''Geleneksel İslam, Rus kültürel kodunun önemli bir parçasıdır''

Arif Asalıoğlu

Arif Asalıoğlu

23 Ara 2019 11:49
  • ''Rusya'da inanç  özgürlüğü atmosferinde yaşıyorsak sinagoglar, camiler ve diğer dini tapınaklar ihtiyaca göre inşa edilmeli. Bu manada ontolojik özgürlüğün bize  rehber olduğunu görüyorum. Dini yaşantımız, inançlarımız bu demokratik tercihe bizi yönlendiriyorsa camiler kiliseler, sinagoglar ve diğer dini tapınaklar aynı yaklaşımla  teşvik edilmeli. Her hangi bir dinin mensubu  istediği gibi dua etme özgürlüğüne sahiptir ve bu anayasada da kanunlaştırılmıştır. Rusya'da resmi olarak tescil edilmiş dini inançların ibadethanelerinin inşa edilmesinde yanlış olan bir şey yoktur. Moskova'da, reel verilere göre, en az iki milyon kişi İslam'ı tercih ediyor.  Orta Asya ve başka ülkelerden gelen geçici ikamet edenlerle bu sayı dört milyondan daha fazla. Fakat yeterli sayıda cami yok. Müftülüklerin kayıtlarına göre bu ihtiyaç şartları iyi olmayan mescitlerle telafi edilmeye çalışılıyor. Hal böyle olunca Geleneksel İslam’a uymayan radikal gruplara ortam hazırlanmış oluyor. Bize düşen doğru ibadethaneler kurmak ve temel kaynaklara göre işini bilen din adamları yetiştirmektir. Bu yaklaşım gelecekteki refahımız ve toplumsal uyumumuzun garantisidir’’

    Bu ifadeler geçtiğimiz ay Moskova merkezli Svaboda Radyosu’nda Rusya ve İslam konusunun ele alındığı programda konuşan, Uluslararası Hıristiyanlık ve İslam Birliği Eş Başkanı Dmitry Pahomov’a ait. Rusya Bilimler Akademisi ilgili enstitülerinde ve medyada son zamanlarda Rusya’nın İslam ve diğer inançlara yaklaşımlarının nasıl olması gerektiğine dair araştırmalar ve haberler fazlaca çıkıyor. Özellikle bayramlarda Moskova camilerine akın eden yüzbinlerce Müslümanın, sokaklara taşması bu tartışmaları akabinde TV ekranlarına sıcak gündem olarak getiriyor. Çünkü camilerin etrafındaki cadde ve sokaklar namaz  için özel olarak trafiğe kapatılıyor ve bütün şehir halkı etkilenmiş oluyor. 

    Yukarıda bahsi geçen radyo programına katılımcılardan birisi olan sosyolog Alexander Gorbenko ise konuya şu ifadelerle zenginlik katıyor:
     ''Farklı inançlara ibadethaneler sayısında sanki bir çeşit kurnazlık var. Belirli bir dinin kaç ibadethane ihtiyacı olduğunu kim belirleyebilir? Neden diğer inançlardan olanlar camilerin inşasına karşı protestolar yapıyorlar? İnsanların İslamı bilmemeleri nedeniyle bir tür fobisi olabilir. Ve Hristiyanlıkla İslam arasında yakın temasların olmayışı belli yaklaşımları doğurabilir. Cehalet olduğunda, fobiler her zaman ortaya çıkar, uzak olma arzusu tercih edilir. Ülkemizde geleneksel din analayışı var: Yahudilik, Hristiyanlık, İslam, Budizm  kendi aralarında tamamen eşitler. Maddi güçleri varsa dini günlerini organize  ve ibadet merkezlerini bina edebilmeliler.’’ 

    Rusya’da İslam

    Rusya'da İslam, ülkenin en yaygın ikinci dinidir. Türkiye’den sonra Avrupa’da en büyük Müslüman nüfusa sahip ülkedir. Yaklaşık 24 milyon Müslüman'ın yaşadığı Rusya’da 7 bin civarında cami ve mescit bulunuyor. Rusya kanunları ve Rus siyasi liderleri tarafından ülkenin geleneksel dinlerinden biri ve tarihi mirasının bir parçası olarak İslam kabul edilir. Müslümanların ülkede kültürel ve sosyo-politik alanlardaki katkılarını görmezden gelmek zor.

    İslam'ın Rusya halklarının bir dini olarak konumlandırılması, Ortodoks Hristiyanlığı ile birlikte, II. Katerina zamanına dayanır. Çarlık rejimi kaldırıldıktan sonra, Sovyetler Birliği, İslam'ın ve diğer dinlerin uygulanmasını engelleyen ve çeşitli inançlardan liderlerin infazına yol açan ateizm politikasını getirdi. Fakat Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından İslam, yasal olarak tanınan bir din hükmünü tekrar kazandı. 

    “Geleneksel İslam, Rus kültürel kodunun önemli bir parçasıdır”

    2018 yılı Ocak ayında Rusya’nın önde gelen İslam alimleriyle bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İslam’ın ve Müslüman toplumun, Rus kültürel yapısının değişmez bir parçası olduğunu belirterek, “Hükümetimiz de Rusya’da İslam dinine yönelik eğitimin desteklenmesi için adımlar atacak.” İfadelerini kullandı. Geleneksel İslam eğitiminin Rusya’da tekrar canlandırılmasının büyük önem taşıdığına değinen Putin, “Teolojik İslam eğitimi, her zaman derinliğe ve harika bir tarihe sahipti. 1917 devriminden önce Rus Müslüman ilahiyatçıları, dünyanın her tarafında çok saygın insanlar olarak tanınırdı ve görüşleri çok değerliydi. Sovyetler Birliği döneminde ise bu zenginlik kayboldu. Fakat hükümetimiz, Rusya’da İslam dinine yönelik eğitimin desteklenmesi için adımlar atacak. Çünkü geleneksel İslam, Rus kültürel kodunun önemli bir parçasıdır ve Müslüman toplumu da şüphesiz Rusya’nın çok uluslu halkının önemli bir unsurudur.” Diyerek bazı hedefleri anlattı. 

    Hatırlanacağı üzere Putin, Rusya Devlet Başkanı görevine geldikten kısa bir süre sonra, 2000 yılında, İslam İşbirliği Teşkilatına (İİT)  Rusya’nın gözlemci üye olması için çalışmaları başlattırmış,  Orta Doğu uzmanı ve Büyükelçi Veniamin Popov bu işle görevlendirmişti. Çalışmalar  2005 yılında sonuç verdi ve Rusya, İİT’ye gözlemci üye sıfatını kazandı. 

    Ekim 2003’te 10. İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde yaptığı bir konuşmada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Ülkemiz vatandaşları için Rusyalı Müslümanlar, Rusya’nın çok etnisiteli yapısının bütünleyici, tam ve bütünlüklü birer parçasıdırlar. Ve bizler, ülkemizin bu dinlerarası uyumdaki gücünü, bunun değerini, zenginliğini ve faydasını görüyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuştu. On yıl sonra, 22 Ekim 2013’te, ülkedeki kalabalık Müslüman topluluğun idari organı olan Rusya Müslümanları Merkezi Dini  İdaresi’nin 225. yıl dönümünü simgeleyen resmi  törende yaptığı konuşmada Putin, yine Müslümanları, ülkenin çeşitli ve zengin toplumunun “hayati” bir bileşeni şeklinde tanımlayarak övgüde bulunmuştu. Rus tarihinde Müslüman devlet adamları, sanatçı, bilim insanları, asker ve iş adamlarının önemli rolüne değinen Putin, İslam’ın Rus kültürünün “parlayan” bir kodu olduğunu vurguladı.

    "Dünyanın en güzel camisi St. Petersburg’da”

    Rusya’nın önemli merkezlerinde Moskova, St. Petersburg, Kazan, Ufa, Mohaçkale vb şehirlerde büyük camiler bulunmaktadır. Çeçenistan’da, Avrupa'nın en büyük camisi açıldı. Başkent Grozniy'e 35 kilometre mesafedeki Şali kentinde açılan caminin içinde 30 bin, avlusunda da 70 bin kişi aynı anda ibadet edebiliyor. Kısa süre önce Rusya Devlet Başkanı Putin, Çeçenistan lideri Ramazan Kadirov’un Şali kentinde açılan caminin dünyanın en güzel camisi olduğu yönündeki sözlerine nükteli şekilde itiraz ederek, "Dünyanın en güzel camisi St. Petersburg’da” dedi. 

    Rusya'nın kültür başkenti olarak adlandırılan St. Petersburg’da, Neva nehri kıyısında 1909 yılında Buhara Emiri tarafından yaptırılan Mavi Cami, Semerkant, Buhara ve diğer Orta Asya şehirlerindeki cami ve medreseleri anımsatmaktadır. Uzun ve normalden daha geniş  minareleri ve gökyüzü gibi masmavi kubbesiyle şehrin kültürel zenginliğine ayrı bir katkısı bulunmaktadır. 

    Önemli bir husus ise Rusya’da  ‘’Geleneksel İslam’’ vurgusunun tarihi bir perspektife oturmasıdır. Rusya’da İslam, ne postkoloniyal bir göçün ürünü, ne de son dönemde ivme kazanmış küreselleşme ve kültürel alışverişin tezahürüdür. Avrupa’daki diğer Müslüman azınlıkların aksine, Rusya’daki Müslümanlar yabancı göçmenler değil, binlerce yıldır memleketlerinde yaşayan, ülkenin sıradan vatandaşlarıdırlar.

    St. Gregory Vakfı Başkanı Leonid Sevidyanov’un bu konuyu özetleyen sözleriyle nihayete erdirelim: “İnanç özgürlüğü evrensel olarak bağlayıcıdır. İnanç özgürlüğü bir dini davranış modelinin dayatılması değildir. Banal bir refleks hiç değildir, gerçek vatanseverliğin temelidir. Dini inancına bakılmaksızın Tanrı'ya gerçek  inanan, dini özgürlüğün bastırılmaması şartıyla içinde yaşadığı ülkenin vatanseveridir ... "

    23 Ara 2019 11:49
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR