Kısa Kısa notlar

Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

13 Tem 2020 10:15
  • Eski not defterlerimi karıştırırken bazılar  birer ikişer cümlelik bile olsa güzel ifadeler ve hatıralar gördüm. Onları aktarmak istiyorum:
    İnfak Terbiyesi yani sadaka verme üslûbu… Sadakaları bizzat Cenab-ı Hak, bir sadakat nişânesi olarak kabul eder. Onun için Cenab-ı Hakkın yed-i rahmet ve kudretine veriyormuşuz gibi bir edeble ve güzel bir şekilde takdim etmeliyiz. Borç vermek yani Kur’an ifadesiyle karz-ı hasen bir nevi Allah’a borç vermek demektir. Bu derin bir nezâket ve saygı ister. “Sevdiğiniz şeylerden, en iyilerden verin ve içinizden gelerek, severek verin” buyuruluyor. Minnet eder ve başa kakar gibi veremeyiz. Gönül kırmadan, mektup takdim eder gibi güzel bir zarfa koyup, zarfın üzerine de  “…….. Beyefendiye…  Kabul buyurur musunuz?”  gibi ifadeler yazarak vermek gerekir. Hz.  işe vâlidemiz, infakta bulunurken, sadaka ve yardım gönderirken, onu siler, duruma göre, koku sürer öyle ulaştırırdı. Götürene  “Eğer verdiğin kişi dua ederse, bana bildir, aynı duayı ben de ona edeyim. İnfakın ayrıcalıklı sevabı kalsın.” derdi. Çünkü  “Onların mallarında isteyenlerin ve yoksulların hakları vardır.” (51/19)  âyeti onları muhtaçlara verirken, BORÇ  ÖDER  gibi nazik ve zarif bir durum ve tutumla arz ve takdim etmek icap eder.
    Yapılan iyilikler bir şekilde BUMERANG  gibi geri döner.
    Tebessüm etmek, sadaka vermek gibidir. Öyleyse tebessümü kuşan ve sokağa çıkarken, insan içine dahil olurken o halinle görün.
    Şefkat gönül dilidir. Gönül dili konuşunca, herşey  susar. Şefkat en paslı kilitleri açacak bir iksirli anahtardır. Gerçek şefkat, kurtarma ve yaşatma şefkatidir; kurtulma ve yaşama ameliyesi değildir.
    Hizmetimizde, temiz niyet ve dürüstlük esastır. Buna dünyevî, mâlî, ticarî bir şey düşünme ve teşebbüs etme, bu güzelliğe engel olabilir. Bizi istihdam eden böyle şeylere gönül vermeye râzı olmaz.
    Semâ yapıp dönen Mevlevîler gibi durmadan dönüp dursalar bile başı dönmeyecek adanmış ruhlar lâzım… Yoksa kardan adamların saltanatı güneş doğuncaya  kadardır.
    “Kur’an Müslümanlığı tabiri yerine, Kur’an derinliğinde Müslümanlık şuuru daha önemli… 
    Efendimizin (S.A.S.) evlat ve torunlarına siyaset görevi değil; iç onarım hizmeti verildi.
    Brüksel’de bir programda idik. Yemekte Şerif Ali Bey, bir hatırasını anlatıyordu: “Kazakistan’a gitmiştik. Orada saf  bir genç, sakallı olduğu için Mete Tuncay’a ‘Hacı Ağabey!  Nerelerdesiniz?  Biz bu komünistlerden neler çektik bir bilsen!’  diye başladı konuşmaya… O da o saf genci dinlemeye koyuldu. Ben de gence  ‘Anlat, anlat. Bu sakallı Hacı Amca onları çok iyi bilir.’ dedim.”  Aramızda bulunan Oral Çalışlar da gülmekten kendinden geçiyordu.
    İnşaallah, Kurban Bayramlarında, bizim kalbleri kırık ve gönülleri mahzun olanlarla beraber olmamız gerekir.
    Bir arkadaşımız otobüsle şehirler arası seyahat ediyordu. Şoföre “Müsait bir yerde dursanız da vaktinde bir namazımızı kılsak” diye istirhamda bulundu. Şoför, “Sizin için duramam. Siz namazınızı KAZ   ediverin” dedi. Arkadaşımız “Ya sen KAZ  yapıverirsen ne olacak?!.”  diye karşılık verince, şoförün  aklı başına geliverdi…
    Birileri, figüre edemeyecekleri adam yetiştirmekten rahatsız olurlar, bazıları da kendilerine biat etmeyenlerden aşırı nefret duyup kinleriyle onları yok etmek isterler.
    Maalesef Müslümanlar içinde bile İNANÇ PROBLEMİ  var. Onun için AKÎDE  TASHÎHİ  OFİSLERİ  gerekiyor.
    İnsan, himmetini, ihlas ve samimiyetle âlî tutmalı, hedefini belirlemeli, hedefe ulaşmak için gayret etmeli. Cenab-ı Hak da inayetiyle o hedefi gerçekleştirir inşaallah!..
    Eğer yapılacak işler, sadece maddî şartlara, imkânlara ve sebeplere göre değerlendirilirse, bunlar insana imkansız gelebilir. Ama eğer Allah’ın inayetine dayanılıp, gayret  edilirse, Allah o niyetleri, dua yerine kabul eder.
    Namaz çok önemlidir. O asla aradan çıkartılacak bir şey değildir. Onun için bizim namaz yörüngeli bir hayatımız olmalıdır.
    Diyaloglar  için gayret  etmek,  bilhassa, vazgeçilmez dostluklar temin etmek gerekir… Eğer hizmete bir FİSKE  vurulursa, bütün dünya bizim iniltimizle rezonansa geçip ses vermelidir. Devletler  arası münasebetler değişse bile sivil diyaloglar devam eder.
    Medine demiryolunu bombalayanlar gibi, bazıları da  DİYALOG  KÖPRÜLERİNİ  TAHRİP ETTİLER… O trenin nereye varacağını biliyorlardı. Biz devam edelim. Hatta Papa görüşmesi olmasın diye suikast bile düşündüler. Bu işi yapacak olan  suikastçı itiraf etti. Hem de Akın Birdal’ı vurduktan sonra…
    Her NİMET’in, mekir veya istidraç olarak NİKMET  olması da mümkündür. İnsan kendisini, üstü başı kirlenmiş gibi, arındırmak için bir muhasebe ve durum muhakemesi yaparak tevbe-istiğfara yönelmelidir.
    İşte kırk ambara benzeyen defterden bazı çoban armağanları… 

    13 Tem 2020 10:15
    YAZARIN SON YAZILARI