Birbirimize eksik yönlerimizi söyleyebiliyor muyuz?

Ali Demirel

Ali Demirel

17 May 2019 10:30
  • Bir okurumuzun sorusu:

    “Birbirimize hep pozitif yanlarımızı söylerken negatif yönlerimizi söylemekten kaçınıyoruz çoğu zaman. Her ne kadar iyi niyetli olsak da bu durumun yakınımızda olan insanların kusurlarını devam ettirmelerine sebep olduğunu görüyorum. Bu konuda ölçümüz ne olmalı?”M.E.

    Evet, bahsini ettiğiniz mesele bizim kanayan yaralarımızda birisi malesef. Yakın arkadaş çevremize karşı tabiri caizse ikaz müessesesini yeteri kadar çalıştırmıyoruz veya çalıştıramıyoruz. Halbuki iyi bir zaman ve mekanını kollayarak sevdiğimiz insanların yanlışlarını da yüzlerine karşı tatlı ve uygun bir dille söyleyebilmeliyiz.

    Mana büyükleri, konumuza ışık tutacak şöyle bir kıssa anlatırlar: Harun Reşit halife olur. Bir eski dostu ve arkadaşı olan Allah dostu Süfyan-ı Sevrî’nin de kendisine gelip biat etmesini bekler. Ama Süfyan-ı Sevri hiç de onun gibi düşünmez. 

    Derken Harun Reşit artık dayanamaz ve bir mektup yazıp Süfyan-ı Sevri’ye gönderir. Mektubunda biraz da ona sitem ederek: “Herkes geldi biat etti, alacağını aldı. Halbuki benim gözlerim hep seni bekledi.” der. 

    Hazret, gelen mektubu kendisi açıp okumaz. Talebelerinden birine okutur. “Bir zalimin yazdığı mektuba ben el süremem” der. Sonra da cevabı aynı kağıdın arkasına yazdırır. 

    Talebesi, kullanılmış bir kağıda, halifeye gidecek mektubu yazmak uygun olmaz anlamında itirazda bulunursa da, bu büyük insan ona şu cevabı verir: “Eğer bu kağıt milletin malından alınmışsa onu geri göndermiş olacağız. Eğer kendi malından ise benim onun için harcayacak param yok.”

    Sonra da talebesine şunları yazdırır: “Harun, halife oldun. Milletin parasını sağa-sola savurdun. Beni de bu işe şahit tutmak için yanına çağırıyorsun. Unutma, bir gün Rabbinin huzuruna çıkacak ve bütün bu yaptıklarından hesap vereceksin.” diye başlayarak uzun uzun ikazlarda bulunarak Harun Reşit’in yanlışlarını anlatır. 

    Hadisenin gerisini, Harun Reşit’in sarayında bulunan bir şahıs bize şöyle nakleder: 

    “Harun Reşit, mektubu alıp okudu. Hıçkıra hıçkıra ağladı. Her namazdan sonra bu mektubu getirtip okutuyor ve ardından da, ‘Senin gibi bir hayırhâh ve dost esas bu günlerimde benim yanımda olmalıydı. İşte o zaman inhiraftan ve kaymaktan kurtulmuş olurdum.” diyordu.

    Allah’ın bir insana en büyük lütfu!

    Evet, belli bir terbiye çerçevesinde birbirimizi ikaz etmeye kendimizi alıştırmalıyız. Bu ikaz etme meselesi yüz yüze yapıldığı takdirde gıyabında konuşma da kendiliğinden ortadan kalkacaktır. 

    Burada üslup meselesinin önemi bir kere daha ortaya çıkıyor. Bu tür bire bir diyaloglarda, perdeyi yırtmadan, muhatabı söz ve tavırlarla rencide etmeden ve suçlayıcı ve karalayıcı bir üslup kullanmadan, yol gösterici mahiyette tamamen Allah (c.c.) rızasını gözeterek hareket etmek ciddi önem arz eder. 

    Bu bir ahlâk haline getirildiğinde hem kardeşlik duygusu tecelli etmiş olacak, hem de gıybet kapısı kapanmış olacaktır.

    Allah’ın, bir insana en büyük lütfu, ona kendi ayıplarını göstermesidir. Basiret sahibi insanlar, kendi kusurlarını fark etmeyi, Allah’ın, gösterdikleri kulluk performansının bir neticesi ve lütfu olarak görebilir ve kendilerini düzeltebilirler. 

    Herkesin bir hayırhâh edinmesi, kusurlarını düzeltmesi için düşünülen çok tesirli çarelerden biridir. Mesela samimi olduğumuz bir arkadaşımıza “Bende gördüğün her türlü yanlış ve eksikleri yüzüme karşı söylemen için sana yetki veriyorum” diyerek bir hayırhâhlık mukavelesi imzalayabiliriz. Kişinin, hakikati hatırlatan ve devamlı hayra çağıran bir hayırhâhının olması onun istikametini korumasına yardımcı olacaktır...


    BİR SORU-BİR CEVAP

    Yeni Ailem Dergisi dopdolu içeriğiyle evlerinize konuk oluyor

    Herkesin ailesi onun küçük bir dünyasıdır. Bu dünya cennetten bir köşe haline getirilebileceği gibi cehennem çukuruna da dönüştürülebilir.

    Bir ömür boyu zindan hayatı yaşamamak, bundan da önemlisi ahiret hayatımızı da cehenneme çevirmemek için aile saadetimiz için elimizden geleni yapmak durumundayız. Bunun için de elbette her şeyden önce ideal bir anne, baba ve evlat prototipi ortaya koymalıyız.

    İşte Yeni Ailem dergisi# her biri birbirinden istifadeli sayılarıyla adeta bir okul gibi okurlarını bu konuda yetiştiriyor.

    Aylık olarak yayınlanan, içerisinde çocuklarımız için uzmanlar tarafından hazırlanan 16 sayfalık bir çocuk eki de bulunan dergide aile içi iletişim, sağlık, çocuk sağlığı, ilahiyat-maneviyat, psikoloji, pedagoji ve eğitim alanlarında yazılar bulunmakta. 

    Emine Eroğlu, Cemil Tokpınar, İsmet Macit, E. Nida Bilici, Enes Kanter, Ahmet Bozkuş ve Osman Karyağdı gibi hocalarımızın yanı sıra alanlarında uzman doktor, aile danışmanı, pedagog ve psikolog birçok hocamız derginin yazarları arasında.

    Dergi bu ayki sayısında Ramazan’ı kapağına taşıyor. Kapak konusu ise “Hocaefendinin Ramazanı”. Osman Şimşek Hoca, Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendinin Ramazan ayını nasıl değerlendirdiğini kaleme almış.

    Son yıllarda dünya kamuoyunda mazlumlara desteğiyle adından çok bahsettiren NBA yıldızımız Enes Kanter, “Allah zorluklarla birlikte kolaylık da veriyor” başlığıyla Amerika’da yaşamış olduğu Ramazanları anlatıyor.

    Emine Eroğlu “Varlığı şefkatle kucaklamak” yazısında yine bir tefekkür sofrası açıyor önümüze.

    Cemil Tokpınar, “Ramazan dua ayıdır” diyerek Ramazan’ın her anını fırsata çevirmeye davet ediyor okurlarını.

    Hazan Zehra Kaya, Osmanlı dönemindeki Ramazanlarda yaşanan yardım seferberliklerinden bahsediyor.

    Şahin Yörükoğlu, “Öfke bizi bitirmeden biz öfkeyi bitirelim” yazısında öfke kontrolü için neler yapılması gerektiğine yer vermiş.

    Ebru Nida Bilici, İslam’la şereflenmiş Amerikalı bir ailenin Ramazan izlenimlerini kaleme almış.

    Cevheri Güven, “Horoz Şekeri” başlıklı yazısıyla bir Ramazan hatırasını okuyucuyla paylaşıyor. 

    Çocuk dergisi de var!

    Yeni Ailem dergisi çocuklarımızı da ihmal etmemiş. Her sayısında ayrıca 16 sayfalık bir çocuk dergisi sunuyor okurlarına. Bilmece, bulmaca, hikâye ve masallarla dolu olan bu bölüm, çocuklarımızın hem zihinsel gelişimlerine hem de manevi eğitimlerine katkı sağlıyor.

    Necla Özgür, çocuğumuzu sevgiyle disipline etme adına on önemli prensipten bahsediyor. 

    Osman Karyağdı, “Kur’an’la yakından tanışma ayı Ramazan” başlıklı yazısında bizi hassaten bu ayda Kur’anlaşmaya davet ediyor.

    Derginin bu sayısında, Hocaefendi’nin asrın mağdur, mazlum ve mahpusları için kaleme aldığı ve her vesileyle okunmasını tavsiye ettiği duanın Arapçası ve Türkçe anlamı yer alıyor. 

    İsmet Macit, Efendimizle (sas) haccetmek kadar mühim bir ibadet olan Ramazan umresinin kıymetine yer verirken; Hüseyin Gültekin, unutulmaya yüz tutan sünnetlerden birisi olan İtikaf konusunu inceliyor.

    “Doktor Anne” konseptiyle her zaman çocuklarının sağlığını düşünen anne ve anne adaylarına altın tavsiyelerde bulunuluyor. “Dert Babası” derdinizi dinliyor, yol gösteriyor, içinden çıkmakta zorlandığınız problemlerinizin çözümlerini sizinle paylaşıp sorularınıza cevaplar veriyor.

    Gördüğünüz gibi Yeni Ailem dergisi dopdolu içeriğiyle evlerimize konuk olmaya hazır.

    Abonelik ve detaylı bilgi için aşağıdaki linki tıklayabilir, ayrıca müşteri hizmetlerine Whatsapp üzerinden kolayca sorularınızı yöneltebilirsiniz:

    Abonelik: https://abone.yeniailem.com/cart.php?gid=1

    Whatsapp: +49 2773 7456295.

    17 May 2019 10:30
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR