Kur’an’daki bazı mühim tahşidatın sırrı

Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

08 Oca 2024 01:37
  • Kur’an-ı Kerim’in feyizleri ve nurları ile Kur’an’daki pek çok mühim  sırları ve hikmetleri apaçık ortaya koyan Üstad Bediüzzaman Hazretleri  “Ey insanlar ve cinler!  Emirlerime itaat etmezseniz haydi mülkümün hudutlarından elinizden gelirse, çıkınız.”  Meselesine işaret eden “Ey cin ve ins topluluğu! Yapabilirseniz, haydi göklerin ve yerin hudutlarından geçin bakalım!  Ama geçemezsiniz, ancak üstün bir güç, kuvvetli bir delil ve ilimle geçebilirsiniz. Rabbinizin hangi nimetlerini inkâr edebilirsiniz. Üzerinize ateşler, bakır ve duman alevleri göndeririz de artık kendinizi savunamazsınız. (Rahman Suresi, 55/ 33-35)  âyetindeki azametli uyarmaya ve dehşetli tehdide, şiddetli vazgeçirmeye dikkat et. Nasıl insan ve cinlerin gayet mağrurane mütemerrid, inatçı tavırlarını, gayet mucizâne bir ebedî üslupla kırar, onların ne kadar âciz olduklarını ilân eder.  Cenab-ı Hakkın saltanatının genişliği ve azameti nisbetinde ne kadar âciz ve bîçâre olduklarını gösterir. Güyâ şu âyetle, hem “Dünya semasını teyzin edip donattığımız o ateş ve ışıkların bir kısmını şeytanlara atılan mermiler yaptık.”  (Mülk Suresi, 67/5)  âyetiyle böyle diyor ki:

    “Ey hakirliği içinde mağrur ve inatçı mütemerrit..  ey zayıflığı ve âcizliği içinde serkeş ve muannit olan cinler ve insanlar!  Nasıl cesaret edersiniz ki, isyanınızla öyle bir Şanlı Sultanın emirlerine karşı geliyorsunuz ki; yıldızlar, aylar güneşler, emirber neferleri gibi emirlerine itaat ederler. Hem azgınlık ve tuğyanınızla öyle bir Celâl Sahibi Hükümdara karşı çıkıp savaşıyorsunuz ki, O’nun öyle azametli itaatkâr askerleri var; faraza şeytanlarınız dayanabilseler, onları dağ gibi güllelerle recmedebilirler. Hem nankörlüğünüzle öyle bir Mâlik-i Zülcelâlin memleketinde isyan ediyorsunuz ki, kullarından ve asker ve ordularından öyleleri var ki; değil sizin gibi küçücük âciz mahlukları, belki farz-ı muhal olarak dağ ve arz büyüklüğünde birer kâfir düşman olsaydınız arz ve dağ büyüklüğünde yıldızları, ateşli denizleri, şuvazlı (kızgın, kor ateşli) erimiş bakırları size atabilirler, sizi dağıtırlar. Hem öyle bir kanunu kırılıyorsunuz ki; o kanun ile öyleler bağlıdır; eğer lüzum olsa arzınızı yüzünüze çarpar. Gülleler gibi küreniz misilli yıldızları üstünüze yağdırabilirler!” 

    “Evet, Kur’an’da bazı mühim tahşidat (yığınaklar) vardır ki, düşmanların kuvvetli olduğundan ileri gelmiyor. Belki; HAŞMETİN  ızharı ve düşman şenaatinin  (fenalıklarının) teşhiri gibi sebeplerden ileri geliyor. Hem bazen KEMAL-İ  İNTİZAMI  ve NİHAYET  ADALETİ ve  GAYET  İLMİ  ve KUVVET-İ  HİKMETİ  göstermek için en büyük ve kuvvetli sebepleri, en küçük ve zayıf bir şeye karşı yığar, yığınak yapar, üstünde tutar, düşürtmez, tecâvüz ettirmez. Mesela şu âyetlere bak: “Hani bir ara Peygamber, eşlerinden birisine sır olarak bir söz söylemişti. Fakat o bunu kumalarından birisine haber verdi. Cenab-ı Hak da bu durumu Peygamberine bildirdi. O da eşine söylediğinin bir kısmını bildirip, bir kısmından ise vazgeçmişti, Peygamber o eşine bu suretle anlatınca, o hayret ederek,  ‘Bunu sana kim bildirdi?’  dedi. Peygamber de:  ‘Herşeyi BİLEN,  herşeyden HABERDAR  olan  ALLAH, bana haber verdi’  diye cevap verdi. Şimdi siz ikiniz de ey Peygamber eşleri eğer kalblerinizin sizden beklenen durumdan kayması sebebiyle ALLAH’a tövbe ederseniz ne âlâ’  Yok eğer hislerinize mağlup olup Peygambere karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki:  Allah da onun yardımcısıdır, Cebrail de, sâlih müminler de melâikeler de ayrıca onun yardımcılarıdır.”  (Tahrim Suresi, 66/3-4)  (Bu ifadeler  bizlere anlatılıyor ki: )

    “Ne kadar Peygamber hakkına hürmet ve ne kadar hanım eşlerin hukukuna merhamet var. Şu mühim tahşidat, yalnız Peygambere hürmetin  azametini ve iki zayıf hanımın şikayetlerinin ehemmiyetini ve haklarının riayet edildiğini merhametle ifade etmek içindir.” (On  Beşinci  Söz, Altıncı  Basamak)

    Dikkat edilirse insanlar ve cinlerde potansiyel olarak bulunan isyan, azgınlık, şer işleme duygusunu önleme adına zecrî bir tedbir olarak temsîlî bir ifadeyle akılları başlarına getirilmek isteniyor.

    Tahrim Suresinin âyetlerinde yapılan tahşidata dikkat edilirse, yardımcı olarak Allahü Teâlâ yeterken, Cebrail de salih müminler ve melekler de gösterilerek yapılan yığınakla hatanın büyüklüğü ortaya konularak, vazgeçirilecek bir üslupla ifade ediliyor. 

    08 Oca 2024 01:37
    YAZARIN SON YAZILARI