Lem'alar!

Reytinglerde, çok satanlar listesinde görmezsiniz ama Risale-i Nur Külliyatı Türkiye'de en çok satılan eserlerdendir. Osmanlı Türkçesi ile günümüzde anlaşılması zor olan bir dille yazılmış olmasına rağmen yine de en çok satan eserlerdendir. Çok satılıyor olması onun yeni nesiller tarafından anlaşılır şekilde okunduğu anlamına gelmiyor. Çünkü Osmanlı Türkçesi ile yazıldığı için okunması ve anlaşılması için çok özel çaba ve zaman harcanması gerekiyor. Bugünün gençleri ise ağdalı bir Osmanlı Türkçesi ile yazılan bu kitaplarla bir şekilde tanıştıktan sonra lisanından dolayı bu kitapları anlaşılmaz bulup okumaktan imtina ediyorlar. Ben gençken bu eserleri okudum hâlâ da okuyorum. Ama nasıl? Tabii ki Osmanlıca-Türkçe sözlükle... Bu da gerçekten ciddi bir çaba ve zaman gerektiriyor. Değilse anlaşılması mümkün değil. Her eser anlaşılmak ister. Onun için bir dilden bir başka dile tercüme edilir. Tercüme konusu hiçbir zaman bir eserin orijinali ile aynı olmaz. Daha doğrusu bir dilden bir başka dile yüzde yüz tercüme mümkün değildir. İyi de böyle olduğu için başka lisanlarda yazılmış kitapları okumayalım mı, onlardan uzak mı duralım? Kutsal kitabımız Kur'an Arapça. Çoğumuz Arapça bilmiyoruz. Ne olacak, Kutsal Kitabımız'ı okumayacak mıyız? Arapça bilenler de o lisanın inceliklerini ve Kuran'ı anlayacak kadar bilmiyorlar. Böyle durumlarda hayattan yardım almak gerek. Kur'an okumak, anlamak isteyen herkese Arapça önerilir, tavsiye edilir ama herkesin öğrenmesi mümkün değil ki... Bir eserin aslı ortadayken, asıl lisanı ile basımı yapılıyorken, başka dillere tercümesi ne esere ne de müellifine zarar vermez. Aslından okumak isteyen aslından, sadeleştirilmişinden okumak isteyen sadeleştirilmişinden okur! Sorunlu bir tercüme ya da sadeleştirme durumunda eserin aslı ortada olduğu için kolaylıkla yanlışlığın giderilmesi mümkün. O halde... Daha büyük kitlelere ulaşmak istiyorsanız tercüme müessesesini işletmek zorundasınız. Bütün bunları Risale-i Nur Külliyatı'ndan aslına mümkün olan oranda, yüzde 99 oranda sadık kalınarak sadeleştirilen, günümüz diline yaklaştırılan "Lem'alar" adlı eserin etrafında koparılan fırtınalar yüzünden yazdım. Çünkü bazı "abiler" bu eserlerin günümüz Türkçesine tercümesine de sadeleştirilmesine de "aslını bozar" gerekçesi ile karşı çıkıyorlar. Aslından okumak isteyen aslından okusun. Hatta Osmanlıca harflerle yapılmış baskılarından okusun. Latin harflerle basılmış fakat Osmanlıca yazılmış olandan okusun. Ama o lisana aşina olmayanların da Risale-i Nurları okumalarına imkân verelim. Ne hakla bu kitapların sadeleştirilmesine engel oluyorsunuz ki? Evet, Risale-i Nur Külliyatı'nın bir müellifi var fakat bu eserler artık miri malıdır, bütün dünyaya mal olmuştur. Madem bu eserleri yazan zata Bediüzzaman diyoruz, onu zamanın diliyle anlayacak hale getirmeye, bunu yaparken de çok büyük hassasiyet gösterileceğini bildiğiniz halde niçin karşı çıkıyoruz? Türkçe'ye tercümesine karşı çıkıp, içinde anlamsız, gereksiz, saygısız imalar olan bildiriler yayınlayanların Kürtçe tercümelerine niçin karşı çıkmadıklarını da ayrıca sormak gerekiyor. Neden, Kürtçe'ye, İngilizce'ye, Arapça'ya, Swahili diline, dünyanın bilmem neresinde yaşayan bilmem ne kabilesinin diline çevrilmesine karşı çıkmıyorsunuz da neden Türkçe sadeleştirilmesine karşı çıkıyorsunuz? Risale-i Nur'ların dilinin bugünün dili olduğunu söyleyebilir misin? Zaten basılan kitabın ilk sayfasında "Risale-i Nur Külliyatı'ndan sadeleştirilmiştir" notu da düşülmüş. Hiç kimse bu kitap Risale-i Nur'ların aslıdır demiyor ki! Bu sadeleştirme çalışması hiçbir işe yaramasa, bu eserler ve müellifi ve bu eserleri kendilerine hayat düsturu yapmış insanlar hakkındaki yanlış intibaları ortadan kaldırmaya yarar. Hakkındaki yanlış yönlendirmelere, iftiralara set çekmeye yardımcı olur. Ben ayrıca bu işi yapan insanların bu eserlere ve müellifine en ufak bir saygısızlık yapmak ve bu eserleri "çaptan düşürmek" gibi bir amaç güdeceklerini düşünmüyorum, hatta aklıma getirmiyorum. Ne demiş Ziya Paşa: "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz Şahsın görünür rütbei aklı eserinde..." Ben bu eserleri okudum ama bugün çocuklarıma okutamıyorum çünkü anlamıyorlar. Çocuklarımın da okumasını ve anlamasını istiyorum. Onun için Ufuk Yayınları'nın sadeleştirme çabasını destekliyorum. Bediüzzaman'ın eserlerini tercüme ve sadeleştirmeyi yasaklayan bir miras bıraktığını düşünmüyorum.

YAZARIN SON YAZILARI