Mümini kimler sevmez?

Hüseyin Kara

Hüseyin Kara

04 Eyl 2017 15:48
  • Üstün kalite ve mükemmel donanımı olan müminin, çok güçlü sevenleri olduğu gibi çok azılı kıskanç ve de kötümser sevmeyenleri hatta düşmanları bulunmaktadır.  Allah ve melekleri tarafından çok sevilen müminin, şeytanlar ve hasetçiler tarafından sevilmemesi gayet normaldir. Zira Allah’ın düşmanları müminin de düşmanıdır. Mümin bir taraftan kendisini sevenlerin sevgisine layık olmaya çalışırken, öte yandan düşmanlarını da iyi tanımalı ve onlara karşı net bir tavır ortaya koymalıdır.Bu yazıda mümini sevmeyen ve hatta ona düşman kesilen dört gurup anlatılacaktır.

                                                      1- MÜMİNİ ŞEYTANLAR SEVMEZ:
                  Şeytan, Hz. Âdem’i (as) konumundan dolayı kıskanıp, yaratılış maddesini bahane ederek ona secde etmemekle, Allah’ın emrine isyan edip dergâh-ı ilâhîden kovulduğu günden beri (Kıyamete kadar) Hz. Âdem’in (s a) neslini hiç sevmedi.(15/33) Hatta ona en büyük düşman kesildi. Şeytan, bu kovulma olayından önce İblis adı ile irade sahibi cinler taifesinden bir varlık olarak meleklerle beraber olma keyfiyetine, Allah’ın emrine itaatsizliği ile son verilmiş bir talihsizdir. Şeytanın varlığı ve görevi ise, kader arka planı ile izahı başka bir yazının konusu olabilir. Burada sadece mümini hiç sevmeyen ve ona en büyük düşmanlığı yapan şeytanın bu yönüne dikkatleri çekmek gayesindeyiz.

               Şeytan, emre itaatsizlikten dolayı kaybettiği kulluk pozisyonuna, inadı yüzünden bir kez daha ulaşamamasının verdiği kızgınlık ve düşmanlıkla  Hz. Âdem (a s) ve hanımına karşı oynadığı ilk oyun ile onları kandırıp cennetten çıkarılmalarını sağlamakla ilk başarısını! elde etmiş oldu.(20/117) Fakat Şeytan onların tövbe ve istiğfar edip tekrar kulluk zeminini elde edeceklerini  hiç hesaba katmamıştı.(7/23) Ebeveynlerinde çok başarılı olamayan şeytan, bu sefer onların evlatlarına musallat oldu. Bu defa ki planı tutu ve Kabil, Habil’i öldürdü. Bu şeytanın insanoğluna işlettirdiği ilk cinayettir. Bu olaydan sonra kıyamete kadar işlenecek bütün cinayetlerin azmettiricisi şeytandır. (5/30)

                Mümini aldatıp kandırma ve onu Allah’tan uzaklaştırma konusunda maharetleri saymakla bitmeyen Şeytan, Peygamberlerin dışında az veya çok aldatamayacağı insan bulunmamaktadır. Kendi itirafından anlaşılan o ki, en çok sevmediği şahıs Kâinatın fahri olan Efendimiz (sav) olmasına rağmen  Allah’ın hafızıyyeti sayesinde Ona tesir edememiştir. Şeytan bu güne kadar nicelerini kendi akıbetine ortak etti ve ebedî hayatlarını kararttı.  Ondan korunmanın tek bir yolu vardır, o da;şeytanın şerrinden Allah’a sığınmaktır. Eğer O korursa mümin korunmuş olur. Hiç kimse kendi gücü ile şeytandan korunmaz.(23/97,98)

                                                         2-MÜMİNİ İNANÇSIZLAR SEVMEZ:
               Başta müşrikler ve kâfirler hiçbir zaman mümini sevmediler. Düşmanlıkta da hep derslerini şeytandan almışçasına davrandılar. İnsanlık ortak paydası hiçe sayılarak, müminlerin bu gruplardan gördüğü kötülükler ve fenalıklar beşer tarihinin en kirli sayfalarında yer almıştır. Sevginin kaynağı iman birlikteliği olduğu gibi, düşmanlığın da kaynağı inançsızlıktır. Başlangıçta ehl-i kitap olup , sonradan küfre ve dalalete sapanlar da bu kategoride mütaala edilmektedirler. Onlar da hiçbir dönemde mümine sevgi duymadılar. Hatta akıl almaz düşmanlık yapmaktan geri durmadılar. Haçlı seferleri bunun en açık misalidir. Şirk ve küfür vasfı taşıyan insanların bu sıfatlarına müminler de düşmandırlar. Onları asla kendilerine dost edinemezler. Ancak müminler, insanlık ortak paydasından hareketle onlara İslam dinini anlatma ve gösterme konusunda görev ve sorumluluk taşımaktadırlar.  (4/144)
                                                    
                                                          3- MÜMİNİ MÜNAFIKLAR SEVMEZ:
                     Şekil yönünden müminden farklı davranmayan, fakat içten de inanmayan en tehlikeli insan tipi olmakla münafıklar, müminlere zarar vermede hep başı çekmişlerdir. Müşrikler ve kâfirler gibi bünyenin dışında değil de içinde yer aldıklarından, münafıkların tahribatları daha derinden olmakta ve müminlere çok fazla zarar vermektedirler. İslam tarihi ta baştan beri kâfir ve müşriklerden çok, münafıkların müminlere olan gizli düşmanlıklarından ciddi tefrikalar ortaya çıkmış ve ümmetin parçalanmasını netice vermiştir. Halifelerin şahadetlerinden, sahabe efendilerimizin bir birleri ile savaşmalarına kadar bütün bu talihsiz olayların altında münafıkların oyunları ve kirli parmakları vardır. Zira münafıklar müminleri asla sevmemiştir. Bu imanî münafıklar, yaptıkları çirkin işlerinden dolayı da cehennemin en alt derekesinde yer alacaklardır. (4/142,143)  İki yüzlülüklerinin cezasını ağır bir şekilde göreceklerdir. Mümin pazarında mümin ile, kâfir pazarında kâfir ile bir olmaktan asla çekinmeyen insî şeytanların şerlerinden de sabah-akşam Allah’a sığınmaktan başka bir yol bulunmamaktadır. Müminler, bu sevimsiz insan azmanı tiplerin özelliklerini çok iyi bilip, onların hile ve tuzaklarına düşmeme konusunda uyanık olmak zorundadır. Onun için kur’an,  Bakara suresinin başında beş ayette müminlerin özelliklerini, iki ayette kâfirlerin, fakat on iki ayette de münafıkların  özelliklerini anlatmaktadır (2/1,19)
                                                  
      4- MÜMİNİ HASETÇİLER SEVMEZ:
                Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadiste; Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadır; Müminin dört düşmanı vardır. 1-Hasetçi mümin. 2-Kindar münafık. 3-Şeytanlar. 4-Kâfirler (Cami-us Sağır 7352 nolu hdis) Aynı dinin mensupları, aynı Allah’a inanıyor olmalarına rağmen yine bir şeytanı sıfat olan kıskançlık hastalığına mübtela olanlar mümini sevemezler. Velev ki bu mümin onun öz kardeşi olsa bile. Yazının başında sözünü ettiğimiz Hz. Âdem’in evlatları olan Kabil, Habil’i öldürmüştür.(5/30). Allah’a sunduğu kurbanı kabul olan Habil’i kurbanı kabul olmayan Kabil kıskanmış ve onu öldürmüştür.(5/27) Müminler arasında maddi ve manevi nimetlerin farklı dağıtılmış olmasının hikmetini anlayamayanlar haset etmekten kurtulamazlar. Halbuki haset, Efendimiz(sav) dilinde ‘’Ateşin odunu yakıp tükettiği gibi, haset de müminin amellerini tüketir’’ buyrulmaktadır. Kıskançlık  ruhsal bir marazdır ve tedavi edilmelidir. İlmi ile amil bir mümin ile malını infak eden bir zengin mümin diğer müminler tarafından gıpta edilebilir. Bunun dışında kalan çekememezlikler hasede gireceğinden müminler arasında sevimsizlikler doğurur.

                Sonuç olarak; Mümini sevmeyen bu sevimsiz düşmanların şerlerinden korunmak için Allah’a sığınmanın dışında her hangi bir yol bulunmamaktadır. Sabah-akşam yapılan istiazelerde bu dört guruptan sürekli Allah’a sığınmamızın sebebi de bu olsa gerek. Müminin görevi tedbirli olmaktır, fakat takdir her zaman tedbirin de üzerinde olduğu bilinmektedir. Mümin kullar tedbir almakla sorumlulukltan kurtulmakta ve kadere de boyun eğmektedir.  

                 Hizmet hareketinin bugün maruz kaldığı insanlık dışı hadiselerin temelinde de haset illeti yatmakta ve çekememezlik vicdanları karartmaktadır. Bunları yapanlar da, yapılanlara ses çıkarmayanlar da aynı maraza mübtela oldukları çok aşikâr görülmektedir.

    Dr. Hüseyin Kara

    04 Eyl 2017 15:48
    YAZARIN SON YAZILARI