Çevik Bir'in son brifingi
İnsan bir kere geliyor dünyaya. Bütün sermayesi, doğduğunda avucuna bırakılan yıllardan yığma bir ömür. Serveti, hesabı için kağıt kaleme bile ihtiyaç duyulmayacak kadar az sayıdaki rakamlar grubu. Süresi, iki elin parmaklarını birkaç kere saymaktan ibaret.
En değişmez, sarsılmaz, esnemez gerçek ise; o kısacık ömrün tekrarı ya da “bir dahaki sefere”sinin olmaması. “Dünyaya ikinci gelişimde bu işi farklı yaparım” diyemiyorsunuz. “Baştan sona başka türlü yaşarım” deme fırsatınız da yok.
Neresinden bakarsanız bakın, bir ilkokul çocuğunun bile çözebileceği kadar basit bir işlem bu. Sonucu yaşlılık ve ölüm. Tecrübelilerimiz o yüzden diyor; “ne oldum değil, ne olacağım” demeli insan.
Bütün bu ömür muhasebesinin bir sebebi var hiç şüphesiz. 28 Şubat soruşturması. Daha çok da dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Emekli Orgeneral Çevik Bir’in gözaltına alındıktan sonraki görüntüleri...
O süreci yaşayanların unutamayacağı bir kişilik Çevik Bir. Adı, dönemin Cumhurbaşkanı’ndan, Genelkurmay Başkanı’ndan bile öne geçmiş bir 28 Şubatçı. Asker olmasına rağmen olabildiğine siyasi, olabildiğine yönlendirmeci, olabildiğine yasadışı, olabildiğine otoriter, olabildiğine acımasız, olabildiğine askeri disiplinden uzak bir kişilik.
Gözaltına alınıp İstanbul’dan Ankara’ya götürülürken, uçağın arka tarafında apoletsiz ve sivil Çevik Bir vardı. Kanunla ve yasalarla 73 yaşında tanışmaktan şaşkın hali, 28 Şubat sürecindeki o generalden ne kadar uzaktı.
28 Şubat sürecinde bir He-Man gibi “güç bende artık” diyen, hak ve hukukun da o gücü elinde bulunduranda olduğuna inanan kudretli şahsın, 15 yıl önce bir kukla gibi oynadığı medya karşısında sus pus olması, o ve yakınları için acı bir tecelli.
Savcılığa verdiği ifadeye bakılırsa kendisi geçmişte yaptıkları için pişman görünmüyor. Olsa da bir şey değişmeyecek zaten. Ne o geçmişini değiştirebilecek, ne de o ve onun gibilerin aldığı kararlarla hayatları kararanlar, kaybettikleri yıllarına kavuşacaklar.
Üniforması üzerindeyken, yargıya, medyaya, bürokratlara emr-i vaki brifingleriyle bildiğimiz Çevik Bir, bana göre son ve belki de tek doğru brifingini gözaltına alındıktan sonraki haliyle verdi. Konuşmadan, çabalamadan, susarak…
Çevik Bir’in o brifinginden benim anladığım şu: Gençken yorulmak bilmeyen ayaklarına bakıp bir gün ayakta durmaya mecali olmayacağını düşünmeli insan. Tuttuğunu koparan ellerine bakıp, tutamayacağı günler de gelecek demeli. Gözlerin göremeyeceği, dilin dönmeyeceği, belin doğrulmayacağı, dizlerin titreyeceği zamanların aslında çok da uzak olmadığını hiç hatırdan çıkarmamalı.
Üstüne giydiğin şık takım elbiseyi, yaldızlı formayı, apoletli üniformayı çıkaracağın zamanların da geleceğini unutmamalı insan. Ve ona göre yaşamalı, ona göre konuşmalı, ona göre susmalı, ona göre koşmalı hayatı…
Şimdi diyorlar ki rövanşist davranmamak lazım. Bunu diyenler Çevik Bir’den birifing almaya alışık olanlar. O yüzden onlara cevabı da yine Çevik Bir vermeli. Eğer anladılarsa Bir’in son birifingini oradaki anafikir şu: Kişinin kendine ettiğini, başka kimse yapamaz.
[email protected]
twitter.com/@nadirkilic
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER

İmamoğlu’ndan sert tepki: “Muhalefet partisinin ba...

Döverek polis memuru öldürmeye 4 ayda tahliye!

Irmak Öğretmen’in ölümünde yeni gelişme: Hakkında ...

Eski Adalet Bakanı Gül’den ‘çıplak arama’ açıklama...

Kılıçdaroğlu cephesinden kurultay kararı: Olağanüs...


