Memur maaşları

GÜLAY GÖKTÜRK
Yayınlanma Cuma, 25 Mayıs 2012
Paylaş
X Post
Türkiye'de kamuoyu oluşturmada etkili kesimlerde (medyada, sosyal medyada, STK'larda, muhalif partilerde, partileşmemiş siyasi hareketlerde ve kanaat önderlerinde) yaygın bir tutum olarak, devlete yöneltilen her türlü talebin desteklenmesi eğilimi görüyoruz.
Sözleşmeli öğretmenler kadro mu istiyor; desteklemek çağdaşlığın gereğidir. Memurlar grev hakkı mı istiyor; elbette haklarıdır. Özelleştirilen kamu kuruluşlarının personeli devletin diğer kuruluşlarına aktarılma şartı mı koşuyor; analarının ak sütü gibi helaldir. Kamuda çalışan geçici işçiler daimi işçi olmak mı istiyor; mutlaka yanlarında yer alınmalıdır. Bedelli lobisi bedelli yaşını tekrar düşürmek mi istiyor, kayıtsız şartsız desteklenmelidir.
Kısacası, devletten bir şeyler talep eden herkesin yanında saf tutmak ve devlete istenen şeyi vermesi için baskı yapmak neredeyse refleks haline gelmiş durumda.
Oysa toplum ekonomik anlamda homojen bir bütün değil; toplum içinde farklı çıkar grupları ve çıkar çatışmaları yaşanıyor. Bir kesimin talebi başka kesimlerin çıkarlarıyla çatışıyor. Bir tarafta bütün katmanlarıyla toplumun diğer tarafta da devletin yer aldığı bir saflaşma değil bu...
Mehmet Şimşek'in rakamları
Bu yanlış algının son tezahürüne memurların maaş artışı için yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinde tanık olduk.
İstisnasız bütün kamuoyu, memurların yanında ve "cimri" devletin karşısında saf tuttu. Yanında çalıştırdığı işçisine asgari ücretin bir kuruş üstünde ücret vermeyen iş sahipleri, ev temizliğine gelen kadınla on lira zam için çata çat pazarlık eden ev kadınları da dahil bütün kamuoyu, sıra devletin kasasına gelince bir bonkörleşti, bir bonkörleşti ki sormayın... Yine her zamanki gibi ayakkabısı delik, takım elbisesini ters yüz ettiren memur edebiyatı aldı yürüdü.
Oysa son derece çarpıcı rakamlar verdi Maliye Bakanı Mehmet Şimşek. Hükümetin verdiği yüzde 3.5+4 zamla ortalama memur maaşının temmuz itibariyle 1132 dolara çıkacağını söyledi mesela... AK Parti hükümetleri iktidara geldiğinden bu yana ortalama maaş artışının yüzde 228 olduğunu, en düşük memur maaşında yüzde 316.5'lik bir artış gerçekleştiğini; aynı dönemde enflasyonun ise yüzde 130'un altında kaldığını söyledi. "2002 yılında bütçe 100 liraysa 18 lirası memur ve işçiye gidiyordu. Şimdi yüzde 28'e çıktı. Memur devletin bütçesinden yüzde 28 pay alıyor, son artışlarla yüzde 30'a çıktı. (...) 2002'de ortalama maaş 578 liraydı. Yaklaşık 370 dolara denk geliyor. Temmuz başı itibariyle ortalama maaşı 1132 dolara çıkmış olacak. Ortalama memur maaşıyla 2002'de alabildiğiniz elektriğin iki katını alabiliyorsunuz. Memur hem refahtan pay aldı hem de enflasyonun üzerinde artış aldı" dedi.
Vergi bilinci olmayınca
Ama bu atmosfer içinde Şimşek'in açıklamaları da kulak arkası edildi. İstisnasız bütün kesimler memurların "hak arayışını" destekledi.
Peki nasıl oluyor bu? Kendi bütçelerini yaparken kılı kırk yaran insanların, sıra devletin kasasına gelince böylesine hesapsız davranmalarının sebebi ne olabilir?
Devletin dağıttığı paranın kendi paraları olduğunu bir türlü kavramamaları olsa gerek. Buna vergi bilincinin olmayışı hatta daha genel olarak vatandaşlık bilincinin olmayışı da diyebiliriz. Sanki devletin meçhul kaynaklardan gelen paralarla dolan ve hiç boşalmayan bir kasası var, o kasadan kim ne kadar koparsa kârdır... Ne sözleşmeliler kadroya geçmek istediğinde bunun devletin şişmesine yol açacağını ve kabağın yine kendi başlarına patlayacağını düşünüyorlar ne de memurlara yüzde 16 zam yapılırsa enflasyonun alıp başını gideceğini ve en yoksullar başta olmak üzere bütün halk kesimlerinin enflasyonun altında ezileceğini...
Memur sayısı azalırsa
Kimse 1132 doların rahat bir yaşam için yeterli olduğunu, ortada bir sorun olmadığını söylemiyor.
Ama eğer bugün toplam memur maaşları devletin toplam gelirlerinin 3'te 1'ini götürüyorsa ve bu oranın 3'te 1'in de üstüne çıkması ekonominin genel dengelerini altüst edecekse, yani memurların pastadan daha büyük bir dilim almaları mümkün değilse, o zaman iki yol çıkıyor memurların karşısına:
Ya bu gelire razı olacaklar ya da pastadan kendilerine düşen payı paylaşanların sayısının azalmasına razı olup kişi başına düşen geliri yükseltmeyi seçecekler.
Yarın bu noktadan devam edeceğim.
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER

CHP'de kurultay satrancı: 'Kurultay' dedi! Tarih v...

Uyuşturucu operasyonu yapılan 7 ünlünün test sonuç...

'Hurdaya çıkardılar!' Ekrem İmamoğlu: “Yargıyı bi...

CHP’nin sosyal medya hesabı el değiştirdi!

Öcalan: “Demokrasinin kolayca inkar edildiği bir ü...


