Gıda ve enerji üzerinden dünya savaşı!
Haber ajanslarına düşen bir habere göre: ABD istihbarat birimlerinin hazırladığı bir raporda, kuraklık, seller ve taze su eksikliğinin küresel savaşlara yol açacağı belirtiliyor.
Şüphesiz bir batılı ile mümin arasındaki hayat tarzı tercihi aynı olması mümkün değil.
Batılı’nın tercihi seküler (dünyevi) olurken, mümin bu dünya nimetlerini araç olarak görür ve ebedi hayata yatırım için kullanır.
Ve mümin’in hayat tarzında tasarruf ekstra bir önem arz ederken, batılı ise tercihinde bu dünya zenginliklerini kendi refahı için kullanmakta bencil davranır.
Ancak bir farkla müminlerin dünyası, malum batı kültürünün istilasına maruz kaldığından şu an için bu ayrımı tam olarak söylemek hayli zor görünüyor.
Diğer taraftan günümüzde dünyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerini gelecek adına hesaplayanlar sadece tabiî ki batılılar değil.
Şöyle ki, batının dominant olan kültürünün etkisiyle şekillenen ve bu dünyanın zenginlikleri üzerine yatırım yapan doğu’dan batı’ya bir çok ülke, bu kategoride yer alıyor.
Çin, bugün Afrika’nın yer altı madenlerini işletme karşılığında, yer üstündeki otobanlardan sanayi tesislerine kadar bir çok yatırımı karşılıksız yapıyor.
Aynı zamanda bir çok batılı ülkeyle birlikte ABD dahil, Çin bile; dünyanın geri kalmış ama verimli topraklara sahip ülkelerinden geniş arazileri yarım asırı aşan zamanlar için kiralıyor.
Bunun anlamı ölümlü olan insan için ölümsüzlük olmayabilir ama, ülkelerin ve insanların geleceği adına tedbir almak gibi duruyor.
Tabi ki söz konusu kaynakları, sömürge ruhuyla 3 asırdır fütursuzca kullanan batı’nın yaptığını yapmazlarsa!
Çünkü sanayi ülkelerinin dünyaya olan tamahları malum. Ve bu anlamda dünya kaynaklarını nasıl harcadıkları da!
Toprakları kiralananlar arasına maalesef Türkiye’de girmiş durumda. ABD ve Kanada firmalarının Çukurova bölgesinde geniş arazileri doksan dokuz yıllığına kiraladıklarını hatırlatmaya bilmem gerek var mı?
Sanayi ve endüstride yatırım alanları sınırlı olan ülkemizin tarım ve hayvancılık konusundaki durumunu da göz önüne alırsak gıda ve enerji alanında ivedilikle yapılması gerekenler daha net çıkıyor ortaya.
Geldiğimiz noktada ise, dünyanın kaynaklarının tükendiği/tükeneceği vehmi üzerinden, teknolojide ve sanayide ileri seviyede olan ülkeler gıda ve enerji üzerine yatırım planları yapıyorlar.
Bir de buna dünya istihbarat ve ekonomi teşkilatlarının raporlarının eklendiğinde çıkan durumu eklersek, dünya savaşlarına nelerin sebep olabileceğini görebiliriz. Ki zaten söz konusu raporlarda da bu ihtimaller yer alıyor.
ABD Federal istihbarat teşkilatlarının ortak görüşünü yansıtan raporda, su ve su kaynaklarının önümüzdeki 10 yıl içinde devletler arasında gerilimlere sebep olabileceği, ulusal ve küresel gıda piyasalarını bozacak tehditler oluşturabileceği, ancak 2022 yılından başlayarak özellikle Güney Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da su kaynaklarının bir savaş ya da terör aracı olarak kullanılabileceği vurgulanıyor.
Ki! Bu anlamda dünyanın geleceğinde su ile birlikte gıda ihtiyacı artan nüfus oranına göre daha da önem arz edecek. Suyun hayatın kaynağı olduğunda kimsenin şüphesi olmadığına göre, suyun diğer adının da enerji olduğuna da itiraz gelmeyecektir.
Söz konusu raporda ayrıca yoksulluk, sosyal gerilim, zayıf liderlik ve zayıf hükümetler ile birlikte sel, az ve kalitesiz su, devletlerin başarısızlığı gibi etkenlerin istikrarsızlığa katkıda bulunacağı yer alıyor.
Bu raporun da ortaya koyduğu bir gerçek var ki, o da insanların dünya tamahı adına yeni mücadele alanlarına yöneleceğidir. Şüphesiz bu alanların merkezinde gıda ve enerji ilk sırayı alıyor. Enerji kaynağı olarak doğalgaz tüketiminin dünyayı sardığı bir dönemde, petrol kaynaklarının dünya enerji tüketiminde önümüzdeki 100 yıl içinde devre dışı kalacağını hesaplıyorlar.
Ki bu gelecek üzerine hesap-kitap peşinde olanlar alternatif enerji kaynakları aramaya başlamış durumdalar.
Hatta bazı ileri seviyede teknoloji ve sanayiye sahip ülkelerinin, yeni bir enerji çeşidini ürettiklerini ancak maliyetinin petrolden yüksek olması nedeniyle ürünü piyasaya sürmeyi erteledikleri iddia ediliyor.
Görünen o ki, gelişen ve gelişmekte olan ülkelerin; hala keşfedemedikleri yer altı ve yer üstü kaynaklarını malum: ‘karnı tok gözü aç ülkeler’in inisiyatifine bırakmadan önlem almaları önem arz ediyor.
[email protected]
twitter.com/maomazhar







