CHP’de senkron bozukluğu!
CHP 16. Olağanüstü Kurultayı, Ankara Arena Kapalı Spor Salonu'nda, bine yakın delegenin katılımıyla yapıldı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kurultay konuşmasına: "Bu kurultayda hiç kimsenin kurultayın huzurunu bozmaya hakkı yoktur, yetkisi yoktur. Tüzük diyorlar işte tüzük. Gücünü halktan almayan hiçbir hareket başarılı olamaz.” Sözleriyle başladı.
Adı üstünde söz konusu bu kurultay, parti içindeki farklı seslerin talepleri doğrultusunda yapıldı.
Hangi kurultaya baksak –ki partinin adı kurultaylar partisine çıkmış durumda- hala aynı nakarat sürüyor. Bu durumun bir demokrasi yarışı olduğu iddia edilse de, hiçbir zaman halk adına demokratik bir adımın atıldığına kimse şahit olmadı.
Gelinen noktada aynı durum devam ediyor. Cumhuriyet ile yaşıt olan parti ne sol, ne sosyal demokrat ne de ortanın solu olabildi. Ne de halkın dertlerine derman!
İşte bizim de temas etmek istediğimiz nokta burası. CHP’de Milli Şef döneminden sonra parti içinde devam ede gelen ‘senkron bozukluğu’ devam ediyor.
Buna toplumun yerel ve moral değerlerine karşı koydukları mesafeyi de eklersek; aslında CHP’nin temsilcileri ve siyasetinin halk ile aralarındaki ‘senkron bozukluğu’ndan ziyade ‘kan uyuşmazlığını’ nın zirvede olduğunu söylemek abesle iştigal olmaz.
İlginç olan ise sol geleneğin temsilcisi olduğunu iddia eden bu parti sosyal meselelerin çözümünde alternatifler ortaya koyamadığı gibi, siyasi olarak da bir varlık gösteremedi.
Belki 40 yıldır da maalesef halkın beklentilerine cevap veremedi. Veremediği gibi maalesef halkın önünü kesecek her adımın temsilcisi oldu.
Hatta iddialı bir cümle de olsa kaydetmeden geçemeyeceğim. Bugünkü varlığını bile kurultaylara borçlu CHP.
Aynı zamanda CHP’nin yıllardır Cumhuriyet’in bekçisi olduğunu öne çıkarmasının dışında elle tutulur bir politikası olmadı desek yanlış olmaz.
Ki CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, hala aynı nakarat ile delegenin karşısına çıkıyor.
Kılıçdaroğlu; ‘CHP Türk halkının var olma iradesinin adıdır, bağımsızlığın adıdır. CHP'li olmak imkansız denen şeylere mümkündür demektir. CHP'liler zor günlerin adamlarıdır. CHP emperyalistlerin analarından emdiği sütü burunlarından getiren partidir. CHP devlet kuran partidir. Bu yüzden CHP'li olmak onurdur, yurtseverliktir, kardeşliktir, barıştır.’ Bildik sloganları bu kurultayda da tekrarladı.
Devamında ise yukarıda iddia ettiğimiz düşünceyi teyid edercesine Kılıçdaroğlu; “Biz tüzüğümüzü halk için demokrasi için değiştiriyoruz. Bugün demokrasi tarihi için önemli bir gündür. Gelmiş geçmiş en demokratik tüzüğü arkadaşlarımızın önüne getirecekler. …CHP tüzüğü kağıt üzerinde kalan bir metin değildir. Uygulanacak bir metindir. Halkın iradesini yansıtacak bir metindir.” Diyor.
Şahsi kanaatime göre, daha parti içinde bile yönetim konusunda ittifak edememiş bir partinin halkın değerleri konusundaki ikircikli duruşunu buraya kaydetmek sanırım hatalı olmaz.
Burada kaydetmem gereken diğer bir önemli nokta ise, CHP’nin yıllardır halktan esirgediği demokratik ve sosyal hakların yanında tüzel kişilik olarak nasıl ayakta kaldığı. Bunca hizipe ve kavgaya rağmen bölünmüyor, çoğalmıyor, patinaj yapıp duruyor.
Şöyle ki! Madem CHP’nin önde gelenleri vazgeçilmezler, halk tarafından çok seviliyorlar, yeni bir partiyle çıksınlar siyaset sahnesine herkes de solun veya CHP’liliğin ne olduğunu görsün diyorum.
Çünkü halka manevi anlamda bile katkı yapmayan, vermeyi bilmeyen bir partinin maddi olarak nasıl bu kadar zaman ayakta kalabildiği, şahsen beni çok düşündürüyor.
Kaldı ki partinin üyeleri ve delegelerinin maddi desteği bu partiyi bu kadar zaman taşıyamaz. Çünkü, CHP müntesiplerinin bu konudaki maddi-manevi fedakarlıkları her zaman tartışma konusu oldu. İnsanlığın ve demokrasinin ruhunda paylaşmayı bilmek vardır.
Soru şu: CHP’yi döndüren değirmenin suyu nereden geliyor? Sakın hazineden siyasi partilere yapılan yardımlarla ayakta duruyor demeyin!
Netice itibariyle bir asra yakındır tüzel kişilik olarak ayakta duran ve paylaşılamayan bir CHP duruyor karşımızda. Hatta paylaşma kavgası her gün söz konusu partiyi iktidar olmaktan uzaklaştırıyor, ama kimsenin umurunda değil.
Diğer bir soruyla; CHP’yi paylaşılmaz hale getiren nedir?
Kaldı ki CHP’nin karşısında sağda kaç parti geldi geçti. Sayısı bile unutulmuş durumda.
Yoksa CHP’nin içindeki bu kadar çok hizipe rağmen, bunları bir arada tutan nedir? doğrusu ben merak ediyorum.
Ayrıca CHP’de senkron bozukluğu var, parti içi muhalefet var, halkın beklentilerinin aksine marjinal politikalar var. Üstelik halk ile CHP arasında ‘kan uyuşmazlığı’ bile var.
Bütün bunlara rağmen CHP yine var. Olmalı da ancak, kavgalara ve hiziplere rağmen CHP’yi ayakta tutan püf noktası ne onu bilmek istiyorum.
Anlayan varsa veya CHP’den birileri bunu biliyorsa, en azından bu millete bir anlatsalar da anlasak diyorum.
[email protected]
twitter.com/maomazhar







