Bu ülkenin terörden arınmaya ve yeni anayasaya ihtiyacı var!
Terörün sona ermesi için başlatılan müzakere sürecinin düz bir çizgiden ibaret olmadığının herkes farkında. Ama unutulmamalı ki terörün bu ülkede sona ermesi demek doğu ile batının yeniden izdivacı demek olacaktır.
Bu izdivaç ile 1980 darbecilerinin 'Kürtlerden kurtulmak' için yaptıkları, köyleri yaşanmaz hale getirerek ve onları batı şehirlerine göçünü sağlayarak, Kürtlerin Türkler ile evlenmesiyle kimliklerini yok etme planından öte; Türkiye voltran gücünü yeniden sağlayacak ve sosyal, kültürel ve ekonomik üstünlüğü yakalayarak, haklı olarak bölgede sözü dinlenebilir bir konuma kavuşacaktır.
Bu yüzden bu duruma göz yummayacak uluslar arası fitne odaklarının ve içerideki taşeron uzantılarının her an bir cazgırlık yapacaklarını göz ardı etmemek gerekiyor.
Hükümet olalı beri bürokratik oligarşiden her seferinde şikâyet eden Başbakan Erdoğan, Bürokrasi muhalefetinin temelinde yasal yapının rol oynadığını bilmemesi mümkün değil. Bu anlamda eğer 2023 hedefine ulaşmak istiyorsa ki, kendisi istediğini her dem ilan ediyor. Ve bu muhalefeti sona erdirmek için yeni anayasanın yapılmasını bir an önce gerçekleştirmesi gerekiyor. On yıldır iktidarda olan bir hükumet başkanının bu yasal yapıdan kaynaklanan önündeki engellere sabretmesi elbet beklenemez. Ki 2008 ‘de bile güncellenen darbe planlarının arkasında da bu yasal yapının olduğu zaten biliniyor.
Balyoz darbe planıyla ortaya çıkan bu gerçeklik on yıldır hükumet olan ama iktidarını çaktırmadan paylaşmak zorunda olduğu bir gerçekliği de şüphesiz ortaya koyuyor.
Meşru yollardan yeni anayasa yapılmalı ki! bu meşru yol malum meclis ve mecliste bile yüzde doksan temsil sağlanmış bir seçim sonucunda hükumet yasal yapıya, yani yeni anayasa yapmaya muktedir değil ve müdahale edemiyor.
Bu eksende muhalefetin temsilcilerinin de bulunduğu uzlaşma komisyonu daha anayasanın ilk üç maddesi konusunda ortak bir cümle kuramıyor. Bu da malum olduğu üzere Ak Parti hükümetinin elini zayıflatıyor. Hatta Türkiye’nin önünü kapatıyor.
Ve ekonomiden, kültüre, siyasetten sosyal konulara kadar birçok alanda reformlar yapmak isteyen hükumetin elini bağlıyor. Kaldı ki, Başbakan Erdoğan’ın ister istemez, devletin içindeki çok başlı yapıyı ele almadan ya da ıslah etmeden 2023 hedefine ulaşması mümkün değil. Hatta bu durum sadece Ak Parti hükümeti için değil sonraki gelecek siyasi irade için de ayaklarına bağ olacak prangayı temsil ediyor.
Bu yüzden Başbakan Erdoğan’ın mecliste yapamadığı veya Türkiye’nin geleceği için meclis çatısında oluşturulamayan ittifakı, ülkenin karşı karşıya olduğu ve halkın bir an önce bitsin dediği teröre son verme gayreti; aynı zamanda yeni anayasanın çatısını oluşturacak ittifakı da getireceği kanaatindeyim.
Bu anlamda bizim kanaatimiz ile Başbakan Erdoğan’ın Türk Parlamenterler Birliği'nin Parlamento dergisinde verdiği; “Bir müzakerenin ilanihaye devam etmesi elbette söz konusu olamaz. Biz bu konuda artık somut gelişmeler görmek istiyoruz. Uzlaşma Komisyonu bir teklif ortaya çıkaramazsa biz AK Parti olarak kendi taslağımızı müzakereye açarız. Önce B planımızı uygulamaya koyar CHP, olmazsa MHP'nin kapısını çalar konsensüs ararız. Bundan bir netice alamazsak C planını devreye sokar, taslağımızı BDP'ye götürürüz. Referandum için gerekli olan 330 oyu bulduğumuzda da taslağımızı milletimize götürürüz.” Mesajları paralellik arz ediyor. Ki bu ittifak sadece BDP ekseninde değil, terörün sonu adına kan ve gözyaşının dinmesi için vatandaşlar arasında oluşan umudun adı durumunda.
Ve Başbakan Erdoğan mesajının devamında; "...Kucaklayıcı olmayan mevcut anayasa, teröre istismar zemini temin etmiştir. Öyle bir anayasa olsun ki, hiç kimse kendisini dışlanmış, ötelenmiş hissetmesin; hiç kimse, terör örgütleri tarafından istismara maruz kalmasın. Net, basit bir anayasa istiyoruz.” ifadeleriyle milletin beklentilerine net şekilde cevap veriyor.
Tabii bu ifadelerden rahatsız olanlar yok değil! Bence varsın birileri; ‘Başbakan Erdoğan ile Apo başkanlık rejimini müzakere ediyor’ desin. Zaten bu ülkede problem, ağzı olan konuşuyor ve mensubu olduğu kanatların/hiziplerin sözcüsü olarak vazifesini yapıyor olması değil mi?
Hatta, terörü sona erdirmek için yapılan müzakerelerin mevcut anayasaya göre suç olduğunu söylemlerine ekleyerek, kendilerinin hukuka ve meşruiyete ne kadar değer verdiklerini göstermek istesinler! Ki bunun altında mevcut anayasa ile yapılanların suç olduğunu göstererek, aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmediklerini ayrıca görmek gerekiyor diye düşünüyorum.
Sırf bunun için bile yeni anayasanın ivedilik ile yapılması bu millete en büyük hizmet yerine geçecektir. Kaldı ki, yeni anayasada yer alacak ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı’ cümlesi terörün köküne kibrit suyu dökecek seviyede etkili olacaktır. Doğu ile batının izdivacı için bu elzem. Dahası Türkiye için zorunlu bir durum.
Bu ülkenin terörden arınmaya ve yeni anayasaya ihtiyacı var. Ve bu millet huzuru hak ediyor. Ancak mayınlara dikkat etmek gerekiyor.
[email protected]
twitter.com
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER







