Neye vurdun, neye?


 

Emekli maaşını ön ödeme olarak verip aldığı ikinci el otomobil ile karıştığı trafik kazasının heyecanını üzerinden henüz atmış şöför, sigorta firmasına kazayı rapor eder. Ses tonunu ayarlayıp, “Bir kaç saat önce, siyah bir Jaguara arkadan vurdum, hanımefendi!” diye sözünü tam bitirmişken, telefonun öbür ucundaki sigortacı bayanın “Did you hit, what!!!, neye vurdun, neye?” şaşkınlığını, evine postalanan ağır sigorta primleri ile anlar ama, iş işten çoktan geçmiş olur.

 

Birkaç yıl önce, iktidar ortağı partinin arka bahçesinde işlenen cinayet, hukuki neticeleriyle değil, suçlu tarafın devlete meydan okuma tecrübeleriyle yol alıyor. Göz göre göre, gün ortasında işlenen cinayet de kim vurduya getirilmez ki! İki yıldır süren ve muhafazakar-milliyetçi ekibin bütün karizma ve görüntüsünü alt-üste eden iç temizlik, bir türlü kabuk tutmadı. Cüretkar suçlular ta ilk baştan mağdurun ailesine şantaj ile işe başlamışlardı. O kesmedi. Şimdi daha sert ve kesin projeler üzerinde çalışıyorlar.

 

Türkiye'de oldum olası hedef ve adresi belli cinayetlerin sonu gelmez. Ölen öldüğü ile kalır. Benzer vakalar tekrar edince şöyle bir harmanlanıp yad edilir ve ardından faili meçhul olarak dosyalanıp zaman aşımı ile düşen cezalar rafında çürümeye ya da tozlanmaya bırakılır. “Şu cinayet çözülse, her şey ortaya çıkar!” kolaycılığına bayılan medya esnafının aksine yazarınız, Türkiye'de bütün kötülüklerin anası olan faili meçhul ya da siyasi cinayet olduğu kanaatini taşımıyor. Hepsi de birbirinden bağımsız mevsime bağlı temizlikler. Susurluk kazası ile asfalta savrulan devlet-mafya-siyasetçi birlikteliğine ismi karışanlar hala hayatta ve Türkiye'deki hukuki sistem suç işleyenleri mahkemeye çıkartacak inisiyatif ve güce hiç sahip olmadı.

 

Saray'ın kanatları altında dokunulmazlık zırhına bürünen iktidar ortağı mahkeme süreçlerini bekleme niyetinde değil. En iyisi mi, kendi kural, töre ve parti iç işleyişine uygun metotlarla ucu istenmeyen yerlere dokunacak dosyaları kapatmaya kararlılar. Bunu gizleme ihtiyacı da duymuyorlar. Şunun şurasında “Bir kaç ay yatar çıkarız!” garantisi var. Daha ağır suçlar için de nasıl olsa, şahsa özel af çıkarılır. Boşuna iktidar ortağı olunmuyor!

 

İktidar ortağını yakından ilgilendiren bu cinayet vakası, şans eseri bu derece ifşa olmasaydı çoktan kapanmıştı. Bütünüyle aydınlatılsa bile, ki artık böyle bir şansı yok, değişen fazla bir şey olmayacak. Mağdurun birinci dereceden avukatını ortadan kaldıracak bir cürete ulaşan organize suç örgütlerinin neleri göze aldığını düşünmek bile ürpertici. Gün ortasında işlenen cinayet için ikna edici açıklama yapması beklenen İçişleri Bakanı'nın sessizliği ise başka bir gariplik. Kendi yerine sürekli bir alternatif arayışlarından ciddi rahatsız olsa gerek. Ne yapsa yaranamadığının o da farkında. Bu yüzden zülf-i yare dokunmayacak fason ve taşeron işlerle mesai doldurmayı tercih ediyor. Her kabine toplantısında kapı önüne konulma korku ve endişesi ile hop oturup hop kalkmak zor olsa gerek.

 

Türkiye'nin dahil olduğu uyuşturucu trafiği artık herkesin malumu. Bu işleyişe bir şekilde dahil olanlar, kendilerine takdir edilen miktar ile hallerinden memnunlar. Ta ki, bir şekilde kullanım süreleri bitip oyun dışına atılana kadar. Ne oluyorsa ondan sonra oluyor. Erken emekli edilmenin hıncını vatan, din, millet ve mukaddesat laflarıyla sosyal medya takipçilerine dökülüp saçılarak alıyorlar. Paylaştıkları ifşaların bir çoğu Mahmut Paşa pidecisi ya da Sarıyer simitçisinin bildiği harc-ı alem ifşalar. Aynı ağızlar, eski İçişleri Bakanı'na dönüş bileti yatırımı yaptıklarını bile söylediler. Gerisini siz düşünün.

 

İç temizliğe kurban giden zavallının arkadan çarptığı organize suç oluşumunun uluslararası bir kalibre de olduğu kanaatinde değiliz. Merhumun bilerek veya iyi niyetle arkadan çarptığı araç olsa olsa yerli üretim TOGG olur. Yoksa, iş yukarıdaki şoförün sigorta primini tavan yaptıran siyah Jaguar boyutuna ulaşsaydı o zaman taş üstünde taş omuz üstünde baş kalmazdı.

 

Son birkaç haftadır Pasifikte ABD'nin batırdığı Venezüella başta olmak üzere Güney Amerika ülkelerine ait uyuşturucu tekneleri işte o istenmeyen kazaların sigorta primleri. Olaya karışan ülkelerin uyuşturucu kartelleri bir taraftan elektrik direklerinde sallandırdıkları elemanları ile içi temizlik yaparken diğer taraftan da devlete gözdağı veriyorlar. Eh, töre ve parti iç hizmet kanunu öyle gerektiriyor.

 


YAZARIN SON YAZILARI

Neye vurdun, neye?