Eşleri Allah Resulü’ne (sas) nasıl davranırdı? 9

Sıkıntılı zamanlarında destek olurlardı Hayat bin bir sürprizle dolu uzun bir maraton. İnsanın karşısına nerede, ne zaman, ne çıkacağı belli değil. Ancak umulmadık, beklenmedik bir gelişmenin her an vuku bulabileceği gerçeği de, Kâinatın değişmez realitelerinden birisi. Problemleri yaratan Allah, hem çözümünü var etmiş, hem de çözüm yapabilme kabiliyetini insanın yapısına yerleştirmiş. Hayatta imtihan vesilesi olarak sıkıntıları var eden Yüce Yaratan, bu sıkıntıları daha rahat aşabilmesi için, kullarına yardımcılar lütfetmiş. Evet bir insanın hayat arkadaşı aynı zamanda onun en büyük yardımcısı. İyi günde sevincini paylaşan, kötü günde de yanında olan en büyük destekçisi. Belki de erkek ve kadının fiziki, manevi, akli, ruhi v.b. yönlerden farklı yaratılmasının sırlarından birisi de bu noktada gizli. Yani, iki farklı cins, olay ve hadiselere farklı nokta ve menfezlerden bakabiliyor. Bu farklı bakış açıları da olay ve hadiselerin görünmeyip karanlıkta kalan noktalarının aydınlanmasına vesile oluyor. Böylece bir taraftan problemler çözülürken, diğer yandan da imtihanlar geçilmesi daha kolay hale gelebiliyor. Aslında bir nimet ve zenginlik olan bu, farklı bakış açılarına sahip olma meziyeti, eşler arasında bazen kavga nedeni bile olabiliyor. Eşinin kendisi gibi düşünmediğini gören beyler veya kocasının kendini anlamadığı fikrine kapılan hanımlar, bu durumu çatışmaya dönüştürebiliyorlar. Bazen de beyler, eşinin görüşüne başvurmayı erkeklikle (!) bağdaştıramayıp bu zenginlikten kendilerini mahrum edebiliyorlar. Böylece olay ve hadiselerin altından sırf kendi görüşleriyle kalkmaya kalkıp, sonu hüsranla neticelenen gereksiz mücadelelere girişebiliyorlar. Acaba eşleri, aynı zamanda vahiyle desteklenen Allah Resulü’ne, görüş ve fikirleriyle destekçi oluyorlar mıydı? O’nun bir beşer olarak bunaldığı ve desteğe ihtiyaç olduğu durumlar oluyor muydu, oluyor idiyse böyle anlarda annelerimizin (r.anha) tavırları nasıl oluyordu? Hudeybiye örneği Miladi 628 yılında Mekkelilerle imzalanan Hudeybiye Anlaşmasının şartları zahiren Müslümanların aleyhinde görünüyordu. Öyle ki sahabe-i kiram adeta şok geçiriyor ve kimse yerinden kıpırdayamıyordu. Allah Resulü (sas), kendisiyle umreye niyet edenlere, kurbanlarını kesmelerini ve ihramdan çıkmalarını emretti. “Ancak Sahabe, ‘acaba verilen kararda bir değişiklik olur mu’ düşüncesiyle meseleyi biraz ağırdan alıyordu” (Gülen, 2004:15). Çünkü onlar yıllarca görmeyip hasretiyle yanıp tutuştukları Mekke ve Kabe’yi görme arzusuyla yola çıkmışlar, şimdi de tamamen sürpriz bir durumla karşı karşıya kalmışlardı. Allah Resulü (sas) emrini bir defa daha tekrarladı ancak Sahabenin tavrında herhangi bir değişiklik olmadı. Bu durum Allah Resulü’nün (sas) ağırına gitmişti. Mahzun bir şekilde Ümmü Seleme Validemiz’in yanına geldi ve: -Müslümanlar helak oldu; Ben onlara kurbanlarını kesip traş olmalarını emrediyorum ama onlar bunu yapmıyorlar, diye dert yandı. Belli ki hayat arkadaşıyla istişare edecek ve problemin çözümü adına onun da fikrine müracaat edecekti. Validemiz: -Ya Resulallah! Onları levmetme; çünkü şu anda onlar büyük bir şok yaşıyorlar! Anlaşma konusunda yaşanan sıkıntılar ve bekledikleri gibi bir fetih yaşamadan geriye dönmek durumunda kalmak onlara çok ağır geldi. (Haylamaz: 2007: 382) diye söze başladıktan sonra çözüm adına şu teklifte bulundu: “Ya Resulallah! Emrini bir daha tekrar etme. Belki muhalefet eder ve mahvolurlar. Fakat Sen, kendi kurbanlarını kes ve onlara bir şey demeden de ihramdan çık. Onlar verdiğin emrin kesinliğini anlayınca, ister istemez Sana itaat edeceklerdir.” Allah Rasulü de böyle düşünüyordu. Hemen bıçağını eline aldı ve çadırından çıkarak, kendine ait kurbanları kesmeye başladı. O daha birkaç kurban kesmişti ki, sahâbe de kendi kurbanlarını kesmeye koyuldular. Artık verilen karardan dönüş olmadığını herkes anlamıştı. (Gülen, 2004:15) Burada Allah Resulü (sas), (haşa) “ben Peygamberim, vahiyle de muhatabım” diye eşiyle istişare etmekten kaçınmamıştı. Annemiz de böyle zor bir durumda, Sevgili Eşi’nin yanında ve yardımında olarak kendisinden sonraki nesillere çok güzel bir örnek oluyordu. Belki O (sas), eşiyle istişare etmese de Allah O’na bir çıkış yolu gösterecekti. Ancak burada bir yandan istişarenin hakkı verilirken diğer yandan da ümmete bir mesaj veriliyordu. Günümüzde eşler, zor zamanlarında belki eşleriyle istişare ediyorlar. Problem çözüldüğünde ise bu durum ailelere mutluluk katıyor. Ancak burada önemli olan iyi günde de eşle istişare edip, onun görüşünü, velev ki bizimkine uymasa bile, bir zenginlik olarak kabul edebilmek. Böylece hayatın zorluklarına karşı daha dirençli ve donanımlı olarak mukavemet edip, aile olabilmenin farkını yaşayabilmek. Taha Ünal - Din Sosyolojisi Uzmanı / Eğitimci [email protected]

YAZARIN SON YAZILARI