Siyaset dediğin...

DOĞU ERGİL
Yayınlanma Salı, 14 Şubat 2012
Paylaş
X Post
Olan oldu, MİT yöneticilerini sorguya çağıran hatta yakalama kararı çıkartan savcı ve bu kararların altyapısını hazırlayan polis şefleri görevlerinden alındı.
Demek ki "bağımsız yargı", en azından savcılar düzeyinde yürütmeye oldukça bağlıymış. Yasama da bir daha böyle tasarruflar olmasın, yürütmenin canını sıkmasın diye yasayı değiştirerek, MİT mensuplarının soruşturma ve kovuşturmasının önünü kesmeye hazırlanıyor. Hani anayasamızda "esas olan kuvvetler ayrılığı"ydı?
Sorun bunun neresinde? Şurasında: Suç işleme olasılığı bulunan devlet (yürütme) görevlilerinin yine 'yürütme'den izin almadan hukuksal denetimden uzaklaştırılması. Bunu yeni bir yasa sağlar. Ama bu tasarruf, özlediğimiz hukuk devleti ile bağdaşır mı?
Diğer durum da şu: İdeolojik bir tercih veya eğilimin etkisi altında evrensel hukuka değil, kuvvetler birliği esasına göre şekillenmiş yasal sistemimizin onlara sağladığı özel yetkileri kullanan yargı mensupları, yürütmenin en hayırlı girişimlerini, en muteber mensuplarını abluka altına alırlarsa ne olacak? Yürütme, şimdi olduğu gibi harekete geçip, yani yargıya müdahale edip, mensuplarını kurtaracak mı? Bu yol açık kaldığı müddetçe gerçekten suç işleyen yürütme mensupları nasıl hesap verecekler?
Basında süren tartışmalarda bu sorunun yanıtı pek aranmıyor. Toplumu da zaten dinleyen yok. Tüm bu çekişme ve çatışmalar toplumsal tercih ve taleplerin dışında cereyan ediyor. Yani bir tür "halksız demokrasi" olgusu devam ediyor. Pekiyi biz bu sisteme niye demokrasi diyoruz? Muntazam ve hilesi hurdası nispeten az olan seçimler yaptığımız için.
İyi de seçim, seçeneklerin de tercih edenlerce belirlendiği bir süreçtir. Biz seçmenler, yaşadığımız yerde bizi temsil etmek üzere kimi seçeceğimize karar verebiliyor muyuz? Hayır! Aday listeleri parti merkezlerinden hazırlanıp geliyor. O nedenle kıymetini takdir ettiğimiz kişiler milletvekili seçilseler bile onu halk değil başkan seçtirdiği ve kendilerinden mutlak bir itaat beklediği için parlamentoya girince sesleri solukları kesiliyor.
Oysa siyaset, toplumsal sorunlara çözüm bulmak, uzlaşmazlıkları bağdaştırmak, alternatif öneriler ve kadrolar üretmek, daha iyisi için rekabet etmek, soluğu kesilenin yerini daha layık olanına bırakması ve bunların tümünü seçmen desteğinde aramak demek. Bu sürecin ülkemizde iyi işlediğini kaçımız söyleyebiliriz?
Siyaset işlemeyince emir-komuta ilişkisi içinde bir yönetim süreci onun yerini alıyor. Bu yargı hem partilerin içinde hem de partilerin egemen olduğu genel siyaset için geçerli. Böyle olunca da siyaset, liderlik ve iktidarın uygulamaları arasına sıkışıp kalıyor. Biz siyaseti haftada bir Meclis'te parti başkanlarının grup konuşmalarından ve iktidarın uygulamalarına karşı muhaliflerin eleştirilerinden ibaret sanıyoruz.
Biz seçmenler bu süreçte seyirci konumundayız. Yani siyasetin aktif tarafı, üreticisi değil, edilgin tüketicisiyiz. Her şeyi liderlerden bekliyor, ya onların yanında ya da karşısında yer alıyoruz. Siyasette aktör olmadığımız için de iktidar olmadan siyaset yapılamayacağını sanıyoruz. Bu sanı, siyaseti biraz daha bizden uzaklaştırıyor, partiler üzerinden birkaç kişiye, daha doğrusu iktidar partisinin önderliğine bağlıyor.
İktidarın mutlak olmasına, muktedirlerin yaptıklarından ve tercihlerinden ötürü sorgulanamayacağına, hesap vermeyeceğine o kadar inan(dırıl)mışız ki son on yıldır, erişilmez karargâhlarından ülkeyi yöneten ve yönlendiren kurumların ve mensuplarının sorgulanmaya başlanmalarına çok şaşırdık. Oysa bun hukuk devletinin bir gereği.
Şimdi karar vermek durumundayız; biz halk (seçmenler) olarak siyasete müdahil olup sadece bürokratik vesayetin değil siyasal, ideolojik, inançsal vesayetin her türlüsünü engelleyecek tüm toplum kesimlerinin eşit paydaşlar olarak barış içinde yaşayabilecekleri bir hukuk düzeni kurulması için ağırlığımızı koyacak mıyız? Bundan sonraki seçim sanki son bir şans gibi görünüyor. Aksi halde bu kadar karşıtlık, çatışma, şiddet ve nefret üreten bir sistemin sürdürülmesi mümkün değil. Anayasa'dan önce hemen Parti, Seçim, Terörle Mücadele, Ceza ve Ceza Muhakemeleri yasalarını değiştirmeyi geciktirmemeliyiz. Anayasa yapmak onların gölgesi olmadan çok daha kolay olacak.
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER

CHP'de kurultay satrancı: 'Kurultay' dedi! Tarih v...

Uyuşturucu operasyonu yapılan 7 ünlünün test sonuç...

'Hurdaya çıkardılar!' Ekrem İmamoğlu: “Yargıyı bi...

CHP’nin sosyal medya hesabı el değiştirdi!

Öcalan: “Demokrasinin kolayca inkar edildiği bir ü...


