image
GÜLAY GÖKTÜRK BUGÜN 10 Şub 2012 07:56

İzleyin, endişelenmeyin...


Hayal kırıklığının sebebi bir yanılgı...
Şu anda izlediğimiz MİT-Yargı kapışması (bu kapışmada MİT'in yanına hükümeti, yargının yanına da emniyeti koyabiliriz rahatlıkla) ve bu kapışma dolayısıyla ortaya dökülen belgeler, toplumda büyük bir şaşkınlık, panik ve hayal kırıklığı yaratmış durumda.

Hayal kırıklığının sebebi bir yanılgı...

Geçtiğimiz on yıl boyunca devlet içinde yaşanan büyük çatışma, askeri bürokrasi ve onun uzunca bir süre yedeğinde tuttuğu yüksek yargının yenilgisi ile sonuçlanınca, genel olarak kamuoyunda devletin artık yekpare-çelişkisiz-çatışmasız bir bütün haline geldiği şeklinde bir umut oluştu anlaşılan. Şu anda yaşanan şaşkınlık, ortaya dökülen bu yeni "devlet içi çatışma" görüntüsünün bu umudu tuzla buz etmesinden kaynaklanıyor.

Oysa böyle bir şey hiçbir zaman mümkün değildir; hiçbir devlet için mümkün değildir. Devlet içinde her zaman farklı klikler ve bu klikler arasında güç mücadeleleri olmuştur, bundan sonra da olacaktır. Klikler arası iktidar mücadeleleri genellikle halktan gizli bir biçimde devletin ışık almayan labirentlerinde yürür. Ama bazen, çatışma o kadar şiddetlenir ki, su yüzüne çıkar. Böyle zamanlarda, bir taraf bize "Büyük kapışma"dan sadece birkaç enstantane göstererek kendi "taraf"ına çekmeye çalışır.

Aslına bakılırsa, devlet içi bu klik çatışmaları halk açısından endişelenecek bir şey değil, tam tersine bir fırsattır.
Çünkü bizler; yani devletin dışındakiler bizlerden gizlenen bilgileri bu çatışma anlarında öğreniriz. Devletin kirli çamaşırları sadece böyle zamanlarda dökülür ortaya.

Bu defa da öyle olacak... Devlet içinde oluşan çatlaktan gerçeğin ışıkları sızacak ortaya.

Böyle zamanlarda önemli olan, bu çatışmayı bir fırsat olarak değerlendirip şimdiye kadar bizden gizlenenlerden ne kadar çoğunu öğrenebiliyorsak öğrenmeye çalışmak; bize gösterilen birkaç enstantaneye bakıp hemen taraf tutmak yerine resmin bütününü görünceye kadar taraf olmayı reddetmek ve olan biteni sakin bir şekilde izlemektir.

Sebep yine Kürt sorunu

Şu ana kadar ortaya çıkan tablodan görebildiğimiz kadarıyla, Türkiye'nin baş sorunu olan Kürt sorunu şu anda devlet içinde ortaya çıkan bu çatlağın da temel sebebi...

Olayın hukuki boyutu ayrı bir mesele... MİT'le ilgili iddiaların ne kadarının haklı ne kadarının haksız olduğunu; yürütülen faaliyetin ne ölçüde görev tanımı içine gireceğini, ne ölçüde bir hukuk devletinde müsamaha edilemeyecek faaliyet sayılacağını hukuk sürecini izleyerek göreceğiz.

Meselenin siyasi boyutuna geldiğimizde ise bu çatışmanın ardında devlet içinde Kürt meselesinin nasıl halledileceğine ilişkin olarak var olan ciddi bir fikir ayrılığının yattığını görüyoruz. Buna, yeni bir "şahinler-güvercinler" saflaşması da diyebiliriz.

Biraz kabaca da olsa çatışmayı şöyle özetlemek mümkün: Yargı-polis bloku MİT'in Oslo görüşmeleri boyunca izlediği ve daha sonra devam ettiği anlaşılan "görüşmelerle çözüm" politikalarından büyük rahatsızlık duyuyor ve son dönemde KCK operasyonları sırasında ele geçirilen bazı belgelerle birlikte bu politikanın PKK'yla mücadeleye ihanet noktasına vardığını düşünüyor. Buna karşılık MİT de emniyetin ve özel yetkili bazı savcıların

KCK operasyonları boyunca izledikleri çizgiyi "asayiş politikalarında aşırıya gidilmesi, sorunun çıkmaza sokulması ve barışçı çözüm olanaklarının dinamitlenmesi" olarak görüyor.

Ayrıca, iki kanat arasındaki bu çatışmada üçüncü bir unsur olarak PKK'nın da devreye girdiğini işaret etmek gerek. Görüşmelerde hükümete isteklerini kabul ettiremeyen ve gerek dağdaki operasyonlarla, gerekse KCK operasyonlarıyla büyük güç kaybeden PKK da, MİT'le yapılan görüşmeleri deşifre ederek esas olarak hükümeti zor duruma düşürmeye çalışıyor.

Bu arada, hiçbir zaman unutulmaması gereken bir nokta da eski çatışmada (vesayetçiler-siviller çatışmasında) yenilen tarafın kalıntılarının da bu yeni çatışmanın içine sızıp olayı kendi lehlerine yönlendirme çabalarını sürdürecekleri noktasıdır.

Kısacası, toplum olarak gözlerimizi dört açmamız, alelacele taraf olmak yerine, olup biteni iyi anlamamız gereken bir dönemdeyiz.

Türkçe Olimpiyatları

GÜNÜN KARİKATÜRÜ