|
RUHLARIMIZ ÇOK GERİLERDE KALDI! 
Hayatın her noktasında taraftarlık duygusuyla hareket etme gibi bir zaafımız var.
Duyguları en uçta yaşamayı seviyoruz. Akıl terazisi bir kenara atılmış.
Son dönemlerde yaşanan kutuplaşmalarda bu çok daha net bir şekilde ortaya çıktı. Takım tutar gibi fikir, kişi ya da kurum amigoluğu yapılıyor.
İlkeler ve prensipler rafa kalkmış. İnsanlar ilke ve prensipleri baz alarak kendini konumlandırmaktan öte, karşı taraf diye tanımlayıp sınıflandırdığı kişi, kurum ya da fikirlere göre cephe belirliyor.
Ortaya konulanlar başı sonu belli olmayan, sadece kendi cephesini doyurmaya yönelik, izandan yoksun, tepki merkezli. Tabii bunun temelinde karşı tarafı düşman olarak görme önyargısı var. ‘Karşında düşman varsa her yol mubahtır’ ilkesi vazgeçilmez bir prensip haline gelmiş.
Tamamen amigoluk kıstaslarına göre sahip çıkıldığında yapılan değerlendirmelerin sıhhati tartışılır hale geliyor. Bu noktada duyguları kaşıyan, aşırılıklar üzerinden farklı hesapların içine giren bir kesimin olduğu da aşikâr.
Duygularla, sloganlarla konuşmak tatmin edici olabilir; karşıda düşman olarak algılanan bir yapının oluşu taraftarları keskinleştirip savunulan ideolojiye bağlılığı artırabilir, amigolar diri tutulabilir. Ancak bu anlayışla hareket edenler yakın dönemde bu işten kâr sağlayacak gibi gözükseler de uzun vadede herkesin zarar göreceğini söylemek kehanet olmasa gerek.
O halde yapılması gereken ne?
Öncelikle günlük tepkilerden ve açıklamalardan kaçınmak, yaşananların üzerinden hazmedecek bir süre geçtikten sonra gerekli değerlendirmeleri ilke ve prensipleri merkez alarak yapmak gerekiyor.
Yukarıda yazdıklarım eleştiri yapmayalım anlamını taşımıyor. Tabii ki eleştireceğiz… Önyargısız, ilkelere dayalı, yerinde ve zamanında eleştiri tekâmülü getirir. Ama yapılan eleştiriler daima hak ve adalet gözetilerek yapılmalı.
Yaşananlar hızlı, yorumlar hızlı, tepkiler hızlı… Herkes için söylüyorum; lütfen biraz duralım; çünkü ruhlarımız çok gerilerde kaldı…
12.Nisan.2008 16:48:05 |
|
|