|
BAYKAL DA BİN PİŞMAN AMA... 
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Tuncay Özkan'ın kanalına para akıtması yeniden gündemde; bu defa iş biraz daha ciddi.
Geçen yıl Bugün Gazetesi olayı manşete taşıdığında Gelirler İdaresi'nin yaptığı denetleme sonucunda suçüstü pozisyonu oluşmuştu.
Şimdi Anayasa Mahkemesi'nin denetim dosyasında konunun yer alması durumun ciddiyetini artırıyor. Gerçi bir yıldır dosyaya sıra gelmemiş olması, Yargıtay Başsavcısı'nın sadece bir malî denetim boyutunu ele alıp topu doğrudan Yüksek Mahkeme'ye atması birilerini sevindirebilir. Ya da Refah Partisi'nin kayıp trilyon davasında olduğu gibi prosedürlerin tamamlanması bile beklenmeden cezai takibatın başlatıldığı hatırlatılarak çifte standart iddiaları dillendirilebilir. Normal şartlarda bu sıraladıklarımızın farklı anlamları olabilirdi. Fakat yargının 'adalet' sınavı ile baş başa kaldığı günleri yaşıyoruz. Bu mızrağı sığdıracak çuval bulmak kolay olmayacak.
Bahsi geçen üç milyon doları her Türk vatandaşı bire bir takip etmeli ve hesabını sormalı. Emekli Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun söylediği gibi 'CHP'nin reklâm yapma hakkı' kapsamında değerlendirilip geçiştirilemez. Zira bu para Hazine yardımı, yani vergilerimizden ödenmiş bir meblağ. Sistem, siyasî partilerin bağımsızlığını temin için gelir-giderlerine sınır ve denetimler getirmiş. İhtiyaçlarını karşılamaları için ise Hazine yardımı öngörülmüş. Vergilerimizden aktarılan parayla Tuncay Özkan'ın ego tatminini finanse etmeye kimsenin hakkı yok. Ortaya çıkan manzaradan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın da bin pişman olduğuna eminim. Baykal, cicim aylarında, muhalefet görevinin bir parçasını ihale ettiği Özkan'ı göğsünü gere gere savunuyordu. Parti toplantılarına katılıp 'kanalım emrinizde' açık çekini veren Özkan'a, Baykal şu sözlerle sahip çıkmıştı: "Yiğit, vatansever bir avuç insan. Para pul peşinde değil. Onun bunun gözüne girme peşinde değil, inandığı gerçekleri söylüyor. Millet 'oh be' diye zevkle izliyor. Sana söyletirler mi bunu? Hemen devletin tüm kurumları, sanki tek yolsuzluk yapan, vergi vermeyen, usule aykırı kurum buymuş gibi üzerine geliyor." Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek de Meclis'teki basın toplantısında şu açıklamayı yapmıştı: "Biz onlara (Kanaltürk) 3 milyon dolarlık avans vermiştik. Onun bir kısmı çeşitli hizmetlerle kapatıldı. CHP belgeseli gibi çalışmalar hazırlanması ve seçim dönemlerinde bu televizyondan partinin reklâmlarının yayınlanması karşılığında verilmiştir." Daha çok izlenen televizyonlara bunun onda biri kadar reklâm bütçesi ayrılmasının mantığını sorgulamayacağım. Avanslı çalışma âlicenaplığına da diyeceğimiz yok. Ancak bu kadar parayı hak eden belgesel nerede Allahaşkına? Vaktim oldukça Halk TV'ye bakıyorum. Baykal'ın grup ve miting konuşmaları, diğer televizyonlarda katıldığı açık oturumlar dışında, Nuh nebiden kalma sinema filmleri yayınlıyorlar. Kanaltürk'te ise sadece Truman şov! (Bakınız 15 Nisan 2007 tarihli yazım)
CHP liderinin, başını ağrıtan alışverişten bin pişman olduğunu nereden mi çıkartıyorum? CHP'ye üye olmak için can atan, hatta bunun için tehditler savurup, "CHP'ye üyelik başvurusu yapacağım. Kabul ederlerse oradayım, yoksa Mustafa Kemal'in bayrağını açıp Türkiye'yi dolaşacağım." diyen Özkan'ın talebi geri çevrildi. Baykal, milletin dinleyip oh be dediği 'yiğit insan'ı partiye almadı. Baykal'ı bu noktaya Özkan'ın mitinglerdeki şovları mı, yoksa istediği açıklamayı yapmayan Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'a gösterdiği tepki mi getirdi bilmiyorum. Bildiğim şey, yapması gereken muhalefetin bir kısmını Özkan'a ihale eden Baykal, fırlattığı bumerangı kontrol edememenin şokunu yaşıyor. Mahkemelere düşmesi de cabası... 23.Nisan.2008 08:07:29 |
|
|