Kral çıplak!

İBRAHİM ÖZTÜRK
Yayınlanma Perşembe, 24 Mayıs 2012
Paylaş
X Post
Türkiye, S&P'u kovabilir. Japonya ve Çin gibi tek başına hareket etmeyip, Rusya, Hindistan, Brezilya, Endonezya gibi ülkeleri de içine alarak birlikte alternatif bir kredi derecelendirme kurumuna öncülük yapılabilir.
İşte finans merkezi olmak böylece başlar. Yoksa bina yaparak finans merkezi olunmaz.
Önce S&P ile yolları ayırmaktan başlayalım. Türkiye bu kurumu tepeleyerek, sadece beynelmilel finans çetelerine gözdağı vermiş olmayacak, aynı zamanda küresel krizde deşifre olan bu sömürge tezgahına 'hayır' diyebilme noktasında 'mazlum milletlere' de örnek olacaktır.
İşin aslına dönelim. Kapitalizm insanı şirketlere ezdirmeyi yasal hale getiren, tarihte ilk defa insanın kurduğu bir iktisadi organizasyonu kutsal hale getiren düzenin adıdır. Suça açıkça teşvik eden, suçluyu koruyan, faturasını da mağdurlara yazan bir düzen bu.
Bir örnek verelim. Dünya devi Lehman Brothers ve onlarcası battı. Binlerce insanın birikimi bir gecede pula, hisseleri duvar kağıdına döndü. Siz Lehman Brothers'ı yöneten bir tane 'suçlu' duydunuz mu? Yargılandılar mı? Hapse girdiler mi? Varlıklarına el koyuldu mu? Aldıkları haram teşvikler geri istendi mi?
Bilakis, kamu parası ile bu tür kurumlar kurtarıldı. Avrupa'da insanları adeta cinnet noktasına getiren de bu dalga geçilmişlik hissi. Adalet, vicdan, insaf bunun neresinde?
Ya bu batan kurumlara 'yıldızlı pekiyi' notlarını verip, bizim gibi ülkelere hâlâ 'sıfırcı hocalık' yapan kredi derecelendirme kuruluşlarına 'bu notların hesabını verin bakalım' diyen oldu mu? Olmadı. Yani, 'kandırıldık ey halkım' noktasındayız.
Sömürge zinciri daha bitmedi. Bir de sözde kamuya ait denetim kurum, mekanizma ve yasalar var. Batan şirketlerin gerekli belgeleri şeffaf ve eksiksiz bir şekilde ibraz etmeleri gerekiyordu, değil mi? Devlet de bunları denetleyecekti. Şirketler belgeleri 'sunmuş gibi' yaptılar. Yani bilançoları kararttılar. Kamunun bürokratları da bunları denetlemiş gibi yapıp aldıkları rüşvetleri cebe indirdiler.
Sonuç ne?
- İnek nerde?
- Dağa kaçtı.
- Dağ nerde?
- Yandı, bitti, kül oldu.
Acı ama karşımızdaki gerçek tastamam bu.
Anlayacağınız bu Hacivat-Karagöz oyununun arkasında sermayedar var. Devleti, medyayı, yargıyı ele geçirmiş. Günümüzde 'reklam vermek' bazı büyük sermaye grupları için pekala bir 'sus payı', bir çeşit rüşvettir.
Yatırım bankaları sermayedarın. Kredi derecelendirme kurumlarını da 'iyi-kötü' polis rolünü oynamak üzere perde arkasından kuran da o. Bir eliyle adres gösteriyor, diğeri ile veriyor.
Peki aslında 19. yüzyıldan beri karşımızda olan bu 'tezgah' asıl ne zaman zıvanadan çıktı? 1970'lerin Altın Para Standardı (Bretton Wood sistemi) çöküp, eşzamanlı olarak üst üste gelen petrol krizleriyle yaşanan stagflasyona verilen tepkilerden sonra.
Açalım. 1980 başında neo-liberal düzen bir kez daha şirketleri canavarlaştırmak üzere birçok düzenleme, daha doğrusu düzensizleştirme yaptı. Şirketleri tümüyle sorumluluklarından arındırdı. Şirketlerin tek derdi, dönem sonunda ortaklarına yeterli kâr dağıtmaktı. Bunun için neredeyse her yol mubahtı. Eğer bir şekilde kâr getirecekse camide mevlit bile okutabilirsin. Ancak cami duvarına 'mevlidin sponsorunu' yazmak gerek. Yoksa bu düzene göre sırf 'Allah rızası için' sosyal sorumluluk almak, aslında şirkete ve ortaklara ihanettir. Şirket 'biliminin' duayeni P. F. Drucker (bol toprak olsun) aynen böyle diyor!
Devam edeceğim.
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER

İmamoğlu’ndan sert tepki: “Muhalefet partisinin ba...

Döverek polis memuru öldürmeye 4 ayda tahliye!

Irmak Öğretmen’in ölümünde yeni gelişme: Hakkında ...

Eski Adalet Bakanı Gül’den ‘çıplak arama’ açıklama...

Kılıçdaroğlu cephesinden kurultay kararı: Olağanüs...


