Orta Oyunu ve Hollywood arasında!

Kadir Gürcan

Kadir Gürcan

02 Ara 2019 11:52
  • Türkiye'nin siyasi durumundan bahsederken, her an yıkılmaya meyilli ahşap bir yapıdan bahsettiğimizin farkındayız. Mevcut iktidarın tarihe karışıp gitmesi meselesi bu yıkılışlardan sadece bir tanesi olacak fakat sonuncusu değil. Ne zaman olacağına dair bir kehanetimiz yok. Bu tür ucuz kehanet ve tahminleri günlük gazetelerin astrolog ve kahve falcılarına bırakıyoruz. Sayıları o kadar çok ki, kadro boşluğu oluşmuyor. İşin garip tarafı, onlara da birileri görünmüş olmalı ki, Türkiye hakkındaki uçuk tahminleri, ABD için bile ütopik.

    Kafası çalışan herkes, mevcut gidişatın kötü bir Ortaoyunu acemiliğinde cereyan ettiğini biliyor. Osmanlı yadigarı, Pişekar (Efendi) ve Kavuklu'nun sahne kalitesini bulunduğu durumdan kurtarma şansımız yok. Türkiye'deki siyasi yapı her ne kadar geçmiş zamanın gizeminde yol almaktan kurtulamasa da, biz günümüzün siyasi tıkanıklığını izah etmek için demokratik işleyişin kavramlarını kullanmak durumundayız. Seçim, hükümet, muhalefet, anayasa, sandık gibi demokratik kurum ve kuruluşların Türkiye siyaseti açısından mana ve muhtevasını kaybetmiş arkaik kelimeler olduğunun da farkındayız. Demokrasi'den Devlet-i Aliye günlerine dönmenin hayalini kuranlar hilafetin tekrar dirilmesi ile bütün bu modern kavramların çöpe atılacağını hayal ediyorlar. Aynı kanaatte değiliz. Hilafet de en az orta oyunu kadar tarihte kaldı.

    Öyle ya, Başkanlık saltanata dönüşürse, idari sistem verasete dönüşeceği için demokratik uygulamaların hiçbirisine ihtiyaç kalmayacak. Oğlanlar işe yaramazsa damatlar var. Bu yüzden modern dünya ile iletişimin önemli bir parçası olan demokratik kurum ve kuruluşların her gün birisini yok etmeye kararlılar. 

    “Hukuk mu önemli, ekonomi mi?” tartışmasının bayağılığına su taşıyan medya camiası, Türkiye realitelerinden ne kadar uzak düştüğünün farkında olmadıkları gibi herkesin de, kendi paralel alemlerinde yaşadığına inanmışlar. Akıllarınca, “Ekonomi iyi, sesinizi çıkarmayın!” demeye getirecekler. Ekonominin kötüye gittiğini yazmak, söylemek, yanlışlıkla dile dolamak, ima, işaret ve kinayelerin tamamı kanunla yasaklanmış durumda. Durumun farkında olanlar, “O kadar da değil! Yapma Allah'ını seversen! Ağzıma açtırma Ahmet!” gibi, iktisat literatürünün aşina olmadığı bir dil geliştirmenin peşindeler. Yukarı tükürseler bıyık, aşağı tükürseler sakal. İktidarı memnun edecek en küçük ayrıntıyı tribün magandaları çılgınlığına çevirenlerin, ekonomi hakkındaki sessizliklerinin bir sebebi olmalı. Damadın karizması, seksen milyon halkın geçiminden daha önemli.

    Daha düne kadar, ekonomik ölçülerini anlamadığımız ama kıyısından köşesinden fikir yürütebileceğimiz rakamsal değerleri olduğunu zannederek büyük bir hata yapıyormuşuz meğer. Damat Hazretleri ve ekibi rakamları çözemeyince, adalet bakanı ve omurgasız hukuk odaları devreye girerek işin icabına bakmaya karar verdiler. Kapalı devre dayanışmaların dünya ekonomi literatürüne nasıl tercüme edileceğini merakla takip ediyoruz. Osmanlı'nın sonunu getiren Duyun-ı Umumiye'nin devlet-i aliye'nin ömrünü uzatmaya yetmediğini hatırlatalım. O günün Düvel-i muazzaması, yıkılan imparatorluktan alacaklarını tahsil edemeyeceklerini anlayınca, hiç de sabırlı davranmadılar. Bakın bu satırların yazarı da onların iktidarı hoşnut edecek eski kavram ve kelimelerle siyasi eğilimin dilini çözmek için gayret ediyor. Herhalde bunlar, “Ekonomi kötü demek yasak!” kanun kapsamına girmiyordur.

    İktidarların yumuşak karnı olan ekonomik çöküşü gündeme taşıyarak muhtemel seçimlere güçlü girmesi beklenen muhalefet nerede? Onlar da hükümetin iş ve ofise uğramadan, bankamatik hesabından maişetlerini çeken beslemeler gibi, dolgun maaşları ile mutlu aile tablosu çizmeye devam ediyorlar.

    Bir tanesi, “Saray'dan ne zaman işaret gelir de, ahir ömrümde düşman çatlatırım!” derdinde. Milliyetçi düşünce içinde biraz fraksiyon liderliği yapayım dedi ama, beceremedi. Her şeyi eline yüzüne bulaştırdı. Şimdi Cumhurbaşkanı'nın resepsiyonlarında biraz daha görünür olmak için elinden geleni yapıyor. Parti içi bölünüşten, Saray kapısına düşmek iyi bir kariyer hikayesi değil. Bu yüzden ekonomiyi o da bizim gibi, Dolar kurlarına bakarak tahmin etmeye çalışıyor ve her defasında yanılıyor. Eğer Saray'dan adam akıllı bir teklif gelmezse, nefesinin bir dahaki seçimlere kadar yetmeyeceği her halinden belli. Partisi güneş altındaki sabun gibi kuruyup, küçülmeye devam ediyor. O da kendi partisinden en az bizim kadar pesimist ve ümitsiz. 

    Anamuhalef partisinden başlamamız gerekmiyor muydu? Onlar, Saray için döşenen yeni Hereke Halısı üzerindeki orta oyununa dahil olmak için kapı arkasında, gizli-saklı işler çevirirken spot ışıklarına yakalandılar. Meğer anamuhalef, iktidar ile işbirliğine ne kadar da hevesliymiş! Demokratik kurumların işlediği yerlerde, bu tür gayr-ı ahlaki siyasi manevralar intihar kabul edilir. Bizde hafif ateş ve soğuk algınlığı gibi bir haftada iyileşiyor. Halk Partisi zihniyeti, Ortaoyununa (Dal) Kavuklu olarak girecek kadar bile rüşte sahip değil. 

    Mantıklı düşünmeye çalıştığınızda, “Madem demokratik kurumlar çalışmıyor, öyleyse başka bir şey denesek!” çözümü aklınıza gelebilir. Şu an havuz medyasının su taşıdığı boş avuntu işte bu. Onlar da başka bir alternatifin olmadığının farkındalar. Denedikleri alternatif, üçüncü sınıf bir diktatörlük üretti. Şimdi bu üretimin kendilerini ne zaman tüketeceğinden ürküyorlar.

    Karakterlerinin refleksleri belli Ortaoyunu ile Hollywood standarlarının çakıştığı yerde Türk siyaseti ve halkı olarak ilginç bir tercihin eşiğinde bulunuyoruz. 

    Kadir Gürcan
    02 Ara 2019 11:52
    YAZARIN SON YAZILARI