EN SON HABER: (09:39) Öyle bir gol kaçırdı ki... - V...     EURO: 1,8980 - 1,9000    DOLAR: 1,3970 - 1,3980
 

YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI

Ekrem Dumanlı

Bu sene fena bir 1 Nisan şakasına maruz kaldım.

Aslında bu tür hileli şakaları genelde savuştururum; ama bu sefer tuzağa düştüm. Önce ben korktum; sonra bu küçük şakayı yapanlar.

Bizim iç haberler sayfası editörü Osman İridağ başkanlığındaki muzip bir ekip pusuya yatmış, kendi hikâyesini yazmış ve en çetrefilli zaman dilimi olan akşam saatinde senaryolarını sahneye sürmüştü. Bir yayıncı için en zor zamandır o saatler. Sayfaların gecikme riski vardır, matbaa sizi beklemektedir vesaire. O esnada birinin kalkıp hayatî bir konuda soğuk bir şaka yapacağını (üstelik bunu büyük bir ciddiyet içinde yapacağını) tahmin edemezsiniz. Hele kamuoyu, parti kapatma gibi kritik konuyla hop oturup hop kalkıyorsa. Neyse... 1 Nisan şakasını deşifre etmeden önce size akşamki manzarayı anlatmam gerekiyor ki mesele tam kavranabilsin.

Akşamları maket toplantısı yapılır gazetelerde. Sabahtan başlayıp gün boyu süren haber değerlendirmelerinin sonuncusudur bu. Konuşulanların sayfalara ne ölçüde yansıdığı bilgisayardan çıkan maketlerden anlaşılır. Editörler kafa kafaya verir ve son taslak sayfalar üzerinde yeni bir beyin fırtınasına tutulur. Sabah ve öğle toplantılarında yapılan konuşmalar ete kemiğe bürünmüştür artık. Sadece haberlerin sayfada yer alış biçimi, hangisinin manşet hangisinin ikinci, üçüncü haber olacağı gözden geçirilmez, aynı zamanda başlıkların harf büyüklüğünden sayfa tasarımının haberin anlaşılmasına ne kadar yardımcı olduğuna kadar pek çok mevzu ele alınır bu son toplantıda. Dar bir zaman diliminde yapılan bu görüşmede bazen bir kelime ya da bir fotoğraf tartışılır. Aslında yapılan iş basittir: Baskıya hazır hale gelmiş gazetenin okur gözüyle nasıl algılanacağını/anlaşılacağını müzakere ederiz. Yani, akşamki yayın toplantısı, editörlerin 'vay be, neler yapmışız' şeklindeki övünmesinden çok 'meramımızı doğru ifade edebilmiş miyiz' sorgulamasının yapıldığı yerdir. İşin içine bir de 'Okur bu bilgiye ne kadar ihtiyaç duyar, haberi doğru, anlaşılır ve hakperestçe verebilmiş miyiz?' gibi sorular girince akşam toplantıları hayatî önem kazanır.

Her okurun bir kerecik olsun bu toplantıların içine karışmasını çok isterdim; zira oradaki hassasiyet, ciddiyet ve sorumluluk duygusu gazetenin kalite ölçümüdür. Yayıncılık sorumluluğunun zirveye çıktığı yer orasıdır. Orada 'Bu manşet halkı rencide eder mi?' diye sorulmuyorsa, 'Bu başlık demokrasi ve özgürlükleri değil; yasakçılığı ve bir tür faşizmi çağrıştırır.' eleştirisi yapılmıyorsa vay o gazetenin haline! Daha doğrusu, vay o ülkenin haline! Akşam toplantısına katılan insanlar, her meseleye değişik pencerelerden bakmak zorundadır. Birbirine zıt fikirlerin akşama kadar süren çatışması artık habere dönüşmüş, beyin fırtınaları artık dinmiştir ve artık sağduyu ile cesaretin el ele vererek sayfalara konuk olma zamanı gelmiştir. Bu noktadan sonrası bilginin arşiv değerine dönüşmesi ve tarihin bağrına emanet edilmesi açısından da önemlidir... Sadece Zaman'da değil, her gazete için böyledir; daha doğrusu böyle olmak zorundadır.

Tekrar 1 Nisan şakasına dönecek olursam; itiraf etmeliyim ki emek ve sabır isteyen bir hileyle karşı karşıya kaldım. Şakacı cunta(!) özene bezene bir sayfa yapmış; aynen bizim birinci sayfamıza benziyor. Gizlice yaptıkları birinci sayfanın maketini de (bilgisayar çıktısını da) almışlar. Tam yayın toplantısına geldiğimde o sayfayı çıkarıp 'yarınki gazetenin birinci sayfası' diye takdim etmezler mi? Aman Allah'ım; Zaman bambaşka bir gazeteye dönüşmüş. İridağ; soyadından aldığı ilhamla olsa gerek iri puntolu devasa bir başlık kullanmış gazetenin manşetinde. Başlık aynen şu: 'Oybirliğiyle kaos!' Ortaya kocaman bir Deniz Baykal fotoğrafı, Anayasa Mahkemesi'ni hedefleyen görsel öğeler de işin cabası. Haberlerin sunumu nasıl kışkırtıcı, inanamazsınız. Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti ile ilgili kapatma dosyasına 'evet' dediği gün çıkan bu hayalî sayfada tepkilerin keskinliği o kadar aşikardı ki 'Bu ne biçim sayfa, siz aklınızı mı kaybettiniz?' demişim. Sabah ve öğle toplantılarında konuşulmayan bir durumla karşı karşıya olduğumuz için sitem hakkımız da mahfuzdu zaten. Diğer haberlere de göz atınca sayfada bir anormallik olduğunu anlamam uzun sürmedi. Güya Fenerbahçeli Alex, 'Chelsea'yi eleyeceğiz, Liverpool'dan Kartal'ın intikamını alacağız' demiş. Olacak şey değil. Paris Hilton, 'Artık Türkiye'de yaşayacağım' demiş. Bir başka haberde 'Kıvrıkoğlu, İlhan Selçuk'u ziyaret etti' başlığı kullanılmış; ne ilgisi varsa...

Zaman haşin bir gazetecilik yapsaydı ne olurdu?

Bu muzip sayfanın hile olduğunu anlamam uzun sürmedi tabii; ancak daha sonra derinden derine düşünmeye başladım: Gerçekten Zaman Gazetesi, 1 Nisan şakasında yapıldığı gibi sert ve haşin bir habercilik yapsaydı bunun toplumdaki yansımaları nasıl olurdu? Şüphesiz 'varsın öyle olsun' diyen küçük ve asabi bir zümre de çıkabilir; ama eminim ki bu gazete, bazılarının yaptığı gibi her gün kışkırtıcı yayınlar yapsaydı bu ülkeye çok ciddi zarar verirdi. Nitekim üslupsuzluk yüzünden birileri yeterince zarar veriyor. Zaman da öyle yapsaydı halka bu kadar mal olabilir miydi? Zira Zaman, gücünü kamu vicdanından alıyor. O yüzden yükselen bir değer ve o yüzden her geçen gün kıymeti daha çok anlaşılıyor. Eminim, 1 Nisan şaka sayfasını yayınlamış olsaydık, okurumuz da bunu içine sindiremeyecek ve 'Bu nasıl gazetecilik kardeşim?' diye tepkisini ortaya koyacaktı. Nitekim şakaya maruz kalan bizim yazı işleri (başta genel yayın yönetmen yardımcısı Mehmet Kamış olmak üzere) benzer bir tepki vererek 'Yayın politikamız mı değişti?' diye sormak zorunda kaldı.

1 Nisan şakasının ardından yaptığım iç muhasebenin bir de genel gazetecilik anlayışına bakan yönü var: Türkiye'de bazı gazeteler, senenin her günü bizim 1 Nisan şakasında yaptığımız gazeteye benziyor! İri puntolar, tahrik edici başlıklar, kamplaşmayı alevlendirici haberler, insanları hakir görmeyi meziyet sayan ifadeler... Marjinal gazetelerden bahsetmiyorum; Allah onlara akıl-fikir versin. Meslektaşlarının fotoğraflarını basarak onları hedef gösteren ve bu şaklabanlığı gazetecilik sanan birilerine söylenecek söz bulmak zor. Kimden emir alırlar, hangi bağlantılarla bu kadar pervasız davranmaya yeltenirler; onu aslında herkes biliyor...

Demek istediğim şu ki; maalesef bu ülkede kendini 'kitle gazetesi' olarak tanımlayan bazı gazeteler, çok ciddi bir marjinalleşme yaşıyor. Attıkları başlıkların çoğunu pespaye bulvar gazeteleri bile atmaz. 'Olsun, bu da bir tercihtir' denebilir. Ancak mesele o kadar da basit değil. Ortadaki gazeteler (başta Hürriyet ve Sabah olmak üzere) uç noktalara kayar ve cepheleşmeyi körüklerse bu ülkenin akıbeti kötü olur ve gazete yöneticileri büyük vebal altında kalır. Çünkü merkezdekilerin pusulası şaşınca çevredekiler kendini daha da marjinal noktalara kaymak zorunda hisseder. Her gün 1 Nisan şakası yapıl(a)maz, her gün akla ziyan haberler ve yorumlarla milletin öfkesi kabartılmaz. Bu azgın görüntü sadece gazeteciliğe değil; bu güzel ülkeye de cidden zarar veriyor...

Zaman'ın şimdi tam zamanı

Hafta içinde reklâmlarımız yayınlanmaya başladı. Her zamanki gibi vurgusu, insan sevgisi, sosyal barış, temel hak ve özgürlükler, hayatı dostça paylaşım... Zaman'a yakışan da budur; başka bir şey değil. Üstelik herkesin burnundan soluduğu bir döneme denk geldi reklâmlar. Üç versiyondan oluşan reklâm kampanyamızın birinde başörtülü ve başörtüsüz iki genç kızın verdiği sosyal barış mesajı, üzerinde düşünmeye değecek kadar etkili. Madem bu ülkenin çocukları aynı evde, aynı mahallede beraber yaşıyor; hiç kimse bu insanları birbirine düşür(e)memeli. Diğer reklâm filmi işverenle işçi arasındaki hayatı paylaşım üzerine kurgulanmış. İş hayatının en hareketli günlerine denk gelen reklâm, olabildiğince güncel ve manidar. Diğer film, futbol üzerinden meramını anlatıyor ve kavga yerine dostluğa, centilmenliğe işaret ediyor. Ligin bitimine haftalar kala verilen bu mesaj da çok iyi bir zamanlamaya denk geldi...

Yeni abone kampanyası döneminde Anadolu'nun nasıl kıpır kıpır olduğunun farkındayız. Gazete bürolarımız dolup taşıyor, her akşam onlarca abone toplantıları yapılıyor. Bürolarımızdaki heyecan gazete merkezinde de hissediliyor. Hemen her yazarımız okurlarla yapılan buluşmalara katılmak için yoğun bir gayret sarf ediyor. Bu sene yazı işleri kadromuz da seferberlik havası içinde yapılan abone toplantılarına yetişmeye çalışıyor. Herkesin gönlündeki aynı: Bu kadar gergin gündemle sağlıklı düşünmekten hızla uzaklaşan ülkemizde Zaman'a duyulan (daha doğrusu Zaman'ın temsil etmek için çırpınıp durduğu sağduyulu ve sorumlu yayıncılığa duyulan) ihtiyaç her dönemdekinden daha fazladır. Bu heyecanı paylaşan herkese tarih huzurunda teşekkür boynumuzun borcudur. Her yaştan, her meslekten insanın 'Ben Zaman okuyorum, siz de okur musunuz?' demesi kadar güzel bir reklâm düşünemiyorum zaten; çünkü hiçbir tanıtım, yüreklerden taşan sıcaklık kadar tesirli olamaz. Yine de ekranlara, reklâm panolarına, web sitelerine yansıyan reklâm mesajlarının anlaşılmayı kolaylaştırmasını temenni ediyor, yeni dönemde yeni okur heyecanı taşıyan herkese gazete mutfağından saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun; şimdi Zaman'ın zamanıdır; yani aklı selimin, fikri selimin, kalbi selimin...


07.Nisan.2008 07:35:06
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ekim 13 ASKER-MEDYA İLİŞKİSİ; BİR DAHA
Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK
Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR
Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ?
Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR
Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK
Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO
Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI
Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM
Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR?
Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 


Ergenekon-PKK ilişkisinde şok iddia
İnanmakta zorlanacaksınız ama gerçek!
Erbakan'ı kızdıran sinema filmi
İnternet kullanıcılarına müjde
Tek başına İsrail'e kafa tutan Türk
Petrolde yeni senaryo
Önce öldürt sonra gözyaşı dök
Canlı bomba olayında şok gelişme
Galatasaray'ın ünü Amerika'ya ulaştı
Lionslar hayalleri için harekete geçti
Ahmet Böken
HAİN TERÖRÜN YAPMAK İSTEDİĞİ
Dağlıca’ya, Güngören’e, Aktütün’e saldırıp, canlarımızı alan hain terör diyor ki;
Metin Yıkar
IMF'Yİ NEDEN ÇAĞIRIYORLAR?
Bir işadamı bunu söyleyebilir mi?
A.Abdulkadiroğlu
YOKSA PAŞAYLA HESABINIZ BAŞKA MI?
Doğan&CHP ittifakı, Aktütün üzerinden başka bir hesabı mı görmeye çalışıyor?
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
HAY HAY AYDIN BEY ÖDERİZ...
Buyurmuş ki tosun, ‘Vatanı koruyan Genelkurmay’a sataşacağına, git askerliğini yap...’
bulent-korucu
Bülent Korucu
KAFAM İYİCE KARIŞTI
Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun çürük raporu alarak askerlikten muaf olması gündemi fazlasıyla meşgul etti.
nazli-ilicak
Nazlı Ilıcak
YA DTP KAPATILIRSA?
Ya Anayasa Mahkemesi, Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kapatılması yönünde bir karar verirse!
nuh-gonultas
Nuh Gönültaş
ALKIŞLAR ARASINDA YAŞAYIP YOKSUL VE KİMSESİZ ÖLÜYORLAR!
Alkışı duyup ihaneti görüyorlar ömürlerinin son zamanlarında. Hemen hemen hepsi aynı son ile kapatıyorlar gözlerini.
taha-akyol
Taha Akyol
TÜRKLER VE KÜRTLER
TEHLİKE, Kürt vatandaşlarımızın kendilerini Kürt hissetmeleri değil...
kursat-bumin
Kürşat Bumin
NİHAYET ÖZEL HAREKAT!
Bazı haber kaynaklarında büyük bir müjde olarak öne çıkarıldı olay. “Özel Harekât” nihayet tekrar görev başındaydı.