“Doğuştan Lider!” üretmek!



Sıradan bir lider için PR çalışması yapan Amerikalı bir firma, “Karakter özellikleri harika, eşi bulunmaz ve sıradışı. Kısa sürede tanınan bir yüz haline getiririz. Bizim işimiz bu!” ön girişinden sonra milyon dolarlık harcama tekliflerini masanın üzerine bırakıverir. Liderleri hakkında kendilerini bile şaşırtacak abartıları duyan yakın çevresi hallerinden memnun önlerindeki yüklü miktarı imzalamakta bir an tereddüt etmezler.


Bu olayı zeki bir dostuma anlattığımda hiç şaşırmadan, “Elbetteki övecekler. Yoksa astronomik rakamlarda gezen PR anlaşmasını yaparken “Sizin lideriniz beş para etmez. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım bundan birşey çıkmaz! Malzemeniz çok kötü!” diyecek halleri yoktu!” haklı tepkisi hala gözümün önündedir.


Havuz medyası, iktidar ve Saray'ın gündemden düştüğünü fark edince yine dikkatleri First Family üzerine çevirip kendilerini velinimetlerine hatırlatmayı vazife biliyorlar. Akıllarınca “Siz İmralı'da lider arıyorsunuz ama, yürüyüşüne kurban olduğumuz, tepeden tırnağa lider burada!” demeye getirecekler. 


Bir yandan Cumhurbaşkanı diğer yandan First Family'nin IQ eksiğini gideren küçük damat hakkında öğretmenlerinden alınan iyi hal ve başarı itirafları rastlantı değildi. Küçük Damat daha genç ve en azından yüksek eğitim kurumlarından birinden mezun olduğunu biliyoruz. Onun hakkındaki kanaat üniversite hocalarından geldiği için zihnimizde herhangi bir şüpheye yer kalmadı. Hani yarın birgün siyasi hayata atılır ve ummadık bir başarı sağlarsa, kapı gibi diploması elinde.


Aynı haber akışı içinde Cumhurbaşkanı'nın lise yıllarındaki bir öğretmeninden takdir dolu sözlere yer verilmesi de ilk bakışta çok garip görünmüyor. Elleri öpülesi her öğretmen gibi, okul sıralarında paylaşılan güzel anlar yıllar sonra elbetteki tatlı hatıralar olarak yâd edilir. Sene farkı olmakla birlikte, mesleki açıdan -cumhurbaşkanlığı ya da başkanlık olarak değil, İmam-Hatip mezuniyeti- benzer müfredat, öne çıkan dersler ve mesleki atmosferi oluşturan havayı teneffüs etme noktasında Saray ile birbirimize çok yabancı değiliz. Bu arada, kim ne derse desin, İmam-Hatip Lisesi mezuniyetinin bir ayrıcalık olduğu konusunda yazarınız, kanaatini hiç değiştirmedi. 


Cumhurbaşkanı hakkında iyi kanaatlerini paylaşan kıymetli öğretmenin Sanat Tarihi hocası olduğunu öğreniyoruz. İmam-Hatip Liselerinde Sanat Tarihi Dersleri'nin durumu bellidir. Lisenin mesleki dersleri yanında Sanat Tarihi, öğleden sonraki ders saatlerini doldurmaya yönelik, luzumsuz müfredat dolgusu dersler arasındadır. Seksenli yaşlarındaki hocahanımın cumhurbaşkanına ait liderlik becerisini ta o yıllardan hem de Sanat Tarihi dersinde fark etmiş olması önemli bir feraset ve öngörü kalitesi gerçekten. O yıllarda bırakın İmam-Hatip Liseleri, Yüksek İslam Enstitüleri (Birçoğu daha fakülte olmamıştı) bile ciddiye alınmıyordu. Sanat Tarihi dersindeki başarıdan geleceğin cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanını keşfetmek, kehanetlerin piri sayılan Nortradomus için bile biraz fazla görünüyor. Tecrübeli PR şirketi gibi “Geçmiş zaman. Nasıl bir öğrenci olduğunu hiç hatırlamıyorum. Kusura bakmayın!” demesini beklemek fazla iyimserlik olurdu.


İç piyasanın dünya çapında lider üretme merak ve şehveti derin bir hastalık ve bir türlü kür tutmuyor. Havuz medyasının haftada en az bir kez dünya liderleri sıralamasında Saray'a yer beğenmeleri işte bu kronik saplantının neticelerinden. Yabancı ülke liderlerinin sırf nezaket gereği söyledikleri övgü ifadelerini de haklılıklarının noter tasdiki olarak görüyorlar. Birbirlerinin yüzlerine bakıp tatlı tatlı nasıl tebessüm ettiklerine bir baksanıza!


Modern dünya ve demokratik kurumların geliştiği ülkeler kendilerini idare edecek lider profili ve yönetim kadrosu üretme açısından sıkıntı yaşamıyor. Demokratik ortamın sunduğu en önemli avantajlardan biri de zaten bu! Bunun için ortaokul ve lise yıllarından geleceğin başkan ya da cumhurbaşkanı adaylarının izlerini sürmeye gerek yok. Ayrıca o ülke okullarında, bizde pek yaygın olmayan Leadership, liderlik dersleri, Sanat Tarihi derslerinden daha yaygın ve daha fazla ilgi görüyor. Gelişmiş dünya kuluçkaya yatıp hüdâi-nabit, yüzyılda bir gelen ya da insanüstü kabiliyetlerle donatılmış lider tipine yatırım yapmıyor. Okullara ders olarak koyup seri üretime geçmesi ihtiyaçlarını karşılıyor ve bütün kurumları ile devleti idare edecek kadro krizi yaşamıyorlar. Beyaz Saray adaylarına altı ay içinde üçyüz yirmi milyonluk bir nufusu nasıl idare edeceklerini öğretiyorlar. İnanmıyorsanız Başkan Trump'a bakın, o altı aylık eğitim ile ikinci kez Beyaz Saray biletini aldı.


Yaşadığımız coğrafya lider kültü üretme konusunda oldukça münbit. İktidarların sınırsız imkanlarının lider etrafında şehir efsaneleri üretmek için seferber edilmesine rağmen, dünya çapında kendisinden bahsedilen bir lidere şahit olmadık. Gerisi kıyl ü kâl ve boş şehir efsanesi. “Kurulu düzenin önüne işlek bağlasanız durumu idare eder!” diyen devlet-i aliye şairi ne kadar haklı! Hüdai nabit, eşi bulunmaz ve yeri doldurulamaz lider tipinin kullanım süresi bir asır öncede kaldı.


Başlarındaki lidere en az çeyrek asır mahkum olan Ortadoğu ülkeleri dar bir kesimin dayatması karşısında kaderlerine mahkum olmuş durumdalar. Hepsi de bir ağızdan “Ne kendi eyledi rahat/Ne âlem buldu huzur/Yıkıldı gitti cihandan/Dayansın ehl-i kubur!” çaresizliğinde takdir-i Hakk'ı gözetliyorlar.


YAZARIN SON YAZILARI

“Doğuştan Lider!” üretmek!