Kağıt kıyamete kadar yaşar...

NUH GÖNÜLTAŞ
Yayınlanma Pazar, 6 Mayıs 2012
Paylaş
X Post
Şöyle yanlış bir anlayış var:
"Web teknolojisi önümüzdeki on yılda kağıda basılı gazeteleri yok edecek. Herkes gazeteyi bilgisayarlardan okuyacak. Dolayısıyla kağıda basılı gazete, matbaa ve bunlara bağlı yan işler kaybolacak."
Şimdi...
İşlevi azalsa da bir toplumda ortaya çıkan hiçbir şey bütünüyle işlevini kaybetmez ve yok olmaz. Azalır, küçülür, marjinalleşir ama mutlaka bazı takipçileri olur, devam eder.
Bu durum iletişim sahasında daha da nettir. İnsanlık var olduğundan beri hiçbir iletişim aracı bir sonraki teknoloji veya aşama yüzünden ortadan kalkmamış, bilakis kendine açtığı mecrada varlığını sürdürmüştür.
Süreci kitap ile başlatırsak, sonrasında gazete, radyo, televizyon, internet (Web teknolojisi) hepsi dünyada kendine bir mecra açmış ve o mecrada varlığını sürdürüyor.
Kitap, kadim bir iletişim ve bilgi aracı olarak bütün dünyada hâlâ var ve gizemli biçimde bütün mecraların da en kıymetlisi!
Aslında kağıda yazılı ya da basılı metinler diğer iletişim araçlarına göre daha az kitlelere ulaşabiliyor ama nedendir bilmiyorum, daha değerli bulunuyor insanlar tarafından.
Birinin size e-mail atması ile mesajını mektupla bildirmesi arasında bir ciddiyet farkı oluyor her zaman. Ne derece bulvar gazetesi olursa olsun bir şeyin gazetede basılması ile web sayfalarında yer alması arasında büyük fark oluyor!
Basılı metnin acayip bir gizemi var.
Bu gizem kağıttan mı yoksa, mesajdan mı kaynaklanıyor pek net değil.
Yine tuhaftır ki, el yazısı da matbaa baskısından daha değerli oluyor. Tıpkı kurşun kalemin asaletinin tükenmez kalemden daha üstte olması gibi.
Belki de önce keşfedilen sonra keşfedilenden daha fazla kullanıldığı için daha değerli oluyor. Bu belki de zaman geçtikçe değerlenmekle ilgili bir şeydir. Ama zamanın değersizleştirici bir işlevi de var.
Hiçbir iletişim aracı yok olmuyor ve olmayacak. Dumanla haberleşmenin bile gerektiğinde yeri var.
Çok büyük bir alt üst oluş söz konusu olduğunda teknolojinin bütün nimetleri çöktüğünde, enerji bulamadığınızda dumanın mesaj verme yeteneğine yeniden ihtiyacımızın olmayacağını kim söyleyebilir?
Bugün bütün dünyada milyonlarca radyo ve yüz binlerce televizyon, binlerce gazete var. Her gün yüzlerce yeni kitap basılıyor.
Televizyon çıkınca radyo yok olmuş değil. Aynı şekilde gazete de bütün dünyada en etkin iletişim aracı olarak varlığını sürdürüyor. Web teknolojisi gazetenin kullanım alanını daraltabilir ama asıl işlevini öldürmez. Onun için iletişim alanında yapılacak yatırımlar ancak hepsini birden kapsayıcı olursa iş yapıyor.
Bu yüzden her medya sahibi patron bütün bu alanların hepsinde varlığını sürdürmeye çalışıyor.
Makul olan da bu zaten!
Fakat sorun şu: Kitle iletişim araçları geliştikçe gerçeğin sanal olan karşısında değeri azalıyor! Gerçeği sadece gerçeği haber vermek her geçen gün daha da zorlaşıyor.
İnsanlar iletişim araçlarının çağımızda aldığı şekil yüzünden gelecekte gerçeğin bir eğlenceden ibaret olduğunu düşünmeye başlayacaklar diye düşünmüyor değilim!
------
Darbecilerin provokasyonlarına gelmemek için bir teklif:
Türkiye'nin kısa tarihi aynı zamanda darbeler tarihidir. Darbelerle hesaplaşma süreci başladığından beri, darbecilerin toplumu darbeye hazırlamak için önceden neler yaptığını, medyayı, iş dünyasını, sivil toplum kuruluşlarını nasıl kullandığını, ülkeye hangi yollarla zarar verdiğini artık görüyor, öğreniyoruz.
Yapılan çalışmalar darbecilerin 1960'da, 1980'de, 1997'de de her darbe öncesi aynı taktikleri kullandıklarını, kendilerini pek yenilemediklerini ortaya koyuyor.
İdris Gürsoy'un "Darbeye yüz gün kala" isimli kitabı 1960 darbesinden yüz gün öncesinde neler olduğunu çok net biçimde anlatıyor ve bunlar bizim 1980, 1997 öncesinde yaşadıklarımızdan hiç de farklı değil.
Bu değerli çalışmayı okuyunca darbe öncesi bizzat darbecilerin yaptığı provokasyonları ve bu provokasyonlar ile kitleleri nasıl harekete geçirip sivil iradenin aleyhine kullandıklarını büyük bir şaşkınlıkla görüyorsunuz.
İdris Gürsoy'un çalışması Türkiye'nin bağırsaklarını temizleme sürecini yaşadığı şu günlerde "Artık bundan sonra darbe olmasın" düşüncesi ile hareket eden herkesin mutlaka faydalanması gereken bir eser.
Bu kitabı okumak sizi, darbecilerin provokasyonlarına, oyunlarına gelmekten koruyacaktır... (Darbeye yüz gün kala, İdris Gürsoy, Zaman Kitap Yayınları, 2012)
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER

CHP'de kurultay satrancı: 'Kurultay' dedi! Tarih v...

Uyuşturucu operasyonu yapılan 7 ünlünün test sonuç...

'Hurdaya çıkardılar!' Ekrem İmamoğlu: “Yargıyı bi...

CHP’nin sosyal medya hesabı el değiştirdi!

Öcalan: “Demokrasinin kolayca inkar edildiği bir ü...


