Ülkeyi boğanlar ve nefes aldıranlar

İnsan mekanla mekindir. Mekan, insanla değer kazanır veya kıymetsizleşir. Soğuk ve şuursuz mekanlara anlam ve ruh kazandıran o mekanda mekin bulunan insandır. Metafizik alemden nefes alan insanlar yaşadıkları mekana da nefes aldırırlar. Böylece bu mekanlar, kendilerine uğrayan her insanın da ferahlamasına vesile olurlar. Metafiziğe kapalı, sadece fizikle hemhal olan insanlar zamanla nefessiz kalırlar. Böylece yaşadıkları mekanın da havasız kalmasına sebep olurlar. Bu tip ortamlara uğrayan, hatta yanından bile geçen insanlar da bu ortamın boğucu atmosferinden etkilenirler. Kadimden bu yana insanlar arasında devam ede gelen mücadele mevcudatın kendi arasında da vuku bulmakta. Ancak insan dışındaki bütün mahlûkat, insana göre şekillendiği için, onların mücadelesinde hangi tarafın galip veya mağlup olacağı kendilerinden menkul değil. Rahmanın yolundan gidenler galip olduğunda atmosfer daha rahat nefes alınabilir olur. Şeytan’ın izini takip edenler, Rahman’ın askerleri üzerinde sultasını kurduklarında ise nefes almak çok zorlaşır. Hava, karabasanlar gibi insanı sıktıkça sıkar. Karanlıklar, korkunç dalgalar gibi insanın üzerine üzerine gelir. Adeta göz gözü görmez kapkaranlık bir ortamda, sanki insan, sekeratta gibi nefeslerini yudum yudum alır hale geliverir. Ne zaman ki Rahman’ın kulları silkinip kendilerine gelirler; işte o zaman o kopkoyu, hiç gitmeyecekmiş gibi görünen karanlıklar dağılıverir. Nefessizlikten durmasına ramak kalmış kalp hızla çarpmaya başlar. Bu canlılık bir anda atmosfere de sirayet eder ve herkes derin bir nefes alır. Bu ortamdan, Şeytan’ın askerleri de dâhil bila istisna herkes istifade eder.Onlar o kadar körlerdir ki aslında kendi yaşam alanlarının bile katili olduklarının farkına varamazlar. Rahman’ın kulları kör olamazlar tabii ki. Çünkü onlar Allah’ın nuruyla bakarlar. Bakarlar ki gerek atmosferin selameti, gerekse de insan ve insanlığın geleceği adına ciddi bir temizlik yapmak gerekiyor. Eğer bu temizlik yapılmazsa insan başta olmak üzere bütün mahlukatın yaşam alanı ve imkanı daralacak. O kadar daralacak ki kirletenleri bile kirlettikleri simsiyah dalgalar önüne katıp götürecek. Bu duruma seyirci kalamayan ve “temizlik imanın yarısıdır” düsturuyla hareket eden, En Sevgili’nin arkadaşları, ellerinden geldiğince köklü bir temizlik hamlesine girişirler. Bu hamleler birike birike kirli suları önüne katıp götüren, tertemiz sulardan oluşan dev dalgalar haline gelir. Ve bu dalgalar sayesinde hem atmosfer hem de mekânlar temizlenir. Ancak kirlenme bir anda olmadığı gibi temizlik de hemen gerçekleşmez. Hatta bazı yerler o kadar kirlidir ki bir-iki kez temizlemek dahi yetmeyip, üzerinden defalarca geçmek gerekebilir. Ta ki, o,insanın içini daraltan kirden eser kalmasın. Temizlik, işte böylesine güzeldir ki, “imanın yarısı” olarak anılmıştır. Temizlik, insanı rahatlatır, ferahlatır, nefes almasını kolaylaştırır. Boğmaz onu, tam tersi nefes alıp ciğerine oksijen gitmesini sağlar. Evet, bazen çok kirli ortamların temizlenmesi için dalga dalga sulara ihtiyaç olabilir. Olsun! Önemli olan bu dalgaların bizi, hatta geleceğimizi, boğulmaktan kurtarmak adına ne kadar önemli olduğunu biliyor olmamız değil mi? Taha ÜNAL [email protected]

YAZARIN SON YAZILARI