|
12 EYLÜL'ÜN ÖNCESİ DE VAR, SONRASI DA 
Murat Belge "Hepimiz göz göre göre 12 Eylül'ü hazırladık" derken çok haklıydı.
Açın, 12 Eylül'ün öncesindeki birkaç yılın gazete koleksiyonlarını da şöyle bir göz gezdirin. Aklı başında birkaç yazıya rastlayabilecek misiniz acaba?
Başbakanlık makamında oturan Süleyman Demirel "gittiği yere kadar gider, yapılacak bir şey yok" diyor, anamuhalefetin lideri Bülent Ecevit, "Ne yapalım, Allah'ın dediği olur!" sözüyle yanındakileri şaşırtıyordu. Aradan 28 yıl geçmiş. Bize sanki dün gibi geliyor. O günleri bugün 40 yaşından küçük olanlar bilemez. Hatta anlatmakla da anlayamaz. Evimizin karşısında bir bakkal dükkânı vardı. Sabahleyin bir şeyler almak için uğradım. Tam birkaç kelime konuşmaya başlamışken, çocuk görünümlü bir genç kız kapıdan başını uzattı ve "Yarım saat içinde kapatacaksın!" dedi. Arkasından baktım, Kaleş'li eşkıya ilerideki sokağın köşesinde onu bekliyordu. Bakkalın eli ayağı titremeye başladı. Yarım saat sonra gelip kontrol edecekler! Kimseye şikâyet falan edemez, çarklar işlemiyor. Şartlar böyleydi. Eşkıya ile burun buruna yaşıyorduk. Bankaları soyanlar, dükkânları kapatanlar, açıktan silah göstererek sokaklarda gezenler kimlerdi? Ünlü 1 Mayıs'ın Aksaray Bulvarı'ndaki yürüyüşünü uzaktan görseydiniz korkardınız. Dehşet vericiydiler. Uğultuları, sopaları, çehreleri ürkütücüydü. Tesadüfen görenler gidip evlerine kapanıyordu. Bayram yapmaya giden işçiler, emekçiler miydiler onlar?
1960'tan 1980'e, 20 yıl; sol, saldırı halindeydi. Bu gerçek örtülemez. Türkiye'nin sol bir devrimle kurtulabileceğine inanan geniş bir aydın kitlesi vardı. Şiddetin lüzumunu değil, sadece biçimini ve metodunu tartışıyorlardı. Seçimle demokrasiyle bir sonuç alamayacaklarını biliyorlar, ılımlı ve ütopik sol heveslileriyle birlikte olmaya ve görünmeye çalışarak, sadece "kullanılacak aşama" hesabının gereği olarak sandıkla da biraz ilgileniyorlardı. "Bu yolla olmaz ama denemiş olalım!" havasındaydılar. "Tepeden devrim" takımı ise "sonradan dönüştürürüz" umudundaydı. Kavga solun teorik ve metodik duruşu ve tavrı olarak geldi. Kavga çıkmadı. Kavga getirildi, benimsendi, uygulandı. Hukuk ve iktisat fakültelerinin duvarları komünist liderlerin dev posterleriyle kaplanmıştı. Bu bir kavga tahriki ve icbarı idi.
Sokaklar öyle, fakülteler böyle. Özündeki mesele ne? Türkiye seçimini yapmış, iktidarını getirmiş, ekonomik gelişmesini ve kalkınmasını doğru biçimde sürdürüyor. 1965-1971 rakamları ve göstergeleri oldukça iyidir. Peki, bu hal ne?Sol, mesele çözmek için gelmedi. Kendisi mesele olarak geldi. Bizatihi meselenin ta kendisiydi. Terör, ülkenin kaynaklarını ve hamle enerjisini vampir gibi emmeye başladı.
Terörün dış tahrik odakları vardı, ama kaynağı içerideydi. Terörün asli kaynağı 27 Mayıs'ı yaptıran zihniyetti, öven alkışlayan entelektüel varlığımızdı. Solu evrensel niteliğiyle hiç alakası olmayan bir basitlik içinde modalaştıranlar da onlardı.
Sorunuz, ne düşünüyorlarmış o günün Türkiye'si için? Söyleyebilecekleri hiçbir şey yoktu. Devrim yapıp Ahmet'ten alıp Mehmet'e verecekler! Fakültedekiler bu seviyedeydi. Her şeyi devletleştireceklerini söyleyenler de onlardan farklı değildi. En keskin tavırları ise, Amerika'yı kovup bağımsızlığımızı kazanmaktı! Hepsi gülünç, sığ, çocukça şeylerdi.
Yakın tarih analizlerinde alışılmamış doğrular vardı, falan. Bu sağın onay alma kompleksleriyle ilgilidir. Bilinen bir şey olması yetmez, onu ille bir solcunun söylemesi önemli! İdris Küçükömer demiş ki DP iktidara sola CHP'den daha yakın. Aman ne önemli bir şey söylemiş!
27 Mayıs öncesinde başka kılıkla başlayan ve 12 Eylül'le noktalanan "sol aydın yanılgısı" olmasaydı, Türkiye bugünkünün en az üç katı bir milli gelir seviyesine erişmiş olurdu ve bölücülük diye bir meselesi de olmazdı. Fatura işte budur.
Onyıllar, "boşluk kavgacılığı" ile "tepkici kısırlık" kıskacı arasında harcandı gitti.
Ve en kötüsü, en kalıcısı, en tahripkârı şu ki; demokrasiyi geliştirecek olan kültür birikimini ve ruh dengesini oluşturamadık. 28 yıl değil, 28 asır da geçse bu gerçek örtülemez, saklanamaz. 14.Eylül.2008 12:00:15 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|