Ey Halkım!

Halit Emre Yaman

Halit Emre Yaman

22 Ara 2018 11:36
  • Ey halkım! Sen ki Müslümanım dersin ama ilk emri “oku” olan mukaddes kitabından bîhabersin. Bilirim ki onu okumayan ve dinlemeyen sen, beni hiç dinlemezsin; hatta duymazsın bile… Ben bana düşeni yapıp, doğru bildiğimi söyleyeyim de, yarın huzura varınca hesabım kolay olsun. 

    Ey iktidar hırsıyla yapmadığını bırakmayanların arkasından giden halkım! Gün gelecek bugünkü davranışlarından dolayı ağlayacaksın. Ne yazık ki bu ağlaman içine düştüğün durumdan seni kurtaramayacak. 

    Neden dönüp bakmazsın az geriye? Felaketlere maruz kaldığında “bilmiyordum, duymadım” deme lüksün olmayacak. Cahilliğin kurtaramayacak seni… Az düşünsen, biraz fikretsen ve biraz da etrafında olan bitene baksan düştüğün çukuru fark edeceksin ama heyhat!

    Ey algılarla zihni bulanmış halkım! Bulunduğu konumun hakkını vermeyenlerin peşinden daha ne kadar gideceksin? Allah’a dua edip Firavuna taptığının farkında mısın? Nemrut gelip para dağıtsa onun peşinden gidersin ama Efendimiz (sav) gelip cennete merdiven dayasa dönüp bakmazsın…

    Yazık ettin kendine… Oturduğu koltuğu muhafaza edebilmek için masumlara zulüm üstüne zulüm yapanların peşinden gidiyorsun. Hadi onlar birkaç günlük saltanat uğruna yaptı bunları… Peki ya sen? Sen ne kazandın bu zulümlere destek vererek?

    Sultan Süleyman’a kalmayan dünya tiranlara mı kalacak? Onlar yıkılıp gittiğinde yine sen mağdur olacaksın. Ağıtlar yakacaksın ama kendin bile duymayacaksın. Nice acılar yaşayan atalarından ders almadın, alacak gibi de değilsin. 

    Ey yapılan zulümlere yardakçılık yapan halkım! Tarih senin bu haline yabancı değil. Her devirde mazlumların kanıyla beslenenler senin karşına farklı isimlerde, farklı kıyafetlerde çıktı ve sen her seferinde onların peşinden gittin. Azığında zehir bulunanların, şifa dağıtamayacağını bilmem ne zaman idrak edeceksin.

    Allah’ın emirlerini bile dinlemeyen sen, bilirim ki beni hiç dinlemezsin. Hz. Salih olsan, sana gönderilen deveyi gidip pazarda satarsın. Sen ne zaman bu kadar cebine düşkün oldun? Dilencilerden nefret edersin ama iktidar sahiplerinden iltifat dilenir, makam dilenir, para dilenirsin.

    Ey vefasızlığın timsali halkım! Yıllardır yakıcı bir rüzgârla kavrulan şefkat ve muhabbet fedailerine sırtını döndün. Keşke bu kadarla kalsaydın; ne yapacağını bilemediğini veya korkuna esir olduğunu düşünürken yanılttın beni. İçinde bulunduğun durumu anlamaya çalışırken, tuttun o ateşe odun taşıdın ve yakından tanıdığın masumları o ateşe ittin.

    Bu gidişle iflah olacak gibi değilsin. Hapse atılan kadınların ve çocukların çığlıklarına kulaklarını tıkamış, görmemek için gözünü yummuşsun. İşkenceden ölenler olduğu halde aldırmıyorsun. Zannımca ses vermen için o acının senin bedenine dokunması gerekiyor. Korkarım yakında o sesi duyacağım.

    Ey halkım! Sen ki Efendimiz’in (sav) tebşiratına mazhar olmuş bir kavmin son temsilcisisin. İstanbul’u fetheden ataların yedi düveli dize getirmişti. Oysa sen sahte dolar yakarak, portakal keserek, klozete kola dökerek âleme nizam vermeye çalışıyorsun. Yazık, çok yazık…

    Allah, peygamber, kitap der birileri, sen de peşlerinden gidersin. Koyun gibisin halkım koyun gibi… Ne çobanını tanıyorsun, ne de senin sırtından elde ettiklerinden haberin var. Devletin âli menfaati dendiğinde Hz. Hüseyin’in başına kılıç çalmazsın ama çalanı alkışlarsın. Yezit’e kızar ama iktidarda kalması için oy verirsin.

    Ey halkım! Ne çok seviyorsun kırbacı… Onun sesini duyduğunda tazimde bulunman korkudan olmasın sakın. Bu korku bir gün öldürecek seni ve sen, kendi katilin olacaksın. “İnsan sevdiğinden korkar ama korktuğunu sevemez.” sözünün doğruluğunu mu ispatlamaya çalışıyorsun yoksa? Emin ol, o kırbacın sesini ensende hissettiğinde korkudan öleceksin…

    Yalanı bilip de yalancının peşinden gitmek nasıl bir utanmazlıktır, anlamış değilim. Bundan büyük bedbahtlık var mıdır bilmiyorum. Hâlbuki utanma insana mahsus bir duygudur. Bu durumda sen nesin söyle Allah aşkına? 

    Ey halkım! Hırsızlar sadece paranı, malını değil; geleceğini, çocuklarını hatta vatanını çalıyor sen uyuyorsun. Hz. Yusuf’un kuyuya atıldığını gördüğün halde sen başka bir şeye ağlıyorsun. Kendine gelip de gerçekleri ne zaman göreceksin? Bu halinle buna ne kadar da yabancısın…

    O gün geldiğinde ağlamayı bile beceremeyeceksin. Vadi vadi dolaşıp beni arayacaksın ama sana söyleyebileceğim tek şey “bade harabil Basra” olacak o gün. Yol yakınken aklını başına al diyeceğim ama sen ki Efendimiz’i (sav) dinlememişsin beni mi dinleyeceksin. 

    Ey halkım! Bana yaşattıklarına rağmen bırak beddua etmeyi, “ne halin varsa gör” bile demeyeceğim sana. Efendimiz’in (sav) Taif dönüşündeki düşüncesinden hareketle sadece ıslah olman için dua edeceğim. Zira elimden başka bir şey gelmez.

    HALİT EMRE YAMAN
    @halitemreyaman2

    22 Ara 2018 11:36
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR