Yeni Anayasanın temel felsefesi ne olmalı?
İnsanı, hayatı, tarihi ve olayları daha iyi anlayıp doğru analizler yapabilmek için, büyük bir insan mahiyetinde olan Kainat’a bakmak gerekir. Tefekkür gözüyle Kainat’a nazar edebilenler için bir çok sırlar barındırmaktadır yaşadığımız dünya.
Bu gözle insanın yaratılışına baktığımızda, en son yaratılan varlık olduğunu müşahede ederiz. Dağları, taşları, ağaçları, bitki ve hayvanları, havası, suyu v.b. her şeyiyle mükemmel bir halde halk edilen Kainat’ın nazlı misafiridir insan. Yüce yaratan, adeta bir kutlu varlığı misafir edercesine, noksansız bir şekilde var etmiştir misafirini buyur edeceği mekanı. Ve her şeyi onun hizmetine vermiş, istifadesine sunmuştur. Yani uçsuz bucaksız devasa büyüklükteki Kainat’ın merkezinde insan vardır. Her şey onun etrafında dönmektedir.
İnsanlık tarihine baktığımızda ise; insana, ‘kendisine hizmet edilmesi gereken en üstün varlık’ gözüyle bakıp, muamelelerini ona göre ayarlayan sistem ve devletler uzun yıllar ayakta kalıp, yıkıldıktan sonra bile gönüllerde yaşayabilirken; insanı, kendi sistemlerinin bir kölesi gibi görüp,yaklaşımını da buna göre ayarlayan sistemler kısa sürede yıkılmak zorunda kaldıkları gibi, daha yaşarken de unutulmaya namzet olmuşlardır.
İçerisinde yaşadığımız süreçte ise yeni bir anayasa ihtiyacı fıtri süreç içerisinde zuhur etmiştir. Gelişen ve büyüyen bedene elbisenin dar gelip, yeni bir elbiseye ihtiyaç duyulması misali,mevcut anayasa milletin çok gerisinde kaldığı için, karşılamamıştır Türk Milletinin istek ve ihtiyaçlarını.
Günümüze kadar yapılan anayasaların temel felsefesinin ‘insana hizmet’ düşüncesi olduğunu söyleyemeyiz. Bunlardaki temel felsefe, “anayasa için insan” şeklinde idi. Çünkü, insana ‘sistemin korunması ve devam etmesi için bir vesile’ gözüyle bakılıyordu. Bu yüzden olsa gerek yakın tarihimiz boyunca milletin,’işte benim anayasam’ diyebileceği bir anayasa yapılamadı.
İçinde bulunduğumuz konjoktürde ise bir çok şeyle beraber insana yaklaşım da hızla değişti. Türkiye de bu değişimlerden uzak kalamadı. Günümüzde insan ve onun hakları artık daha değerli. Aslında olması gereken de bu idi.
Yaşadığımız yeni anayasa sürecinde, bir çok şey konuşuluyor ve konuşulacak da. Temel felsefesi ne olmalı? Değişmez ilkeler bulunmalı mı bulunmamalı mı? Anayasaya neler girmeli veya girmemeli?
Bütün bu ve bunun gibi soruların cevabını doğru verip, herkesin memnun olabileceği bir Anayasa yapmanın yolu en başta hareket noktasının doğru olmasından geçiyor. Eğer bu nokta yanlış olursa, gömleğin ilk düğmesinin yanlış iliklenmesi neticesinde bütün düğmelerin yanlış iliklenmesi gibi,sıhhatli bir anayasa yapmak mümkün olmayacaktır. İşte, günümüz şartlarına uygun ve herkesi memnun edecek olan bir anayasanın temel felsefesi “insan” olmalı. Anayasa için insan değil, “insan için anayasa” olmalı yeni anayasanın hareket noktası. Bu anayasada insanın maddi-manevi ihtiyaçları gözetilip, tamamen ona daha iyi ve daha nitelikli bir hizmet düşüncesiyle hazırlanmalı.
Tabii bütün bunların gerçekleşmesi için de, her şeyden önce “yıllık planı” hazırlanabilmeli sivil anayasamızın.
Taha ÜNAL
Din Sosyoloğu
[email protected]
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER







