28 Şubat'ta Hocaefendi'ye yapılan psikolojik harekat

Türkiye 28 Şubat günlerini yaşıyordu. 17 Haziran 1999 tarihinde bir televizyon kanalı, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin sohbetlerinin birinden çekilmiş görüntüler yayınladı. Sohbet esnasında muhtemelen bir devlet memuru, bulundukları yerde namaz kılan, oruç tutan hanımı örtülü olan herkesin fişlendiğini ve görevlerinden atıldığını söylüyor. Bunlara karşı ne yapmak gerektiğini soruyor. Bunun üzerine Hocaefendi de, bu tür peşin hükümlülere karşı tedbirli davranmak, onları rahatsız eden, ürküten dinî yükümlülükleri onların yanında yapmamak gerektiğini anlatıyor. Ayrıca bu ülkeyi seven insanların her kurumda bulunmasının önemine işaret ediyor. Yani her zaman söylediği sözler istikametinde tavsiyelerde bulunuyor Hocaefendi... Ancak hatırlayacaksınız, söz konusu videonun yayınlanmasından sonra medyada garip şeyler olmaya başladı. Hemen ertesi gün adeta bir linç hareketinin düğmesine basıldı. Sonradan montaj olduğu anlaşılan pek çok kaset servis edildi, medyaya. Manşetlerden Hocaefendi'nin idamını isteyenler bile çıktı. En demokrat bilinen yazarlar, en hakperest görünen yayın yönetmenleri, her programda camia ve Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında övücü sözler söyleyenler, 'meğer yanılmışız, kandırıldık' türünden ifadelerle başlatılan kampanyaya en ön sıradan girdi. 'Psikolojik Harp' düğmeye basmış medyadaki uzantıları eliyle medyatik bir linçe girişmişti. 17 Haziran'dan sonra gazeteler günlerce Hocaefendi aleyhine yazılarla dolduruldu. Sanki, yazar, çizer, gazeteci herkesin kafasına taş düşmüş ve bir anda gerçeği görmüş, Hocaefendi'nin vatana millete ne kadar zararlı(!) birisi olduğunu bir anda anlayıvermişlerdi. Biz o zamanlar medyanın kendi refleksiyle bu işleri yaptığını sanıyorduk. Bazı tahminlerimiz vardı ama dün Çevik Bir'in sorgusuna ilişkin haberleri okurken olayın tamamen bir Psikolojik Harp oyunu olduğuna iyice kanaat getirdik. Altında Çevik Bir'in imzasının olduğu bir BÇG belgesinde, 'Yasal tedbirlerle sonuç alınamadığı takdirde psikolojik ve örtülü harekât icra etmek' eyleminin Genelkurmay Psikolojik Hareket Dairesi ve Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı tarafından yürütüleceği yazıyor. Savcı, bu belgeyi sorunca Orgeneral Çevik Bir, "Bunlar yasal tedbirlerle sonuç alınamadığı takdirde savaş durumunda faaliyete geçilecek tedbirlerdir.'' karşılığını veriyor. İnsaf ve vicdan sahibi herkesin nasıl yani diye sorduğunu duyar gibiyim. Nasıl yani? Bir insan ya da bir topluluğun yasalar çerçevesinde yaşıyor olması, şiddetten şiddetle uzak duruyor olması, başkasının hakkına hukukuna saygılı davranıyor olması, suçlu sayılmaması için yeterli değil, öyle mi? Genelkurmay'ın emrinde olan Psikolojik Hareket Dairesi ve Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı size bir sürek avı başlatabilir, öyle mi? Hakkınızda olmayan suçlar ihdas edip, sizi yıllarca mahkemelerde dolaştırabilir öyle mi? Devlet erkini kullanan üç beş kişi, sizi tehlikeli sınıfına sokabilir, niyet okuması yaparak sizin ileride tehlikeli olabilme ihtimalinize karşı bugünden hakkınızdan gelebilir, öyle mi? Peki böyle bir ülkede kim can ve mal emniyetinden söz edebilir? Ve maalesef bizim elli yılımız psikolojik harbin kaptı kaçtı oyunlarına maruz kalmakla geçti. Çevik Bir'in BÇG belgelerine yansıyan ve sorgusunda da kabul ettiği bu durum yani psikolojik harp hala her şeyimizi belirliyor. 12 Eylül darbesi de 28 Şubat darbesi de bir psikolojik harp yapımından başka bir şey değildi? Psikolojik harbi; öyleymiş gibi hissettirip, öyleymiş gibi gösterip sonuca gitmek olarak da özetleyebiliriz. Yani ülkede bir sağ-sol kavgası varmış gibi, bir Alevi-Sünni çatışması, irtica tehlikesi, bölücülük tehlikesi varmış gibi gösterip darbelere ve olağanüstü hallere geçerli gerekçeler üretiyorlar. Hep söylenen şartların olgunlaştırılması tam da bu demek işte! Yine de bunlar üç aşağı beş yukarı bilinen şeyler ancak ya bilinmeyenler? Psikolojik Harp ve Özel Kuvvetler'in nerelere müdahil olduğu, PKK eylemleriyle siyasetin yönlendirilmesi dâhil, hükümetlere karşı yapılan kısa ve uzun vadeli hangi oyunlarla hangi sonuçların elde edildiğini bilemiyoruz. Ancak acı olan durum psikolojik harbin bugün hala dipdiri varlığını sürdürüyor olması.

YAZARIN SON YAZILARI