Hükümet ve cemaate oynamak

En kolay stratejidir, “böl, parçala ve yönet”. Yüzyıllarca bunu yaptılar. Kimimiz Aleviydik kimimiz Sünni, kimimiz Kürt, kimimiz Türk. Bunların yetmediği yerde bazılarımıza sağcısın dediler, bazılarımıza da solcu. Ülkeyi arenaya çevirip, fildişi kulelerinden bir milletin intiharını izlerken, keyiflerine diyecek yoktu. Çünkü hangimizin başını ezseler, karşı tarafın alkışını alıyor, biz birbirimizi boğazlarken onlar iktidarlarının katmerleşmesini kutluyorlardı. Yıllarca Türkiye’yi bu taktikle yönetenler son yıllarda alışık oldukları bölünmüşlüğü bulamıyorlar. Millet birbirine omuz vermeyi öğreneli, keyifleri hayli bozuk. Artık birçoğu fildişi kuleleri yerine cezaevindeler ve yaptıklarının hesabını veriyorlar. Ama pes etmiş de değiller. Yine milletin arasına fitne tohumları saçmaktan geri durmuyorlar. Son yıllardaki en büyük hülyaları ve ümitleri yıllardır devirmeye çalıştıkları iktidarla, yıllardır yok etmeye çalıştıkları cemaati kavga ederken görmek. Çünkü yeniden var olmaları buna bağlı. Geçmişte sen sağcısın sen de solcu diyerek milleti fırka fırka, bölge bölge ayırıp bölenler şimdi “hükümetle cemaat arasında kavga çıksın” istiyorlar. Altını doldurmak için de şeytana pabucunu ters giydirecek komplolar ve tuzaklar kuruyorlar. O tuzağın merkezinde “her taşın altında cemaat var” propagandası duruyor. Birçok komployu da o yalan üzerine bina ediyorlar. Tıpkı en son MİT yöneticilerinin ifadeye davet edilmesinde olduğu gibi. Daha birkaç ay önce “MİT müsteşarının kardeşi Hocaefendi’nin yanında kalıyor” diye haber yapanlar, son gelişmeleri lehlerine çevirmek için “aynı müsteşarın cemaat tarafından hedef seçildiğini yazıp çiziyorlar. Dahası bu yalanı da kara propaganda ile inandırıcı kılmaya çalışıyorlar. Son olarak Ergenekon’un proje fabrikatörü olduğu ileri sürülen Doğu Perinçek’in yayın grubu öyle bir tuzak hazırladı ki pes dedirtti. Hocaefendi’ye duyulan sempati ve güveni Hocaefendi aleyhine kullanmaya çalıştılar. Hem de Samanyolu Haber TV logosunun arkasına saklanarak. Önce Samanyolu Haber’in Hocaefendi'nin sohbetinden yaptığı haberi kaydettiler. O sohbette Hocaefendi “Müslüman nasıl olmalı ya da nasıl olmamalı” sorularına cevap veriyordu. Sonra Hocaefendi’nin ifadelerini yönlendirme bir metinle yeniden haberleştirdiler. Onların hazırladığı habere göre Hocaefendi o konuşmasıyla hükümeti uyarıyordu, MİT’e ifade çağrısı da o uyarının arkasından gelmişti. Yani "MİT’e yapılan ifade davetinin arkasında cemaat var" diyorlardı. Bununla da yetinmediler, hiçbir isim ya da atıf bulunmayan, hatta müslümanım diyen herkesin her dönemde ders çıkaracağı sohbeti Başbakan'a ikaz diye verdiler. Başına da "Gülen Erdoğan'a ateş püskürdü" yazıp fitneyi ortalığa saldılar. Bu kadarla yetindiler mi? Hayır. Yalanın daha büyüğüne de tuzağı sahaya sürerken imza attılar. Kendi hazırladıkları haberi, üzerine Ulusal Kanal logosu koymadan video paylaşım sitelerine attılar. Videoyu izleyenler haberde Samanyolu logosu görecek ve Ulusal Kanal’ın çarpıtma metinle fitne aracı haline getirdiği haberi, Samanyolu tarafından yapılmış zannedecekti. Hiç şüphesiz bu tuzağa düşenler de oldu. Şer akıllar Milletin birlik ve beraberlik kalesinde gedik açma hülyalarına ulaşamasalar da, hala alışık oldukları Türkiye’yi geri getirmek için çabaladıklarını gözler önüne serdiler. Kendilerini fildişi kulelere, halkı da yeniden ayaklarının altına almak için her türlü yalanı ve kalpazanlığı yapabileceklerini gösterdiler. Uzun lafın kısası, atadan acı miras şu: En tepeden en dibe, millet olma şuuru ile hareket etmiyorsan, fitneye geçit veriyorsan bölüp parçalayacak sonra da tepene çıkacak birileri her zaman olacak. [email protected] twitter.com/@nadirkilic

YAZARIN SON YAZILARI