Ankara küçük bir teşekkürü hak etmedi mi?

Hava çok güzeldi. Güneşli ama yakıcı değil. Hafif bahar esintisi eşliğinde... Yaşayanlar anlattı, 1976 ve 77'ye kıyasla iki katı bir kalabalık vardı. Öyle ki... Saat 2 civarında meydandan ayrılırken, Dev-Genç konvoyu girebilmek için zorluyordu. Şişli'de tıkanan gruplar, dönüşümlü meydan kullanımı bile talep etti. Gazeteci ve yazarların önemli bir bölümü haber takibi kadar, kutlamaya katılmak için gelmişti. Nizam, intizam, organizasyon mükemmel, güvenlik tedbirleri kusursuzdu. Kazım Koyuncu da çalındı. Moğollar, Grup Yorum, Ahmet Kaya da meydanı inletti. Sadece partiler, sendikalar, işçiler, memurlar, marjinal sol gruplar değil... "Başkanım seninleyiz" diyen Fenerliler de oradaydı, "Şiddete son" diyen sağlıkçılar, ne dediği anlaşılmayan Rusça pankartlar, sanatçılar da. Altan Gördüm, Dolunay Soysert, Memet Ali Alabora, Sinan Tuzcu, Rutkay Aziz sırayla çıkıp kalabalıkları coşturdu. Kırmızı bayraklı militanlar, tabelası bile olmayan illegal partileri atlamayalım. Polis onlara da ses çıkarmadı. Siyaset tek renk değildi Akın Birdal koşup gelmişti, Mustafa Sarıgül de. Aydın Ayaydın'ı da gördüm, Mehmet Bekaroğlu'nu da. "1 Mayıs 1977 Suçluları Yargılansın" dev pankartı anlamlıydı. "Demokratik Anayasa" dövizleri de... Yer yer dumandan göz gözü görmüyordu. Köfteciler, kokoreççiler, nohutlu pilavcılar, sucular... Gezi Parkı adeta panayır yerine dönmüştü. Her şey söylendi. Özellikle ekonomik politikalar eleştirildi. "İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız" sloganları göğe yükseldi. Kapitalizm yerden yere vuruldu. Düzen aşağılandı. Hükümet topa tutuldu. Ceplerindeki iPhone'lara, altlarındaki jean'lere aldırmadan Starbucks'ta cam çerçeve indirenler de oldu. Belki de Taksim'de... Gelmiş geçmiş en kalabalık İşçi Bayramı kutlaması yapıldı. Halkalar oluşturuldu, halaylar çekildi. Bir şey unutulmadı mı, küçük bir şey: 35 sene sonra bu yolu açan Ankara... Bir teşekkürü hak etmiyor muydu?

YAZARIN SON YAZILARI