Orta Doğu’da gelişmeler ve Moskova’nın Tahran‘ın yanında durma refleksi

Arif Asalıoğlu

Arif Asalıoğlu

15 Nis 2024 09:29


  • Dün gece İran ile İsrail arasında kontrollü bir gerilim yaşandı. Tedirginlik/endişe yinede had safhadaydı. Çünkü konu roket, füze ve silah olunca elbetteki o kontrolü kaybetmek mümkün. Günlerdir beklenen 'intikam saldırısı'nda İran, İsrail'i 300 kadar füze ile hedef aldı, fakat Tel Aviv ateşlenen füze ve dronların %99'nun havada imha edildiğini duyurdu. Gelişmeleri Moskova yakınen takip etti. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Orta Doğu’daki tehlikeli gerilimden son derece kaygılı olunduğunu ve tarafları itidalli olmaya çağırdı. 

    Tahran’ın abartarak ve büyük bir başarı olarak anlattığı bu operasyonda, önemli bir detay olarak İsrail'e herhangi bir seyir füzesinin ulaşmadığı, isabet eden balistik füzelerin ise altyapıya hafif hasarlar vermeden ibaret olması. Hayatını kaybeden olmadı ve İsrail sağlık servisine göre, İran'ın saldırıları sonucunda doğrudan yaralanma da gerçekleşmedi. Sadece 31 kişiye tıbbi destek ve psikolojik motivasyon yardımı yapıldı.

    İran, Batı’nın yaptırımları ve Hamas-İsrail savaşı nedeniyle gerilimli bir baskı altında. İsrail'in Şam'daki büyükelçiliğine saldırması sonrasında İran'ın asıl amacı, verdiği bu karşı cevapla dünya kamuoyuna algı etkisi oluşturmaktı. Bu hedefine ulaşmış oldu. Aynı zamanda İran, bölgede büyük bir savaş başlatmaktan kaçınmalıydı. Yani İsrail'de büyük kayıp olmamasını sağlaması da gerekiyordu. Muhtemelen bölgesel bir savaş İran’ı daha da çıkmazlara sokacak. Zaten iç dinamikleri ve ekonomisi bıçak üstünde… Bundan şimdilik kaçınmış oldu.

    Şimdilik diyorum çünkü karşımızda öngörülemeyen Netanyahu bulunuyor. Zannımca Tahran ile Biden yönetimi paslaşması ile Washington, Netanyahu’yu şimdilik dizginledi. Fakat yine de top şimdi Tel Aviv'de. Netanyahu'nun da bir şekilde cevap vermesi gerekecek. Ya da kendileri için tam fırsat bilecek. Savaş başlatma arzusu, İran'ın aniden saldıracağı anlamına gelir. Fakat tüm dünya bu saldırıyı saatine kadar artık biliyordu. Üstelik İsrail tarafına saldırıyı püskürtmek için hazırlık yapma fırsatı da verildi. Yani Tahran büyük bir savaş beklentisinde olmayabilir. Fakat Netanyahu ve ekibi aynı şekilde düşünüyor mu? Zaten şimdiden İsrail, Lübnan’a çok yoğun saldırılar yaptı, bir çok kritik askeri hedefi imha etti. Ve bundan sonra İsrail,  bu vesileyle Filistin’i haritadan belki silecek, ve hatta çevre ülkelere yoğunlaşacak.

    Moskova Tahran hattında gelişen stratejik ilişkiler

    Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın itidal çağrısı mesajında vurguladığı, “Batılı üyelerin tutumu nedeniyle BM Güvenlik Konseyi, İran Büyükelçilik misyonuna yönelik saldırıya yeterince yanıt veremedi… Bölgede bir başka tehlikeli gerilimin tırmanmasından büyük endişeliyiz. Başta Filistin-İsrail çatışma bölgesi olmak üzere Ortadoğu'daki çok sayıda krizin çözülmemiş doğasının, genellikle sorumsuz provokatif eylemlerle körüklendiği konusunda defalarca uyardık.” kısmı önemliydi.

    Dışişleri bakanlığı resmî telegram kanalına düşmüş olan şu detayı da vurgulamak faydalı olur düşüncesindeyim: İsrail'in Rusya Büyükelçisi Simone Halperin, Rusya'nın, İran'ın ülkesine yönelik bu büyük saldırıyı kınamasını beklemiş. Bu beklentiye Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova çok sert bir cevap verdi. Zaharova mesajında, “Simone, İsrail'in Kiev rejiminin Rus bölgelerine yaptığı en az bir saldırıyı kınadığını hatırlat bana? Hatırlamıyor musun? Ama ben sadece İsrailli yetkililerin Zelensky'nin eylemlerini destekleyen düzenli açıklamalarını hatırlıyorum. Mesela Bankova'daki alçakların son derece cani, terörist eylemleri, bunun sonucunda siviller öldürülüyor ve sivil altyapı yok ediliyor…” ifadelerini kullanıyor. 

    Rusya-Ukrayna savaşı, Hamas-İsrail çatışmaları gibi küresel jeopolitik gerilimlerin arttığı günümüzde, petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarını üreten ve ihraç eden iki ülke İran ve Rusya arasında stratejik düzeyde ilişkilerin geliştiğini biliyoruz. Bu nedenle dün yaşanan kriz benzeri durumlarında Moskova, refleks olarak İran lehinde şekilleniyor. 2021 sonbaharında Rusya ve İran arasında imzalanan “Kapsamlı İş birliği Paktı” ile iki ülke arasında enerjiden teknoloji transferine kadar çok alanda ilişkilerde ivme kazandı. İran, Rusya ve Çin’in liderliğini yaptığı Şangay İş birliği Örgütü’ne ve BRICS’e tam üye olarak kabul edildi. 

    Moskova ve Tahran stratejik ortaklık belgesi 

    İki ülke yetkilileri, ilişkileri yeni bir temelde güçlendirmeye yönelik kapsamlı bir anlaşma taslağı üzerinde çalışıyorlar. Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın Asya dairesi müdürü Zamir Kabulov'a göre, "yüksek dereceli işbirliği belgesi” hazır durumda. Bu temel belge, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Raisi'nin Ocak 2022'de geliştirmeyi kabul ettiği bir mutabakat olarak iki ülkenin ilişkilerini yeni bir stratejik ortaklık temeline taşıyacak. Bu çerçevede, iki ülke arasındaki etkileşim çeşitli alanlarda güçleniyor. Özellikle, Rusya'nın İsrail'in Şam'daki İran diplomatik misyonuna saldırısıyla ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi'nde bir toplantı başlatması, Moskova ve Tahran arasındaki işbirliğinin derinleştiğinin bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Tahran da, Rusya ile daha aktif terörle mücadelede işbirliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı.
    Bu yakınlaşmanın ekonomik boyutu da elbetteki önemli. İki ülke arasındaki ticaretin rekor seviyelere ulaşması ve gaz ve petrol sahalarının ortak geliştirilmesine yönelik anlaşmaların imzalanması, işbirliğinin artmasını sağlamıştır. Batılı devletlerin yaptırımları kapsamında uluslararası bankalar arası para transfer sistemi SWİFT’ten çıkarılan iki ülke Rusya ve İran, bu sistemi tamamen kaldırarak doğrudan işlem yapmaya başladı.

    İran Merkez Bankası’nın uluslararası işlerden sorumlu başkan yardımcısı Mohsen Karimi, Fars News Agency’e yaptığı açıklamada, Rusya ve İran’daki bankaların artık doğrudan işlem yapabileceklerini söyledi.

    Geçen sene 8 Aralıkta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin’de ağırladığı İran Cumhurbaşkanı ile 5 saat süren bir görüşme yapmıştı. İki liderin görüşmesinin basına açık kısmında konuşan Putin, Rusya ve İran'ın enerji alanı da dahil olmak üzere neredeyse tüm alanlarda aktif çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Büyük altyapı projelerini ortak yürüttüklerini, onları uzun zamandır görüştüklerini ve şu anda Kuzey-Güney Demiryolu inşaatının uygulama aşamasına geldiklerini hatırlatan Putin, geleneksel olarak enerji sektöründe birlikte çalıştıklarını, eğitim alanında da işbirliği yaptıklarını, ülkesinde eğitim gören önemli sayıda İranlı öğrenci olduğunu vurgulayarak, hemen hemen her alanda çalışmaların oldukça yoğun bir şekilde sürdüğünü söyledi.

    Bu senenin başında Rusya’nın başkenti Moskova’da yapılan Hazar Denizi'ne kıyıdaş ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı için Moskova’ya gelen İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile kapsamlı bir görüşme yaptı. Görüşme sonrası Lavrov ve İranlı mevkidaşı, yaptırımlara karşı mücadele, olumsuz sonuçlarını hafifletme ve tazmin etme yolları ile ilgili bir deklerasyonu imzaladı. Rusya ve İran arasında karşılıklı yarar sağlayan ticari, ekonomik ve yatırım işbirliğinin genişletilmesinin yanı sıra en üst düzeylerde varılan anlaşmaların pratikte uygulanmasıyla ilgili bir dizi konuyu da ele aldılar.

    Rusya ve İran, savaş sanayii ve savunma sektörlerinde de ilişkilerini geliştiriyor. İran’ın Rusya’ya İnsansız Hava Aracı tedarikinin ardından Rusya da İran’a savaş uçağı, helikopter ve füze satışını artırıyor. İran Savunma Bakan Yardımcısı Seyid Mehdi Farhi, Tasnim Haber Ajansı’na, Rus Mi-28 saldırı helikopterleri, Su-35 savaş uçakları ve Yak-130 savaş eğitim uçaklarının satın alınmasına ilişkin anlaşmanın tamamlandığını söyledi. Rusya, İran’a bu yılın mart ayında Su-35 savaş uçağı teslimatı yapmıştı. İran kaynakları, Rusya’dan satın alın ilk parti üç adet Su-35S savaş uçağının başkent Tahran yakınlarındaki Mehrabad hava üssüne gelişinin görüntülerini yayınladı. Ayrıca ABD Savunma Bakanlığına bağlı İstihbarat Teşkilatından bazı yetkililer, İran’ın Rusya'ya İnsansız Hava Aracı İHA üretim tesisi kurmasına yardım ettiğini söyledi.

    Erdoğan söz aldığı bazı kredileri heba etmemek için Sessiz kaldı

    Yani sonuç olarak, Moskova ile Tahran hattında gelişen stratejik ilişkiler var. İki ülkenin birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne koşulsuz saygıyı temin eden, ayrıca Moskova ve Tahran'ın eşit, çok kutuplu bir dünya inşa etme yönündeki ortak çabalarına vurgu yapmak gerekir. Bu nedenle çok konuda iki ülke beraber hareket edebiliyor. Cumartesi gecesi yaşanan olaylarda ise Tahran iç kamuoyuna pozisyonu kurtarmış oldu. İsrail bugüne kadar İran’ın 30 Generalini öldürdü. Tahran ilk kez karşılık verdiği bu operasyonda bir İsrail askerinin bile burnunu kanatmadı! Tabii ki çatışmaların artmaması sevindirici. Umarım öyle olur ve çok zorda kalmış Netanyahu bunu kendisi için bir koz olarak kullanmaz… Ankara ise hepten sessiz kaldı. Erdoğan söz aldığı bazı kredileri heba etmemek için Moskova kadar bile açıklama yapamadı. Haliyle Batı ile ilişkiler yeni yoluna konulmuşken, ABD’nin IMF ve Dünya Bankası üzerinde etkisi olduğu biliniyorken elbetteki Erdoğan böylesi bir riske girmez.
    15 Nis 2024 09:29
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR