Tekrara düşen Senaryo için Cola’lı reklam arası!

Kadir Gürcan

Kadir Gürcan

19 Ağu 2017 23:07
  • Üç hafta öncesinden Bayram Tatili havasına girildiği için, erkan-ı devlet’in birinci ve yoğun gündemi tatilin süresini belirlemek oldu. Bu boşvermişliğin dini bir boyutu yok, tamamiyle dünyevi ve ticari bir yoğunluk. Köy yanarken, kız kurusunun ayna karşısında süslenmesi garipliği artık kimseyi rahatsız etmiyor. Bayram telaşındayız, kıyamet “geliyorum!” dese bayram sonrasına erteleyeceğiz.

    Düşen reytingleri biraz olsun artırmak için Bayram Tatili müjdesini Sayın Cumhurbaşkanı’na yaptırmaları da ayrı bir garabet. Kuzey Kore ile ABD arasındaki gerilime de laf arasında değinilmesi, dünyayı ayağa kaldıran hadiseler karşısındaki aymazlıkta gelinen noktanın göstergesi. Bütün ciddi işleri bugünden başlamak üzere üç hafta sonraki çalışma takvimine öteleyen devlet idaresinin zaaf karnesini çıkarmak için uzun boylu istihbari bilgilere gerek yok. 

    Terör ve iç güvenlik korkusundan turizmin ciddi kan kaybettiği son üç-beş yıl, ekonomisini denize bağlayan sahil şehirlerimizin iştahını kaçırdı. Dini Bayramların mukaddesliğini istismar etme pahasına turizm sektörüne iktidar ambalajlı avantaj paketlemek pek uzun ömürlü olmaz. Avrupa ülkeleri ve ABD’nin her üç ayda, Türkiye’ye seyahat düşünen vatandaşlarını, hem de şehir isimleri zikrederek uyarması boşuna değil. Türkiye insan güvenliğini sağlayamayan az gelişmiş ülke görünümünde süratle dibe geriliyor. 

    Nasıl ikna ediyorlar bilmiyorum ama, Sayın Cumhurbaşkanı’nı Anti-Amerikan görünümünden bir anda, Cola reklamında konu mankeni haline getirmeleri gerçekten ilginç. Bu aynı zamanda dünya çapında en pahalı CEO’lar arasında yer alan Cola idarecilerine de göz kırpmak manasına geliyor.

    Cola, sıradan bir içecek olmanın yanında, bir hayat tarzının da keşif kolu sayılıyor. Dünya çapında, Cola’nın sağlık üzerindeki tesirleri konusunda koparılan bütün spekülasyonlara ragmen, gazlı içecekler kategorisinde onun kadar meşhur bir tat ve marka sözkonusu değil. Onlarca taklidine ragmen orjinal muhtevası sır gibi saklanıyor. 

    Tepeden tırnağa, milli his ve duygularla dolup taşsanız, muhitinizden yabancı uyruklu bir sineğin uçmasına bile tahammüllünüz olmasa, doğu-batı, kuzey-güney, bütün yabancı rüzgarlara pencerelerinizi sıkı sıkıya kapatsanız da, değişen dünyanın tercihlerine kulak vermek zorundasınız. Dışarıdan gelen her şeye ‘milli’ başlıklı alternatifler üretme şansınız yok. Cola-Turka’yı hatırlayan var mı?

    Sayın Cumhurbaşkanı, Anti-Amerikan hislerinin tavan yaptığı zamanlarda, Cola’ya alternatif olarak ‘ayran’ı önermiş ve böylece milli bir içeceğimiz olmuştu. Tabii ki, bu alkolden uzak duran milli hisleri ağır basan muhafazakar kanat için bir şey ifade ediyordu. Orhan Veli’nin yolunu takip edenler için milli içeceğimiz başka bir alkollü sıvı…Hani o, Cumhuriyeti kuranların tercih ettiği milli içecek; ayran değil…

    Uzun yıllar Amerika’da yaşamış bir arkadaş, ayran ile alakalı bir hatırasını nakletmişti. Yabancı bir ülkede, vatandan ayrı olmanın verdiği yoğun hissilikle, her fırsatta kendi kültürünün zenginliklerini Amerika’lı arkadaşlarına tanıtmayı milli vazifelerden addeden her Türk Vatandaşı gibi o da ayranı Amerikalı misafirine ballandıra ballandıra anlatır. Sonra ilk fırsatta evine davet ettiği, Amerikalılar’ı, buz gibi, hafif tuzlu ayran’la tanıştırır. Sözünü esirgemeyen Amerikalılar’ın tepkisi ilginçtir; “Bu iğrenç bir şey. Hiç tuzlu içecek olur mu?” Öyle ya, içeceklerin neredeyse yüzde doksan dokuzu tatlı ve şeker oranı yüksek şeyler.

    Dünyaya bütünüyle kapanıp, kapalı devre ve izole edilmiş bir devlet anlayışında, iç siyaseti dilediğiniz gibi dizayn edebilirsiniz. Hem milli görünüp hem de yabancı malzemeyle iş görmeye çalıştığınızda, reklam filminde Cumhurbaşkanı’nı da kullansanız reytingleri yerinden kıpırdatamazsınız. Cola’nın karşısına ayran’ı koymak, ABD karşında Kuzey Kore’yi tercih etmek gibi bir şey…

    Siyasette tek at’a oynamanın işleri nasıl bir noktaya kilitleyip, telafisi yılları alacak derin hasarlara sebep olduğunu ancak yaşayarak öğrenmek gerekiyormuş. Demokrasinin, siyasi tercihte mevcutlar arasında en iyi idari istikamet olduğunu şimdi daha iyi anladık. Tek adam, ne kadar başarılı olursa olsun bütün istekleri tatmine güç yetiremiyor. O da işler sarpa sarınca, kurtuluşu reklam filminde oynamada buldu.

    İşsizliğin tavan yaptığı Türkiye ekonomisinde, Sayın Cumhurbaşkanı’na bile makamına uygun bir iş bulunamıyorsa, kalifiyesiz, sıradan vatandaşlar ne yapsın?

    Kadir Gürcan

    19 Ağu 2017 23:07
    YAZARIN SON YAZILARI