:
Siyasetle ekonomi...
AKP’nin kötü kriz yönetimi...
Muktedir olmayan hükümet...
Önce ilk nokta:
Siyasetle ekonomiyi birbirinden ayırmak kolay değildir. Hele Türkiye gibi ülkelerde bu olanaksızdır.
Daha sekiz ay önce yüzde 47 oy almış bir iktidar partisi kapatılmak ve bir cumhurbaşkanıyla bir başbakan yasaklanmak istenirken, sanki hiçbir şey olmamış gibi ekonomide iyilikler beklemek gerçekçilikten çok uzaktır.
Siyaset istikrarsızlaşırken, ekonomi de bundan nasibini alacaktır.
Onun içindir ki, şimdi böyle bir ortamda ‘muktedir olmayan hükümet’ algısı ister istemez su yüzüne vurmaya başlamış durumda...
Bu çerçevede, AKP’nin kötü kriz yönetiminin gündeme getirilmesi de sürpriz değil.
İşte nedenleri:
(1) Seçim sonrası AKP eğer ‘sivil anayasa’ ile bir demokrasi atılımı başlatmış olsaydı...
(2) Üniversitelerde başörtüsü-türban yasağının kaldırılması da, siyasi partilerin kapatılmasının güçleştirilmesi de, yeni bir siyasal partiler ve seçim düzeni de, ifade ve akademik özgürlükler de bu ‘sivil anayasa’nın içinde yer alsaydı...
(3) En geç 2007 Kasım ayı içinde Başbakan Erdoğan, bir elinde AB’nin Venedik kriterlerine uygun ‘sivil anayasa’ taslağı, öbür elinde 301 gibi demokrasi ayıplarını kaldıran demokratikleşme paketi ile AB başkentlerinde turlamış olsaydı...
Her şey bugün çok farklı olurdu.
Başbakan Erdoğan, o tarihlerde bunları kendisine önerenlere, bunları yazanlara kulak vermiş olsaydı, bugün herhalde demokrasi ve hukuka karşı darbe sürecini tetikleyenler karşısında çok daha güçlü konumda olurdu.
Ama yine de bu yakın geçmişten ders çıkarılabilir.
Başbakan Erdoğan, bundan sonra bir eline ‘sivil anayasa‘yı, öbür eline ‘ekonomide reformculuğu’ alarak yürümelidir.
Bir yandan AB yolunda kararlı olduğunu atacağı adımlarla gösterirken, öte yandan IMF ile uyum konusunda ekonomide gerekenlerin yapılacağını açıklamalı ve bir an önce yapmalıdır.
Sivil anayasa konusunda ‘referandum’u da göze almalıdır.
Son olarak:
Başbakan Erdoğan, hem böyle bir süreci başlatırken, hem de Anayasa Mahkemesi’ndeki savunmasını yaparken laiklik konusundaki kaygıları giderecek bir duruşu da mutlaka sergilemedir.
Hızlı ve enerjik davranmak şart!
Demokrasi ve hukuku hiçe sayan kuşatma başka türlü yarılamaz. 02.Nisan.2008 08:32:23 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
|
 | Mayıs 13 YOLUN SONU GELSİN İSTİYORSAK, KAPSAMLI STRATEJİ ŞART! |  | Mayıs 09 BEN O RÜYADAN UYANDIM, YOKSA SİZ HÂLÂ UYUYOR MUSUNUZ?.. |  | Mayıs 07 GERÇEKLERİ MAKASLAMAK, HALININ ALTINA SÜPÜRMEK! |  | Mayıs 03 ERDOĞAN, YOL HARİTASINI NİYE BİR TÜRLÜ ÇİZEMİYOR? |  | Mayıs 01 1 MAYIS’A ŞİDDET VE KAN BULAŞMASIN! |  | Nisan 30 HEDEF ÖNCE BAŞI, SONRA GÖVDEYİ Mİ TESLİM ALMAK? |  | Nisan 24 AKP KAPATILIRSA, YENİ HÜKÜMET NASIL KURULUR? |  | Nisan 20 ÖZAL VE SİYASİ İKTİDAR |  | Nisan 19 SÖYLEYİN, NE ZAMAN SES VERECEK BU ÜLKE? |  | Nisan 18 301 YAZISI YAZMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI... |  | Nisan 17 MAPUSLAR SARAYI’NDA DARBE TERTİPLERİ... |  | Nisan 12 367 VAKASI: |  | Nisan 09 ASKERLE DEMOKRASİ SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?.. |  | Nisan 04 DEMOKRASİ SORUNU ÇÖZÜLMEDEN, AŞ VE İŞ SORUNU DA ÇÖZÜLMEZ! |  | Nisan 03 BRİÇ KULÜBÜNDE PİŞPİRİK OYNANMAZ! |  | Nisan 02 TAYYİP ERDOĞAN’I NASIL BİR GÜNDEM BEKLİYOR?.. |  | Nisan 01 ‘YARGISAL DARBE’ SÜRECİ MAALESEF BAŞLADI |  | Mart 28 AKP’DEN DEĞİL, DEMOKRASİDEN YANA OLMAK! |  | Mart 27 ERGENEKON’LU, DARBELİ, AKP’Lİ NOTLAR |  | Mart 25 DARBECİLİKTEN,CUNTACILIKTAN DEMOKRASİ KAHRAMANLIĞINA... |  | Mart 21 WASHİNGTON’DA TÜRKİYE ÖNEMSENİYOR, ÇÜNKÜ... |  | Mart 20 ASKERİ VE HUKUKİ DARBELER ÇÖZÜM DEĞİL |  | Mart 18 HUKUK DİYE DİYE HUKUK VE DEMOKRASİ KATLEDİLDİ ! |  | Mart 11 DEMOKRASİ NE ZAMAN ‘ORTAK PLATFORM’ OLARAK BENİMSENECEK? |  | Mart 05 PKK ELEŞTİRİSİ YOK GİBİ! |  | Ocak 27 BAKALIM,BAŞBAKAN ERDOĞAN BİR İSTİSNA OLABİLECEK Mİ? |  | Ocak 24 SONUNA KADAR GİDİLECEK Mİ? |  | Ocak 12 ERDOĞAN'IN KOYDUĞU HEDEFLER İYİ AMA... |  | Ocak 06 BARIŞA BİR ŞANS VERMEK,BÜTÜN SÖYLEDİĞİMİZ BU! |  | Ocak 04 YENİ YILDA AKLIMA TAKILANLAR- 4 |  | Ocak 02 YENİ YILDA AKLIMA TAKILANLAR |  | Aralık 28 'OPERASYON'UN ARKASI GELECEK Mİ? |  | Aralık 16 TÜRBAN YA DA DİN KORKUSU |  | Aralık 15 FIRSAT KAÇMASIN, YAZIK OLUR! |  | Aralık 05 KATLİAMIN ÜSTÜ MÜ ÖRTÜLMEK İSTENİYOR? |  | Kasım 28 İKİ TOKAT! |  | Kasım 23 NEDEN OLMASIN? |  | Kasım 22 PKK'YI İZOLE SÜRECİ İYİ İŞLİYOR! |  | Kasım 20 ŞİDDETE KARŞI AKILLA, SABIRLA MÜCADELE! |
|
| |
|
|