Üçünü Ben Söyleyeyim, Dördüncüyü Siz Bulun...

Kadir Gürcan

Kadir Gürcan

16 Ara 2019 11:16
  • Müslümanların hamisi, müdafii, Selahaddin'i, Abdülhamit'i... gibi içi boş kuruntulara kendisini kaptıranlar iflah olmaz. Tarihi figürlerden rol hırsızlığı yapmak ilerleyen yıllarda, zihni ve psikolojik arızalara da sebep oluyor. Kafasına fes takıp, Sirkeci'den Beyazıt'a kadar yürüyüp Osmanlı'yı ihya ettiğini düşünenler için özel bir bakım evine ihtiyaç var. Varsın mimari tarzı kubbeli ve fil tonozlu olsun, fark etmez. 

    Dünya çapında verilen sanat, kültür, sinema, edebiyat, barış ödülleri her zaman tartışılır ve ödül sahipleri hakkındaki eleştiriler eksik olmaz. Her yıl tekrar edilen Oscar film ödülleri de öyle. Bu ödüle layık görülen bir çok film gişelerde çakılıyor. Buna rağmen film ve görsel sanatlar kutlaması olarak yılın en önemli olayı olmaya devam ediyor. İşin esprisini kavramak ve hadiseyi olduğu gibi kabullenmek lazım. Beceriksizlerin, kaybedenlerin, ödüle layık görülmeyenlerin homurdanma ve höykürmelerine aldırmayın. 

    Geçenlerde Emmy Ödülü alan bir sanatçımızı yakınları, sevenleri ve hayranları yere göre sığdıramadı. Aman, Türk Sanatçıyı eleştirdiğimiz falan zannedilmesin! Sevenleri sonra üzerimize gelir. Neme lazım. Bununla birlikte, Emmy, Oscar'a kıyaslandığında, bölgesel olarak düzenlenen “Çilek güzeli, Domates güzeli” yarışmaları seviyesinde kaldığını da itiraf edelim. Neden Altın Portakal ödülünden bahsetmiyoruz? O tür yerlerde sanatçı değil devlet ve saray soytarıları ödüllendirilir de ondan.

    “Beni neden seçmiyorlar?” narsisist hastalığı sadece bizim Saraylı ve etrafındaki kabiliyetsiz, beceriksiz takımına ait derin psikolojik takıntılar değil. ABD Başkanı Trump'ın da aynı psikolojik depresyonlardan muzdarip olduğunu herkes biliyor. En son Greta Thunberg'e takmış. Hani şu Times'in yılın en başarılı kişisi olarak kapağına taşıdığı onaltı yaşındaki genç kız. Greta, Başkan Trump'ı sevmediğini ifade edince, ABD başkanının egosuna dokundu. Yetmiş yaşını devirmiş Trump, ağız dalaşında sadece kendisini rezil etti. Meğer Trump, bu yıl kendisine ödül verilmediği için pek alınmış.

    Başkan Trump hakkında genel kanaat şu; sadece kendisini sevenleri ve ödüllendirenleri seviyor. Trump'a ödül veren kurumların bir çoğunun sahibi ya da kurucu üyesi New Yorklu Trump. The Apprentice ismiyle ve 10 yıl süren aktüel program çok seyredilmiş ama, Trump buradan bir Emmy'cik bile alamamış. Yani Domates Güzeli ya da Rize Çay Güzeli bile seçilememiş. Oscar ödülü alma konusunda duayen ve Hollywood'un A listesinden hiç inmeyen Meryl Streep'i bu yüzden hiç sevmiyor. “Meryl'in sanatçılığı abartılıyor!” diyerek duayen sanatçıya sataşması bu yüzden. Hanımlığı ve nezaketi ile bilinen Streep, Başkan'ın bu lüzumsuzluğuna cevap vermeye tenezzül bile etmedi. Hollywood duayeni, üç kez Oscar ödülü kazanmış ve 23 kez aday gösterilerek kırılması zor bir rekora da imza atmış. Meryl Streep, kendi döneminin en iyi actress'i kabul ediliyor.

    Beyaz Saray'a çıkıp, her söylediği ile alay konusu olan ikinci bir ABD Başkanı yok. Başkanlık forsu ile şu an kendisine bir şey olmuyor ama, itibar yoklamalarında dibe çakıldığının herkes farkında. Ayrıca, söylediklerine cevap verme konusunda herkes Streep Hanımefendi gibi, sabırlı ve umursamaz değil. Robert De Niro'nun ABD Başkanı için söyledikleri bu sayfanın edep sınırlarını aşıyor.

    General Mattis, Vietnam Gazilerinden ve ABD ordusunda efsaneleri hala anlatılan sıradışı bir komutan. Bir süre Başkan Trump'a danışmanlık da yaptı. Dibine kadar Cumhuriyetçi, vatansever ve gözünü budaktan sakınmayan bir asker. Başkan Trump'ın belalısı Özel Savcı Mueller'in de Vietnam'dan arkadaşı. General Mattis, Trump'ın kaprislerine ve kötü başkanlığına dayanamayıp istifa etti. Çenesi düşük Trump bu kez Mattis için “Komutanlığı ve askerliği biraz abartılıyor!” deme gafletinde bulundu. Mattis katıldığı bir toplantıda “Ben topuğumdaki yaraları cephede aldım!” diyerek Trump'ı Beyaz Saray'ın bahçesine gömmekte tereddüt etmedi. Mattis ve Mueller gibi bir çok akran ve arkadaşının Vietnam'a gitmek için sıraya girdiği yıllarda Trump, topuğundaki bir incinmeden dolayı sahte rapor almış ve askere gitmekten yırtmış. Daha sonra bunun bir yalan olduğunu Trump'ın şahsi avukatı Michael Cohen itiraf etti. Gördüğünüz gibi, eski asker Mattis hala formunu koruyor.

    Siyahi Başkan Obama'nın, başkanlığını ilk yılında dünya barışına katkılarından dolayı kendisine verilen Nobel Barış ödülü, Trump'ın diğer bir takıntısı. Aynı ödüle sahip olabilmek için Kuzey Kore Devlet Başkanı ile defalarca yaptığı görüşmelerde hep başarısız oldu. Nükleer tehlikeyi bertaraf ederek dünya barışına katkıda bulunuyor imajı çizmek için çok gayret sarf ediyor ama Nobel Barış Ödülü heyetini hala ikna edemedi. 

    Ne diyorduk? Son Nobel Ödülü sonuçları bizim Saray ve Saray'ın saz ekibini çok rahatsız etti. Müslümanlar aleyhine yazılar yazan birisi ödüle layık görüldüğü için, iman ve müslümanlık gayretleri incindiği için mi? Yok canım! Kendi ülkesinde, elli binden fazla kadın, çoluk-çocuk, ihtiyar, hasta ve masum müslümanı iktidar muhalifi diye hukuksuz yere hapislerde tutan bir vicdanın, Bosna, Filistin, Uygur ya da Libya'daki müslümanlar için üzerine geçirdiği, Salahaddin kostümü ile merhamet abidesi kesilmesini yemeyecek kadar akli melekelerimiz yerinde.

    Mesele başka. Sonbaharın ilk günlerinde Barış Harekatı ismiyle komşu bir ülkenin toprağını işgali meşrulaştıran Saray ve ekibi, iki haftanın sonunda işgalci bir ülke ve hükümet olarak tarihe geçti. Hesaplar tutmadı. İşgal, Aydın Havası gibi kısa oldu ama, sonuçta Barış Güvercini bir Saraylı değil, Savaş Suçlusu bir başkan konuşulmaya başlandı. Hasılı, Suriye'ye pirince giderken, evdeki bulgurdan oldular. Hayal kırıklıklarını ve vicdani çöküntülerini gizlemek için dini hisleri suistimal ediyorlar hepsi bu.

    Saray'ın bahçesine birikmiş gazeteci, yazar-çizer ve bilumum sanatçı çöplüğünün geri dönüşüm şansı yok. Atık kağıtlar kadar bile değerleri yok. Onlardan ikinci sınıf gazete ya da kese kağıdı bile olmaz. Nobel ödülüne höykürdüklerine bakmayın, Saray'ın dağıttığı ulufeleri kapışmak için birbirlerini çiğniyorlar. Bu döküntüler değil Nobel ya da Oscar ödülü almak, o davete katılmak için bile on takla atarlar. 

    Bir de, “Nobel Ödülü verseler almam!” diye kendilerini ağırdan satıyorlar. Diktatör ve müstebitler için tertip edilmiş bir ödül töreni yok. Bu konuda dereceye girebileceklerinden şüphemiz yok. Halihazırda aday listelerine girmiş durumdalar. İlk üç adayı ben söyleyeyim, siz dördüncüyü tahmin edin; Putin, Filipinli Duterte, Koreli Kim Jong Un ve...Dördüncüsü Trump değil.

    Kadir Gürcan
    16 Ara 2019 11:16
    YAZARIN SON YAZILARI