Umudumuz yeni anayasa!
Demokrasilerde ya da demokrasisi oturmuş ülkelerde, devlet organları paralel düşünceyle devlet menfaati için seri üretim yaparlar.
Bunlara STK’lar, Üniversiteler ve ekonomi örgütleri dahil olduğunda devletin geleceği için ortak akılda buluşarak alternatif sistemler ve politikalar geliştirirler. En azından sistemin böyle olması gerektiğinde dünya üzerinde bir ortak akıl var.
Türkiye’de ise maalesef bu durum yarım asrı aşkındır bürokrasi eksenli olarak, üstelik yargı ve siyaseti kuşatan anlamda tek merkezden yürütüldü.
Şüphesiz bir devletin geleceği ve dünya üzerindeki siyasi ve ekonomik nüfuzu; devlet organları arasındaki paralel düşünceyle seri üretim sağlandığında mümkündür.
Buna bir de STK’lar, Üniversiteler ve fikir ve düşünce örgütlerinin katkıları ve rehberliği eklendiğinde ‘voltran gücü’ sağlanmış olur.
Bu da şüphesiz devletin geleceği için ortak akıl ve kolektif düşüncenin önemini ortaya koyuyor.
Bu arada Anadolu’da bilinen ve çok kullanılan bir atasözü vardır. ‘Akılları pazara çıkartmışlar, herkes yine kendi aklını (beğenmiş) almış. Malum ki, kimseye akıl verecek ya da akıl hocalığı yapmak değil derdimiz. Çünkü Türkiye bu davranıştan, özellikle medya mensuplarının bu tavrından çok çekti. Maalesef bir kısım medyanın bu duruş genlerine işlediğinden –hayat tarzı diyemeyeceğim- olsa gerek ısrarla devam ediyor. Siyaseti dizayn etme ve bürokrasiye yön vermekten vazgeçmiş değiller.
İşin ilginç yanı bu tavrı ve duruşu da birilerinin kurgusu üzerinden yaptıklarının farkına bile varamıyorlar. Ancak, şahsi düşünceme göre medya, akıl vermekten çok yol gösterici ve alternatif düşünceyle hareket etseydi belki de Türkiye, bu kadar anlamsız ve insani değerlerin ayaklar altına alındığı dönemleri yaşamazdı.
Hükümetin çıkardığı eğitim yasasıyla bu bir kez daha net olarak ortaya çıktı.
Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu'nun (TUSKON) genel kuruluna katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İşadamlarına, "Siz, arkanıza Galata bankerlerini, Hazine'yi, kamu bankalarının kaynaklarını almadınız. Dayatmalara, baskılara boyun eğmediniz. Arkanıza sadece ve sadece milleti aldınız. Siz işte bu nedenle büyüksünüz." diye seslendi.
Ve arkasından zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran düzenlemenin Meclis'te yasalaşmasına da değinerek, 28 Şubat'ın ürünü olan kesintisiz eğitimin en fazla iş dünyasını mağdur ettiğini vurguladı.
Anlamsız karşı durmaların ve direnmelerin halkın tercihleri karşısında buzlar gibi eridiğini göremeyenler, ilginçtir ısrarla aynı bakış açısıyla karşı duruyorlar. Ama ortaya alternatif ne bir teklif ne de sistem koyuyorlar.
Tabi ki fikirlerin çatışmasıyla hakikati bulmak kolaylaşır. Ancak Türkiye bu ana fikirden uzaklaşalı iki asır geçti. Ve muasır medeniyet tarlasında hala yaya takılıyoruz.
Doğrusu bu topraklarda yaşayan insanlarımız adına insani ve evrensel değerleri kullanmanın ve kullandırmanın zorlaştırılmasını anlayamıyorum. İçim ona yanıyor.
Bu yüzden, üç dönemdir hükümet olan Adalet Ve Kalkınma Partisi’nin bu anlamda bir çok ilkleri icraata döktüğünden dolayı ümidim daha da artıyor.
Bu topraklarda hak ve hukukun yeniden tanımlanması, devlet organları dahil vatandaşların dahi haddini ve hesabını bilen bir yapıya bir ihtiyaç olduğunda kimsenin şüphesi yok. Ki bunun için de şimdiye kadar yaşanmış acılara kaynaklık eden yasal yapının yenilenmesi zorunlu hale geldiğine de herkesin ittifak ettiğini de görüyoruz.
Yeni Anayasa Platformu’nun aktif isimlerinden Mehmet Uçum, Star Gazetesi’ne verdiği röportajda; “İktisadi, sosyal, siyasal, kültürel alanda bu toplum bu devlet yapısıyla ve bu hukuk sistemiyle yürüyemiyor. Meclis, AK Parti, diğer siyasi aktörler yeni anayasa konusunda adım atmadığı sürece, aktörler değişse bile, sistemle toplum arasındaki çatışma ortadan kalkmayacak. AK Parti yüzde 50 oy oranına da zaten bu toplumsal talepler ve değişim ihtiyaçlarını dikkate alan politikalar üretmeye çalışarak ulaştı. Şimdi eleştiriliyor olmasının nedeni de toplumun ihtiyaçlarından uzaklaşıp sisteme yaklaşmasıdır. Bu sistem kendisine karşı çıkanları da bir biçimde absorbe etme, içine alma kültürüne sahip. Bundan sonraki süreçte bütün siyasi aktörler açısından kritik nokta şudur: Toplumsal ihtiyaçları dikkate alan politikalar mı yoksa sistemin istediği politikalar mı üretecekler? Yeni anayasa işte tam bunun merkezinde duruyor.” Tespitiyle halen yaşadığımız problemlerin kaynağına işaret ediyor.
Tam da burada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın; ‘biz milleti arkamıza aldık’ sözü, ‘bütün kötülüklerin (gayrı meşrulukların) anası 1982 Anayasası’nın yenilenmesi adına ümid verici bir cümle olarak duruyor.
Çünkü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu'nun (TUSKON) genel kurulundaki konuşmasının devamında; ‘bugüne kadar mafyanın, çetelerin, cuntanın üzerine kararlılıkla gittiklerini ve gitmeye devam edeceklerini’ kaydetti.
Bunun diğer anlamı ise şahsi kanaatime göre; mafyalara, cuntalara (TSK’ nın iç tüzüğündeki 35.madde ve meşhur EMASYA protokolü) ve çetelere ilham veren yasal yapının bir an önce devre dışı kalacağı olsa gerek.
Halen yeni anayasa komisyonunun çalışmalarının devam ettiğini biliyoruz. Ancak söz konusu komisyondan ne akademisyenler ne siyasiler ne de vatandaş bir olumlu çalışmanın çıkmayacağında da mutabık.
O zaman bütün sorumluluk % 50’lik bir oy oranıyla hükümet olan Adalet ve Kalkınma Partisi’ne düşüyor. Üç dönemdir belki de ülkenin 50 yıllık kangren olmuş bir çok problemine çözüm bulmak zorunda kalmış bu hükümetin, yeni anayasayı da milletin onayına sunması bir vazife olarak duruyor diyebiliriz.
Yeni anayasanın yapılması, siyasetin ve idarenin vesayetten kurtulması için olmazsa olmazların başında duruyor.
Ne demişler? Bütün yollar Roma’ya çıkar.
Maalesef Türkiye’de bu kadar fail-i meçhulün, cuntanın, yolsuzluğun ve çete-mafya yapılanmasının arkasında yasal boşluklarla birlikte anayasa ilişkisi kabak gibi ortada dururken, ancak şöyle diyebiliriz.
Bütün gayr-ı meşru yapılara son vermek için yollar yeni anayasaya çıkıyor.
Adalet ve Kalkınma Partisi de bunu yapmak için milletten ruhsat aldığına göre, gerisi 'laf-ı güzaf' demek geliyor içimden.
Çünkü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sözü, şahsi düşünceme göre bir senet gibi duruyor milletin kulaklarında ve gözünde.
[email protected]
twitter.com/maomazhar







