Başı sarıklı, ayağı çarıklı, sırtı abalı Çoban…

Safvet Senih

Safvet Senih

18 Oca 2024 11:12
  • Konya’nın Hâdim ilçesinde 1861 yılında doğdu. İlmiye kariyerinden yetişti ve bu kariyerin doruğuna ulaştı. Hulâsatü’l-Beyan isimli tefsiri bu kariyerin en ünlü eserlerindendir. 27 Kasım 1949’da vefat etti.
    Üstad’ın talebelerinden Şaban Akdğ Ağabeyimiz diyor ki: “Efendim, Konyalı Mehmed Vehbi Efendi (r. aleyh)  Üstad’ın  aleyhinde bulunmuş diye bir söz çıkmış.  Bunu da Küçük Hacılar köyünde bir ÇOBAN  işitmiş. ‘Üstad’ım, müsaade edersen Mehmed Vehbi Efendi’nin yanına gideceğim ona Yirmi Birinci ve Yirmi İkinci Lem’aları okutturacağım.’ Diyerek Üstad’dan izin istemiş.  Üstad ‘Gidebilir misin keçeli?’  diye sormuş. Çoban ‘Müsaade edersen, evet’ demiş.
    “Çoban efendi, çarıklarını çekmiş, iki-üç gün yol gittikten sonra Konya’ya varmış. Rahmetli Halıcı Hacı Sabri’nin dükkanına gitmiş. Selâm aldıktan sonra,  ‘Başı sarıklı, ayağı çarıklı, sırtı abalı çoban efendi, sen ne arıyorsun buralarda?’  demiş. O da, ‘Vehbi Efendiye gideceğim, onunla halledeceğim bir müşkülüm var.’ diye cevap vermiş.
    “Sabri Efendi, ‘Bu vaziyette sen onun yanına nasıl gidersin?’ deyince çoban da ‘Ben giderim efendim’ demiş. Halıcı Sabri Ağabey, ‘Kardeşim, önce git kendine ütülü bir pantolon, temiz bir ayakkabı ve güzel bir ceket al;  o zâtın yanına öylece git’ diye ısrar edince, çoban, ‘Sen hocanın evinin yerini bana göster’  diye kararlılığını belirtmiş.
    “Hastanın ilacı kendi ayağına gelirmiş. Meğer Vehbi Efendi, dükkanda oturuyormuş. Dönüp, ‘Hocam, bir misafirimiz var’ deyince, Vehbi Efendi, ‘Oğlum, müşkülün nedir?’ diye sormuş. Çoban aradığını bulmanın sevinciyle şöyle söze başlamış.
    “Hocam, Isparta’ya  Bediüzzaman diye biri geldi. Bir Cuma namazına gitmeyen kâfir olur, diyor. Biz ise üç Cuma namazı diye biliyorduk. İki cami arasında kalmış beynamaz gibi, şaşırdık, kaldık; hocam bize bir yol göster.” (Aslında Üstadın asla böyle bir sözü yok. S.S.) 
    “Çobanın niyeti İhlas Risalelerini hocaya okutmak…  ‘Ver bakalım şu kitapları, nerede yazıyor?’ diyor. Kitapları okuyor ve ağlıyor. Hani orada ‘Heleke’n-nâsu ille’l-âlimûn’ hadisi var ya, oku okuduktan sonra ‘Vah efendim vah!  Bediüzzaman   imdadıma, seni göndermiş; Allah senden ve ondan razı olsun. Git, benim yerime onun elini, ayağını öp beni affedip talebeliğine kabul etsin.’ demiş.
    “Çoban, Üstad’ın yanına döndüğünde, Üstad onu kapıda karşılamış ve ‘Keçeli, sahralar dolusu kırmızı koyun tasadduk ettin.’ diye buyurmuş. Çoban ‘Sayende Üstadım’ diye cevap vermiş.”
    “Üstad Hazretleri bu hâdiseye şu ifadeleri ile işaret eder: ‘Konya âlimlerinin Risale-i Nur yazmakta ve takdir  etmekte olduklarını ve tefsir sahibi Hoca Vehbi’nin (r.h.) Risale-i İhlas karşısında mağlubiyetle beraber. Risale-i Nur’a karşı hayran ve takdirkâr olması münasebetiyle, Hâfız Ali demiş ‘Risale-i Nur’un bir kerametidir, öküze et ve arslana ot atmaz. Öküze ot verir, arslana et verir. O Arslan Hocanın en evvel İhlas Risaleleri eline geçmiş.”  (*)
    “Başta müfessir mübarek Hoca Vehbi olarak onlara ve oradaki Nur şakirtlerine çok selam ederiz ve bu mübarek üç aylarda dualarını isteriz.” (Emirdağ Lahikası)
    (*)  Son Şahitler Kastamonu Lahikası

    18 Oca 2024 11:12
    YAZARIN SON YAZILARI