Domuz olsan iyi

Bu, Beyaz Türk'lük müdür bilmiyorum. İstanbul'daki medya dünyası ile halkın çok alakası yoktur, esasen... Müslümanlık noktasında da bu böyledir. Medyanın önemli bir bölümü inançsızdır. Ama çıkıp bunu söylemez. Saklamak daha akıllıcadır. Yine... Medyada belli köşe başlarını tutmuş isimler, köken itibarıyla Maocu, Komünist, İşçi Partili genlere sahiptir. Sonradan burjuvalaşmış, değişime, dönüşüme uğramıştır. Liberal sosa bulandığı halde devrimciliğinden taviz vermeyenler de vardır, nasıl oluyorsa... Çok fazla ilkeleri yoktur bunların. Prensipten yoksundurlar. Güçlüye yatarlar. Batı hayranıdırlar ama Batı'daki değerlerin Türkiye'ye taşınmasını istemezler. Cinsel hayatları allak bullaktır, ahlak tam anlamıyla sukut etmiştir. İnançları sorulunca, "İtikadım çok kuvvetli ama bunu sıradan kullar anlayamaz" derler. Ne demekse... Yahu, Müslüman mısın, Hristiyan mı, Budist mi? Hangi dine mensupsun? Ateist misin, deist mi? Allah'ı kabul edip tüm dinleri ret mi ediyorsun? Nesin sen? Cevap vermezler. İşlerine gelmez. Aslında, cevabı bildikleri de şüphelidir ya... Tabuları yoktur Şaraplar ve üzüm bağlarına ilişkin türlü ahkâm keserler, eşcinsellerin özgürlükleri için kampanya yaparlar. Ahlaki dejenerasyonun her türlüsüne kapı açarlar. Çılgınlıkta sınır tanımazlar, vesaire... Günah goygoyculuğunda üstlerine yoktur. Az biraz daha cesaretlerini toplasalar, domuz üzerine güzelleme de yaparlar ama... Henüz çok erken. Ters teper, alimallah... Oysa hepsi, domuz eti düşkünüdür. Nerede ne yenir, çok iyi bilirler. Viski veya şarap tadımı için saatlerce uçak yolculuğunu göze alıp, günlerini harcarlar. Bunu yazmaktan imtina etmezler. Fakat yanında ikram edilen domuzlu yemekleri atlarlar, özenle. Zira her şeyin izahı vardır da, domuz yemek kritik bir eşiktir hâlâ... Yeri gelmişken belirteyim: Bugüne kadar çıktığım yığınla basın gezisinde, ekipteki gazetecilerin çoğunluğunun domuz ürünlerine iştahını görüp şaşırmışımdır. Kimi de, mandıralara dalıp sosisini, salamını sırtlar getirir Türkiye'ye... Ben, dinen haram olması bir yana domuzu hayvan olarak çok tiksindirici bulurum. Kimse kusura bakmasın, aynı masada başkasının yiyor olması bile içimi kaldırır. Fakat tahammül ediyoruz, çoğunlukla. Çürümenin tarihini yazıyorlar Bunları kınama sadedinde yazmıyorum. Maalesef çocukluğumuz dini bilgilerden uzak geçiyor. Ladinî bir hayat yaşıyoruz. Çocuklar serbest yetiştiriliyor. Kendilerini "laik" olarak tanımlıyorlar ama aslında ilan edilmemiş bir dinsizlik yaşıyorlar. İstanbul'daki dejenere hayat, bir süre sonra onları inançlara saygıdan da uzaklaştırıyor, dine düşman cephenin yanında konuşlanıyorlar. Tutturdukları "hayat tarzı" felsefesiyle, yaşam biçimlerinin tehdit altında olduğu paranoyasına gömülüyorlar. Arkası geliyor. Sapıklıklar normalleşiyor. Atılan ahlaki adımlar "sapkınlık" olarak tarif edilmeye çalışılıyor. Unutmadan... Bunların kalpleri temizdir, büyükanneleri de başörtülü.

YAZARIN SON YAZILARI