İdarecilik ve MEB
İdarecililik, adı üzerinde, yönetimi altında bulunanları idare edebilmektir. Ciddi hiçbir icraata imza atmadan, her isteyenin istediğini yerine getirerek tebaayı memnun etmek de bir idarecilik çeşidi. Ancak bu, realite planında, ideal bir yöneticilik değil, sadece günü birlik yaşayıp, zamanı kurtarmak.
Öyleyse, bir idareci, bir taraftan mesuliyeti altındakilerin verdiği sorumluluk şuuruyla hareket ederken; diğer yandan da, başında olduğu kurumun gerektiğinde kılcallarına kadar hissedilecek icraatlara imza atabilmeli. İşte, yönetici olmanın en zor tarafı burası. Bir taraftan binlerce kişinin sorumluluğu sırtınızda olacak, diğer yandan da mümkün olduğu kadar kimseyi kırıp incitmeden, muhtelif icraatları gerçekleştireceksiniz.
Tabii, fıtratları, zevkleri, alışkanlıkları birbirinden farklı on binlerce insanı memnun etmek mümkün olmayabilir. İllaki darılıp kırılan olabilecektir. Ancak bu noktada da dikkat edilmesi gereken, vicdanlara seslenebilmek, özellikle, tebaa tarafından hüsn-ü kabul görmeyecek bir konuyu aktarırken, belagatin sırlı, bir o kadar da sihirli ikliminden istifade edebilmektir.
Öğrenci’nin, sevdiği öğretmenin dersinde başarılı olduğu herkesçe malum bir darb-ı meseldir. Öyle ya, kalp, vicdan, şuur v.b. farklı latifelerle donanmış bir varlığın, hakikat-i insaniyesi olan ruhuna seslenemeden bir muallim nasıl başarılı olabilecek? Karşısında mekanik bir varlık yoktur ki, sadece maddesine seslenerek muvaffak olabilsin.
İnsanda ne varsa etrafına da onu yayacaktır. Mesleğini, içerisinde bulunduğu kurumu sevemeyen bir öğretmen, yetiştirdiği fidanlara sevgiyi nasıl ve ne şekilde aşılayacak?
Bizler, avam-ı nas’dan birer insan olarak, yukarıların şartlarına, imkanlarına, hassasiyetlerine her zaman vakıf olamayabiliriz. Neyin neden yapıldığını bazen anlayamayabiliriz. Ancak, yaratılışımız gereği, sorgulamaktan, sormaktan, meraktan da kendimizi alamayız.
İşte bu noktada asıl sorumluluk, yapılanları, insanın ruh ve manasına da hitap edecek bir şekilde izah edebilen, raiyyetindekileri gerek icraat gerekse de sözleriyle sahiplendiğini gösterebilen, yönetimi altındakilere şefkat ve muhabbetle yaklaşabilen, basiretli, bir o kadar da ferasetli idarecilerdedir. İdarecilik, normal zamanlarda yapılanlarla değil; zor zamanlardaki hal, tutum ve tavırlarda kendisini belli eder.
Bir de, idare etmek durumunda olunan “Öğretmen” gibi, icraat alanı insan olan bir meslek grubu olunca yöneticilerin işi daha da zorlaşır. Çünkü öğretmenlikte asıl olan, bir konuyu bilmek ve anlatmak değil; o konuyu, öğrencinin seviyesine ve ihtiyaçlarına en uygun şekle indirgeyip verebilmektir. Tabir-i diğerle muallimlik, bilgileri bir süt hale getirip aç olanlara yedirebilmektir. Haliyle, belagat(sözü mukteza-i hale uygun söyleyebilme) alanında uzman fertlerden müteşekkil bir camiaya seslenebilmek de, bu mevzuda en az onlar kadar mahir olmayı gerektirmektedir.
Peygamber Efendimiz, (a.s.), “Hakk’ın rızasının, halkın rızasından geçtiğini” buyurur. Şu anda, halkın en çok memnun olduğu bakanlığımızı bilemiyorum. Ancak, halkının rızasını kazanmaya en layık ve muvafık bakanlığın MEB olduğunu düşünüyorum.
Taha ÜNAL
Din Sosyoloğu
[email protected]
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER

Uzakdoğu'da gerilimi tetikleyebilecek girişim: Kuz...

Annesinden kaçırılan çocuk 7 yıl sonra virane bir ...

Lukaşenko: "Bize yaklaşmayın ki Oreshnik patlaması...

Trump: “Biz Ukrayna’ya Ruslar İran’a yardım ediyor...

İşte Almanların altının geleceğine dair kestirmele...


