'Alternatif' müesseseler ne kadar 'alternatif'?

Özellikle geride bıraktığımız son üç asırda, din, toplumsal hayattan çekilip vicdanlara hapsedilmiş. Kainat, boşluk kabul etmediği için; dinin sosyal hayattaki tezahürlerinin yerini, kapitalizm, pozitivizm, az da olsa kominizm gibi sistemler almış. Batı Dünyası, sosyal hayatın, ictimai nizamın kurallarını koyarken, sert ve katı bir şekilde koymuş ve uygulama noktasında da taviz vermemiş. Bu dünya, kafa ve kalp planında boşluklar yaşasa da; pratik hayatta çok açık alan bırakmamaya gayret etmiş ve başarılı da olmuş nitekim. Müslüman toplumlar ise zihin ve kalp planında İslami yaşantıyı devam ettirseler de; gerek yanlış dini anlayışlar, gerekse de dünyayı sarsan gayr-i dini akımların etkisi sebebiyle, dini sosyal hayattan tecrit etmişler. Böylece özü itibariyle “muamelat” olan İslam’ın bu yönü hep göz ardı edilmiş. Evet, son ve evrensel din olan islamiyetin; gerek şahsi, gerekse de ictimai hayata dair kanun ve prensipleri mevcuttur. Ancak önem sırasına göre değerlendirdiğimizde, “din nedir” sorusuna verebileceğimiz en doğru cevap, “din muamelattır” olacaktır. İslam, İnsanın, diğer insanlarla olan münasebetlerine, şahsi hayatından daha fazla önem verir. Bir müslümanın, islamiyet’i ne kadar anlayıp, içselleştirdiğini anlamak için, diğer insanlarla olan münasebetlerine bakmak, yeterlidir kanaatindeyim. İşte, sosyal hayattaki gerek dini olmayan hayat, gerekse de konulan kuralların uygulanmaması sonucunda ortaya çıkan boşlukların neticesinde meydana gelen, aldatma, kandırma, hak edenin hakkını alamaması gibi sorunlar var etmiştir “alternatif” kurumları. Onlar, adı üzerinde aldatmanın, kandırmanın alternatifi olan “güvenilir” kurumlardır. Onlar, dinin “emin” yönünü temsil ediyorlar. En azından “alternatif “adıyla kurulup böyle anılan bir kuruluşa millet, “güvenilir” gözüyle bakıyor. Peygamber Efendimiz (sallallahü Aleyhi ve Sellem), sözünde durmamayı “münafıklık” alameti olarak addederken; “aldatanları” ise, “bizden değildir” diye ağır bir şekilde ikaz eder. İnsanlara, “en güzel davranış biçimiyle davranmayı” da tavsiye eder. Bu, onlarca hadisten birkaç tanesine bile baktığımızda, “alternatif müesseseleri”, sözünde duran, aldatmayan, nezaketin şahikalarında dolaşan, insana değer veren, güvenilirliğine toz kondurmayan, kondurmaması da gereken kurum ve kuruluşlar olarak tavsif edebiliriz. Peki gerçekten böyle midir? Yoksa “alternatiflik” sadece isimde mi kalmaktadır? Bunu tesbit etmek için, “biz, güveniliriz, biz, islam’ın güven boyutunu temsil ediyoruz” diye ortaya çıkan, ‘6-7 yıldızlı tatil merkezlerinden’, hastanelere, alış-veriş merkezlerinden, küçük esnaflara kadar, bütün kurumların, müşterilerine bir anket yapıp ne kadar “güvenilir” olabildiklerini tesbit etmelerini acizane tavsiye ediyorum. Yoksa fark etmeden en önemli “mefahirimiz” olan dinimiz zarar görüyor. Taha ÜNAL Din Sosyolojisi Uzmanı [email protected]

YAZARIN SON YAZILARI