Şeffaf Mıyız?

Hüseyin Odabaşı

Hüseyin Odabaşı

03 Şub 2021 11:58
  • Şeffaflık üzerine bir tartışmadır almış başını gidiyor. “Çalıştığımız kurumlardan şeffaflık istiyoruz. İdarecilerimiz yaptıklarının hesabını bize verebilmeli. Karar mekanizmalarını bilmek, nelerin konuşulduğunu öğrenmek bizim de hakkımız değil mi? Hatta bize de sorulmalı, fikrimiz alınmadan karar da alınmamalı, iş de yapılmamalı. ..”  Soruları ve listeyi daha da uzatmak mümkün elbet.

    Nerdeyse Müminlikle ve Müslümanlıkla eş değer olan emniyet ve güvenin teminine en büyük katkıyı sağlayan şeffaflık veya  şeffafiyet  nedir öyleyse? Şeffaflık bazılarına göre içinin ve dışının bir olmasıdır. Bazılarına göre her türlü çalışmanın her kes tarafından ayan beyan bilinmesidir, bildirilmesidir.  Bazılarına göre hizmetlerine basamak ve dayanak yaptığınız nihai hedefin pek çok kimseyle paylaşılması, söylenmesidir. Bazılarına göre Allah’ın bildiklerini kuldan saklamamaktır. Dolaysıyla sırlı alengirli işler yaptığınızda şeffafiyete zarar vermiş olursunuz. Örnekleri çoğaltmak mümkün. 

    Özellikle Türkiye'deki Hizmet düşmanlarının kalbinde tortu, dillerinde pelesenktir bu şeffaflık meselesi. Düşmanlarına karşı boy hedefi olmamak ve onların zararlı taarruzlarına maruz kalmamak için Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri’nin zamanından beri bir prensip olarak riayet edilen veya riayet etmeye çalışılan “tedbir” meselesi de onlara arayıp da bulamadıkları bir fırsatı sunmuştur. Böylece halk katında bize karşı olan güveni bombaladılar, berhava ettiler. 

    “Eğer çiğ süt içmediyseniz karnınız ağrımaz” diyerek şeffaflık olsun diye şahıs, meslek ve firma sırlarının olmaması gerektiğini savunabilir miyiz? Evimizde, ailemizde yaşadıklarımız bir sırdır, konu komşuya ilan edemeyiz değil mi? Fakat diğer taraftan bu aile içi konuları ilgililerinin bilme, anlama hakları da vardır.    Ticarî mahremiyeti artık dünya kabul ediyor. Fakat ortaklarımız varsa bu mahremiyet sınırı daralır. Pek çok kimseyle paylaşamadığımız konuları ortaklarımızla paylaşmak zorunda kalırız, paylaşırız yani. O zaman gizlilikle şeffaflık ikisi bir arada nasıl olacak?

    Dolayısıyla, dininizden dolayı veya kendi emellerini tesis etmede bir türlü sizi engel görenlere karşı her plan ve projenizi şeffaflık olsun diye onlarla paylaşmanız mümkün müdür? Siz, şeffaf değilsiniz diyerek üzerimize gelenlere karşı yanlış bir savunma tarzı geliştirerek her şeyimizin, planlarımızın stratejilerimizin uluorta konuşulmasını doğru görmek ve her türlü saklılığı(gizliliği) aynı kefeye koymak doğru bir yaklaşım mıdır? Halbuki her gizli olan kötü değildir. 

    Gizliliğin amacı ve niyeti bu durumda önem kazanır, devreye girer. 

    Hain ve kötü emelleri olanlar gizli saklı iş yapar daha doğrusu çevirirler. Hemen her hırsız, tüm günah işleyenler gibi yaptıklarının bilinmesini istemez. Çünkü bu bilinilirlik onların planlarını alt üst eder. Akim kalır. Buradan yola çıkarak her gizli iş yapan, konunun muhataplarıyla mahremce konuşan kötü bir iş yapıyor, yanlış yapıyor sonucuna varabilir miyiz? Öyleyse kamuoyu ile paylaşmadığınız her yaptığınız ticari görüşmeleri nereye koyacağız? Eyke’ye gece yolculuğu yapan Hz. Musa gibi hayır ve hasenat yapanlar da gizlenmek zorunda kalabilirler. Saklanma ortak paydasına bakarak hırsızın saklanmasıyla Hz. Musa’nın saklanmasını aynı kefeye koyamayız.   

    O zaman şeffaf nasıl olacağız?  Gerçekten bizim anladığımız manada şeffaf olmak mümkün mü? Her şeyde şeffaflık arayan bizlerin mantığına göre Peygamberimiz(sallallahu aleyhi vesellem), Medine’ye hicret ederken Mekkeli müşriklere yolculuk yapacağını ilan ederek yola çıkması gerekirdi.  Ali İmran 118. ayette Allah Zülcelâl Hazretleri: “Sizi sıkıntıya düşürmek isteyenleri sırdaş edinmeyin” diyor. Peygamberimiz(sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'nin fethetmek içini ne zaman harekete geçeceğini pek çok sahabesinden bile gizlemişti.  

    O zaman şeffaflık konusunu ya biz yanlış anladık veya yukarıdaki gibi anladıysak şeffaf olmak çok kötü bir şey.  Kötübir şey olmadığına göre şeffaflık meselesini bizim yanlış anladığımız kesin. O zaman nedir şeffaf olmak? 

    Uluslararası Şeffaflık Derneği var, biliyor muydunuz?  Özellikle dünyadaki devletlerin rüşvet alıp vermelerini, gelir dağılımlarını, kanunların ne derece uygulanıp uygulanmadığıyla alakalı bilimsel yayınlar yapıyor, veriler paylaşıyor.  Onların yaptığı şeffaflık tarifini aynen paylaşıyorum:

    “Şeffaflık nedir?

    Şeffaflık; kararların, kurallar ve düzenlemeler doğrultusunda alınması ve uygulanması, alınan kararlardan etkileneceklerin bilgiye erişiminin sağlanması ve bu bilginin de ulaşılabilir, anlaşılır ve somut olması prensibidir.”

    Bitti bu kadar. 

    Özellikle hizmetimizdeki idareciler dahil her idareci, ki bir hadis-i şerife göre herkes durumuna göre idarecidir, bu şeffaflık ilkesine göre karar alır ve alınan kararlara göre yapılan uygulamaları  hususen  ilgilileriyle ve zarar görecek kimselerle istendiği zaman paylaşırsa sorun kalır mı? Elbette kalmaz. 

    Demek şeffaflık, çok da gizlilik ve saklılıkla alakalı değil; prensiplere göre iş yapmakla, kurallara riayet ederek tutarlı bir yönetim sergilemekle alakalıdır. Prensipler üzerinden yönetim şekli tutarlı olarak tamim(ilan) edilen yapıların idarecileri de çalışanları tarafından öngörülebilir ve güvenilir olurlar.  Belli bir usul ve tertiple iş yaptığından dolayı şeffaf yönetimi yakalayan idareciler de, sabah aldıkları kararı akşam bozmak zorunda kalarak hem kendi hayatlarını hem de idare ettikleri kurumu yap boz tahtasına çevirmezler. Onların terfide ve görevlendirmedeki kriterleri somuttur, tutarlıdır. 

    Velhasıl, şeffaflık ister yazılı olsun veya olmasın keyfî davranışların önüne geçen bir tüzüğün olmasını ve riayet edilen bir muamele şeklinin bulunmasını gerekli kılar.   Bu ana kalıp veya yola göre(usul) bir idarecilik ortaya koyarsak şeffafız demektir. Her sırrımızı şeffaf olalım diye ilan etmemize de gerek yoktur.
    03 Şub 2021 11:58
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR