image
FATİH AKALAN SAMANYOLU HABER 07 Kas 2009 16:47

HOLLYWOOD’U TÜRKİYE’YE TAŞISANIZ NAFİLE!


Biri sinema filmi diğeri dizi
Biri “Nefes” öteki “Bu kalp seni unutur mu”
Biri vizyonda diğeri her hafta TV de.
Nefes’i izledim. “Bu kalp seni unutur mu”yu ise vakit buldukça izliyorum.
İkisi de gerçek hikayelerden alıntı yapıyor.
Nefes; Güneydoğu’da terörle mücadele eden 40 Mehmetçiğin hikayesi.
“Bu kalp seni unutur mu”; 12 Eylül’ün kanlı imzası.
İkisi de bizim hayatımız.
Ölen de, sakat kalan da, Türkçe konuşamadığı için işkence gören Kürt de, milliyetçi diye faşist damgası yiyen Türk de biziz.
Nefes’te; Sırtında 40 kilo teçhizatla yürürken nereden geldiği belli olmayan bir kurşunla karların içine yuvarlanan yirmisinde bir askeri gördüğümde boğazıma acı bir şey oturdu. Komutanın “Uyursan ölürsün” sözüyle irkildim…
Bir anda gerçek dünyaya döndüm. Anadolu’yu kızılcık tarlasına çeviren al bayraklara sarılı şehit cenazeleri geldi gözümün önüne.
“Vatan sağ olsun” diyen, analar, babalar, evlatlar, eşler, kardeşler…
Film biterken “Neden hala profesyonel bir ordumuz yok.” diye soruyordum kendime…
“Bu kalp seni unutur mu” dizisi, 12 Eylül darbesini yapanların işkenceleri ile dolu.
Diyarbakır ve Mamak Cezaevi duvarlarının ardında milletini dipçik zoruyla hizaya getiren darbeciler anlatılıyor.
Hayatta tesadüfe yer yok.
Kader kıyas yaptırıyor insanoğluna.
Filmleri de hikayeleri de kahramanları da kıyaslıyoruz.
Hangi film daha güzel? Hangi hikaye daha gerçek?
Hangi askerleri seviyor ve şükran duyuyoruz; Darbecileri mi, bu topraklar için ölenleri mi?
Cevapları kıymetli sorular bunlar.
İki filmle Genelkurmay’da yakından ilgileniyor. “Nefes”e sempatiyle bakan TSK “Bu kalp seni unutur mu”ya tepkili.
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ geçenlerde kuvvet komutanları ile birlikte Nefes’i izledi. Filmle ilgili beğeniler ifade edildi.
TSK’nin bu açık desteği Eylül 2007’de Genelkurmay Karargahı’nda hazırlanan “Lahika”yı okuyanlar için o kadar şaşılacak bir şey değil. Lahika’da medya ve sinemanın imaj düzeltme adına nasıl kullanılacağı anlatılıyordu.
Öyle ki; belgede “Sinema, TV veya belgesel filmlerin maliyeti yüksektir. Bu maliyetin karşılanmasına ihtiyaç vardır” deniliyordu.
İki milyondan fazla insanın izlediği “Nefes” TSK projesi mi bilmiyorum. Ama psikolojik harekata ciddi katkı yaptığı çok açık.
Genelkurmay’ın 12 Eylül’ü anlatan dizi ile ilgili tavrına gelince; Neredeyse 180 derecelik bir fark arada.
Karargah, filmi işkence görüntüleri sebebiyle eleştirdi. Abartı ve akıl dışı suçlamasında bulundu. Hatta yargıya başvurulacağa söylendi.
Ne yapmaya çalışıyor Genelkurmay!
Darbecileri mi savunuyor?
Eğer öyleyse beyhude bir uğraş bu.
12 Eylül vicdanlarda çoktan mahkum oldu.
27 Mayıs, 9 Mart, 28 Şubat, ve 27 Nisan için de aynı durum geçerli.
“Millete komplo” belgesinin kamu vicdanında nasıl bir infiale sebep olduğu da ortada.
Genelkurmay’ın artık şunu anlaması gerekiyor;
Milletin askerle derdi yok.
Milletin derdi darbecilerle.
Dursun Çiçek’e millete komplo kurması emrini verenlerle.
Belgenin üstünü örtmek mümkün değil.
Filmle, diziyle olmaz bu iş.
Hollywood’u Türkiye’ye taşısanız nafile!


Türkçe Olimpiyatları

GÜNÜN KARİKATÜRÜ