Beğenmeseniz de haklarını iade etmelisiniz

TARIK TOROS
Yayınlanma Çarşamba, 28 Mart 2012
Paylaş
X Post
Lafı evirip çevirmeden bazı doğruların altını çizelim:
Nasıl ki, bu dönem milletvekili seçilen CHP'den Mustafa Balbay ile Mehmet Haberal, MHP'den Engin Alan'ın arkasında milli irade varsa 1999'da milletvekili seçilen Merve Kavakçı'nın da arkasında milli irade vardı.
Bu isimler, adaylıklarını bağımsız olarak koyup seçilmediler. Partileri onları seçilebilecekleri yerlere yerleştirdi ve seçilmeleri garantiydi.
Bu durum milli irade gerçeğini değiştirmiyor elbette.
Merve Kavakçı başörtülüydü. Seçimden önce Parlamento'ya gireceği kesindi.
O dönem, MHP'den seçilen başörtülü Nesrin Ünal, başörtüsünü TBMM Genel Kurulu'nda takmadı ve yemin etti. Bir dönem de görevini sürdürdü ama TBMM dışında başörtüsünden vazgeçmedi.
Merve Kavakçı'nın başörtüsünü içeride ve dışarıda çıkarmayacağı da belliydi.
Nasıl ki... Balbay, Haberal ve Alan'ın tutuklu olmaları sebebiyle seçimden sonra bir kriz yaşanacağı aşikârsa...
Kavakçı'nın milletvekili olmasının da siyasi krize yol açacağı iki kere iki dört kesinliğinde ortadaydı. Öyle de oldu.
Olay 28 Şubat kalıntısıdır!
28 Şubat süreci, 1997 yılı ortasında Refahyol hükümetini dağıtmış, 7 ay sonra da Refah Partisi'ni kapatmıştı. Fakat süreç tek başına bunlarla ilgili değildi, olmadığı da zaman içinde görüldü zaten.
Misal... Enerji Bakanlığı çevresinde gelişen ve jandarmanın yürüttüğü Beyaz Enerji Operasyonu 28 Şubat sürecinin bir parçasıydı.
19 Şubat 2001 MGK'sında Bülent Ecevit ve arkadaşlarının önerisiyle Cumhurbaşkanı olan Ahmet Necdet Sezer'in Anayasa kitapçığını Başbakan'a fırlatarak tetiklediği büyük ekonomik krizi hatırlarsınız.
Buna neden olan olay, hükümetin Beyaz Enerji Operasyonu ile ilgili engel çıkarmasıydı. Sezer buna kızıp Anayasal yetkilerini hatırlatmak için kitapçığı Ecevit'e doğru atmıştı.
Dönelim geriye... Merve Kavakçı'nın milletvekilliği nasıl engellenecekti? Bunun bir yolu olmalıydı. Aksi takdirde kriz büyüyecekti.
Sonunda bulundu, "izinsiz ABD vatandaşlığına geçti" denilerek Türk vatandaşlığı düşürüldü, doğal olarak milletvekilliği de bitti. Halbuki onun durumunda olan on binlerce kişi vardı. Bilakis Türkiye çifte vatandaşlığı teşvik ediyordu.
Anayasa'nın 66'ncı maddesi ise çok açıktı: "Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz."
Merve Kavakçı daha sonra Türk vatandaşlığını tekrar elde etti. O arada Danıştay'a açtığı tüm davalar reddedildi.
AİHM, Kavakçı için "seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiğine" hükmetti.
Rıza Türmen'e kulak verin
O dönem AİHM yargıcı olan Rıza Türmen, bugün CHP İzmir Milletvekili.
Türmen, milletvekili arkadaşları Balbay ve Haberal'ın tutukluluk hallerinin halen sürmesi ile ilgili endişelerini paylaşırken diyor ki: "AİHM kararlarına baksınlar. AİHM, Merve Kavakçı ile ilgili kararında, seçme ve seçilme hakkının içinin boşaltıldığına dikkat çekti. 'Hakkın özü zedeleniyor' dedi. Bu, seçmen ve seçilen açısından yapılan bir yaklaşımdı."
Kavakçı, haklarının iadesi için Meclis Başkanlığı'na başvurdu ve buradan olumlu bir karar bekliyor.
Bir anlamda Kavakçı için 28 Şubat süreci 15 yıldır hiç bitmedi.
Haliyle TBMM, Kavakçı'nın durumunu ele alırken çok boyutlu düşünmek durumunda.
Konu, Emin Çölaşan'ın Sözcü'de ifade ettiği, "Meclis'e türbanla girip ortalığı geren ABD vatandaşı Merve Kavakçı'ya bizim vergilerimizle bir servet ödenecek" sığ yaklaşımından çıkartılıp demokratik bir düzleme çekilmeli...
Ortamı geren herkesi linç edip buna hukuki kılıf ayarlayacaksak, yandık. Lakin mesele üzüm yemek değil
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER

Brooklyn Amity davasında karar çıktı: Okulun kapan...

Dik duralım Allah bizi yalnız bırakmaz

Kılıçdaroğlu 9 milletvekilini disipline sevk etti,...

İsrail askerleri 7 aylık bebeği öldürdü: Araç hızl...

İmamoğlu’ndan sert tepki: “Muhalefet partisinin ba...


