Güney Kore ile serbest ticaret anlaşması

Hem Türkiye hem de G.Kore son yıllarda serbest ticaret anlaşmalarına (STA) odaklandı. Kısaca ifade etmek gerekirse, STA, birbirine rakip değil tamamlayıcı ekonomiler ile sanayiler arası değil de sanayiler içi (örneğin hem otomotiv ihracatı yapan hem de bu sektörde ithalat yapan ülke demek) ticaret yapan ülkeler arasında karşılıklı fayda sağlar. Türkiye ile Kore'nin de yolları STA gündemiyle kesişiyor. Ancak bu kesişmenin yukarıda ifade ettiğim gerekçelere dayandığını söylemek zor. 2011 itibarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacmi 7 milyar dolara ulaştı. Bunun yaklaşık 500 milyon dolarını Türkiye'nin ihracatı, geri kalanını da Kore'ninki oluşturuyor. Açık, aleyhimize roket hızıyla artıyor. Türkiye'ye her türlü makineler, otomobiller, tüketici elektroniği ve sıkı durun tekstil ürünleri satıyorlar. Türkiye ise bazı deniz ve tarım ürünleri, mermer gibi bazı madenler ve çelik satıyormuş. Türkiye bu dengesizliği Kore'nin AB ile imzaladığı ve 2011'in ortasında yürürlüğe giren taze STA anlaşmasına bağlıyor. Kore ürünleri STA üzerinden AB'ye, bizim AB ile olan Gümrük Birliği anlaşması sebebiyle de bize gelecek. AB'de yarışamadığımız gibi, Kore'ye girmek istesek de paşa paşa vergi ödeyeceğiz. Ancak tersi doğru olmayacak. Kore ile olan dengesizliği gidermek için de 'bari Kore ile biz de STA anlaşması yapalım' deniliyor. Bu hafta ülkemizi ziyaret eden Kore Cumhurbaşkanı Lee Myung-bak, ticarî dengesizliğin ortadan kaldırılması konusunda bizim Başbakan'ımıza söz verdiğini ifade ederek, 19 Şubat 2012'de Kore'den gelecek büyük bir ticarî heyetin, Türkiye'den tarımsal, makine parçaları vb. ürünler ithal etmek istediklerini ekliyor. Ben STA'ya rağmen ticaretin sürekli Türkiye aleyhine derinleşerek devam edeceğini düşünüyorum. Bizim ihracattaki lokomotif sektörler belli: Otomobil, tekstil, tarım, tüketici elektroniği. Tarımı bir kenara bırakırsak, söyler misiniz bu ürünlerin hangisinde biz Kore ile yarışabiliriz? Sahi İngiltere dışında AB'de ve geniş eski Sovyet coğrafyasında hiçbir ülkede, gidip kaldığım onlarca otelde tek bir Türk markalı TV ya da buzdolabı görmedim. İnatla ısrarla baktım aradım. Samsung ve LG başta geliyor. Ancak Kore ile işi STA'da bırakmayıp, doğrudan yatırım çekmeye çalışmalı, ama daha da önemlisi Stratejik İşbirliği Anlaşması yapılmalıdır. Hükümetin konuya bu gözle baktığını görüyorum. Savunma sanayiinde, nükleer enerjide, yüksek teknolojide derinleştirilmiş işbirliğine gitmek lazım. Adını koyalım, Soğuk Savaş fırsatını iyi kullanan Kore, ABD'den ve Japonya'dan çok şey öğrendi. Teknoloji transfer etti. Know how aldı. Ancak şimdi bu kritik teknolojiler saklanıyor. Avrupa ve ABD Türkiye'ye bu konuda sıcak bakmıyor. Türkiye'ye karşı sempatisi olan, bu bölgede büyük çıkarları olan Kore bu konuda yardım edebilir. Kore'nin ticaret ve dış işleri bakanlığı aynı çatı altında. Adı da 'Dışişleri ve Ticaret Bakanlığı'. Tıpkı Japonlar gibi, kafada tek mesele dünyaya mal satmak. İki ülkenin zihniyet farkını görmek isterseniz Türkiye'nin Seul Büyükelçiliği'nin internet sayfası ile Kore'nin Ankara'daki büyükelçilik sayfasını karşılaştırın. Koreliler biz Türkler için Türkçe sayfa da koyup, bize anlatmak istedikleri, vermek istedikleri bilgileri veriyor. Kültür haftasını, lisan yarışmasını buradan öğreniyoruz. Oysa bizimkiler Korelilere Türkçe sesleniyorlar. Ne İngilizce var, ne de Korece. Ticaret müşavirliğinin linkini arıyorum yok. DTM'nin sayfasından dolambaçlı yollardan bulunuyor. Elçiliğin sayfasından ekonomi ile ilgili temel bilgilere bakıyorum, en son bilgiler 2006 yılına ait. Tabii ki Türkçe! Dünya yıkılıp yeniden kurulmuş, arkadaşlar tarihte donup kalmış. Turist çekeceğiz ya, o bilgiler de Türkçe. Bu yazıyı yazmadan e-mail attım, 'İngilizce ya da Korece bir link yok mu?' diye. Cevap geldi, 'Türkçesi neyine yetmiyor' mealinde. Bu kafayla, anca gidersiniz. Siz en iyisi oralarda para istif edin beyler! Zafer Çağlayan garibim de ülser ve fıtık olsun.

YAZARIN SON YAZILARI