|
BİRAZ MEDENİ CESARET 
Deli cesaret veya cüret, medeni cesaretten farklı bir kavram.
Kitle psikolojisine uyup, kalabalıklar içinde, ölümü dahi göze alıp hedefe kilitlenmek başka, hakkını veya başkasının hakkını, icap ederse tek başına kalıp savunmak, tabuları yıkmaya çalışmak için düşüncelerini özgürce ifade etmek başka. Bu ikincisi, medeni cesaret ister.
Lider, yanlış yolda mı? "Bana ne?" demeyecek, konuşacaksınız.
Havada darbe kokusu mu var... sinmeyeceksiniz.
Veyahut, geçmişte darbe yapanların yargılanmasını engelleyen bir anayasa maddesi değişikliği mi söz konusu; hemen çark etmeyeceksiniz!
Özellikle politikacılarda "medeni cesaret" eksikliğini görüyorum. 1995'te, 12 Eylül darbesini yapan komuta heyetinin yargılanması için, geçici 15'inci maddenin değişmesi gerektiği konusunda partiler uzlaşma sağlamıştı. Buna rağmen, "çevreye rahatsızlık (!) vermemek" için mutabakattan cayıldı. Sadece, 12 Eylül dönemindeki kanunlar aleyhine "Anayasa Mahkemesi'ne gidilemez" hükmü geçici 15'inci maddeden çıkarılabildi. Darbeden 15 yıl geçmiş olmasına rağmen sergilenen bu cesaretsizliği biliyordum da, 12 Mart ve 12 Eylül döneminde sorgusuz sualsiz ordudan atılanlara özlük haklarının iadesi amacıyla CHP Edirne milletvekili Rasim Çakır'ın verdiği önergenin AK Parti tarafından desteklenmediğini, Umur Talu'nun makalesinde dün okudum. Çakır, daha önce AK Parti milletvekili Cevdet Erdöl'ün, YAŞ kararıyla ordudan atılanlara özlük haklarının ve itibarlarının iadesine ilişkin önergesini değiştirerek, 12 Mart ve 12 Eylül mağdurlarına uygulamak istediğini anlatmış Umur Talu'ya. Zaten, AK Parti de, YAŞ mağdurlarının durumunu düzeltecek o önergeden vazgeçmiş. Çünkü, CHP'li Çakır'a göre, Genelkurmay devreye girmiş.
Girmiştir. Demek ki, AK Parti'nin cesareti ancak Yüksek Askeri Şûra kararlarına şerh koymaya yetiyor.
Bu durumda "Ergenekon'da sonuna kadar gidilecek" vaadine inanabiliyor musunuz? "Ülkeyi germeyelim" gerekçesi cesaretsizliğin üstünü örtemiyor. Zaten her halükarda ülke geriliyor. Çünkü evrensel hukuk kuralları, o imtiyazlı adacığa ilişemiyor. 29.Nisan.2008 07:07:25 |
|
|
|
|
yaşar alioğlu 29.Nisan.2008 11:41:00 |
|
|
 |
|
|
halkın cesareti
anayasa mahkemesi dahil devletin bütün kurumları mutlu azınlık ve işbirlikcileri tarafından kuşatılmış durumda iken, sayısının yüzde sekseni bu işbirlikcilerden oluşan ak partinin mutsuz coğunluk ve demokrasi adına deli cesareti göstermesini beklemek fazla iyimserlik olur. nüfusun büyük coğunluğu bu durumun farkında. ama başka alternatif olmadığı için işbirlikcilerden temizlenmiş tayyip erdoğan liderliğindeki bir ak parti ançak o cesareti gösterebilir. zaten mevcut durum mutlu azınlığın mutsuz ve sessiz coğunlukla soğuk savaşıdır. bir düşünür olarak benim hissettiğim, TOP CİZGİYİ GEÇTİ. yani zafere mutsuz coğunluk ve demokrasi ulaşaçaktır.çünkü herzaman doğru bir tane olmuştur........ |
|
|
|
zeybek 29.Nisan.2008 08:53:54 |
|
|
 |
|
|
DİKKAT
Bu yazarın SABETAYCI olduğuna dair ciddi iddialar var. Eğer doğru ise, gecmiş icraatları ile örtüşüyor. Her fırsatta devlete olan kinini kusmak için herşeyi kullanıyor. Merve Kavakcı yı Koluna takması da bence bu amacın provakasyonu idi. Kendisi baş örtüsü takmıyor, sonra da işi bireysel özgürlükler seviyesine indirip, kendine rol icat ediyor. İslami, muhafazakar kesim içinde sesi çok, (ama biraz ton farklı) cıkanlara, asıl kimlikleri itibarı ile bakmasını bilmemiz lazım. Provakasyona gelmemenin şartı bu. Bu şahsın Merve Kavakcı provakasyonundan sonra olanları bir hatırlayın. Kim zararlı cıktı. Tuncay Güney gibi Provakatörlerden bizim bilip bilmediğiiz cok var. Bunları deşifre edelim ki, işlerini bukadar rahat yapamasınlar |
|
|
|
AHLAT'LI 29.Nisan.2008 08:17:58 |
|
|
 |
|
|
TEBRİK
Tebrikler yorumlarınınız beğeniyle takip ediyoruz. |
|
|
|